tek kelimesiyle kendinden tiksindirtmeyi başarıyor şu kovboy! kafasını ezesim var şuan, önümde puzzle yapmaya çalışıyor, topugumla kafasını tuzbuz olana kadar ezmek istiyorum, evet istiyorum. ciddi ciddi istiyorum. ne buluyorum ya ben bu malda, anlamış degilim! bugün isten istifa ettim, belden aşagım tutmuyor artık, iyice sakatlanmadan bırakayım dedim.otobüsle işe istifa vermeye giderken de bayıldım otobüste..
hala önümde kafası, azcık ezsem ki nolur..
27 Nisan 2012 Cuma
20 Nisan 2012 Cuma
izmir metrosu
öyle bi metroya bidim ki geçenlerde evlere şenlik, tamda olaylar benim vagonumda gerçekleşti.. herkes video ya çekiyordu, şimdi baktım da yayınlamışlar.. adam "yayınlayın yayınlayın izmir de hayat var iki olarak yayınlayın" diyordu. yayınlaşışlar, "izmir de hayat var metro", izleyince o kadar eglenceli gelmedi lakin yıkıldım ya.. düşünsenize metroya binmişsiniz bi adam yavaştan şarkı söylemeye başlıyor, sonra bakıyorsun ortada dans ederek şarkılar türküler okuyor, sonrasında arkadan yaşlı bi amca vaaz veriyor, sonra bunlar birleşip beraberce şarkı söylüyorlar falan.. evlere şenlikti. neyse ki videolarda görümüyorum, tam yerine pısmışım..
5 Mart 2012 Pazartesi
kovboydan başkasını istemiyorum.
o kadar sıkıldım ki, bayıldım öldüm resmen. hayır ben kovboydan başkasını istemiyorum. ne kadar kötü olsa da onun kadar yanında mutlu oldugum kimse yok. kimse onun kadar huzur vermiyor, kimsenin yanında onun yanında kalmak istedigim kadar uzun kalmak istemiyorum. kimseyle onunla ettigim kadar muhabbet etmek istemiyorum. ben onu istiyorum tanrım ya.. o benim için yaratılmış. onu benim için yaratmışsın. nolur artık bana daha fazla eziyet etme..sonsuza kadar onunla olmama izin ver. huzurla ama.. sorunsuz.. nolur şu ters giden işleri yok et..
dünyaaa yeniden dönüyor...
sanırım kovboydan umudu kestim artık. çünkü gözüm görüyor başkalarını ve çevrem yavaş yavaş yalnız bilmeye başlıyor beni. ve içimdeki cin yine ortaya çıkıyor.. bizim okuldaki hayrettini anlatmadım degil mi? ( hayrettin dememin sebebi, şu face de ünlenen hayrettinin tıpkısının aynısı olması) geçen gün onlarla dışarı çıktık.. sinek, hayrettin, ve hayrettinin arkadaşı.. bana aşıkmış, aşkını falan itiraf etti bana nette, buluştugumuzda da sanki haberim yokmuş gibi gayet dogal davrandım, benim sinek e "ben bu salaktan çok hoşlanıyorum ama anlamıyor" demiş.. üzgünüm, çok eglenceli birisin, iyisin, komiksin ama ama bilmiyorum, içimi kıpratmıyorsun.. ama arkadaşı.. aaaaahhh ahhhhh, zaten hep böyle arkadaşlar bulurum ben!!! en yakın arkadaşı oldugu için olmayacak bi şey seçiyorum yine yani.. neyse grafik tasarımcısı çocuk, iş varmış benim de çizimim iyi diye birbirimizin facebookunu aldık falan (benimki bahane tabi) ama ilk mesaj atan oydu, hatta bugün görüşmek isteyende.. valla ben fingirdemedim, işi bahane ederek görüşme teklif etti. bugün görüşcez.. offff hayrettin offf.. biraz daha içinde saklasaydın olmaz mıydı! tüm her şeyi mahvettin. yazsam bile çocuk arkadaşına ihanet edip benle olur mu olmaz... işi var gücü var, düzgün. tam da bu sefer düzgün bulduydum aç bulmadıydım, bahtıma tüküreyim. şu an yanımda kovboy var, kafasını egip baksa yazdıklarımı görücek ama yapmayacagını biliyorum. ki görse de bi şey demeye hakkı yok ki.. beni istemeyen, git birini bul diyen kendisi, hırpalayan döven kendisi.. hadi bakalım hayırlısı olsun..
ps: lakabı, pörtlek olsun..
ps: lakabı, pörtlek olsun..
ana vatan şarıl şarıl kepaze etti beni...
bugün halk bankasının sınavı vardı. sende mi brütüs derseniz evet bende.. bi bok olacakmış gibi sabahın köründe koştur koştur gittim. o kadar sorumluluk sahibi bi insanım ki giriş belgesiz gidilmeyen sınava orda vardır nasıl olsa internet kafe diyerek giriş belgesiz gittim. allahtan bu sefer sorun çıkartmadı sorumsuzlugum, buldum kafe de son 10 dkk kala çıkarttırdım. otobüs duragına gittim, binecegim otobüsü bilmiyorum sorucam, "abi dokuzeyl.." diyordum ki tamamlamama izin vermeden, "104" dedi herif. artık kaç milyonuncu soransam.. bindim otobüse, her binen orayı soruyor. adam en son "tamam ben gelince çıgıracam hepinize geldik diye merak etmeyin" dedi.. neysew gittim sınav yerine, bi an noluyo lan yanlış yere mi geldim, kendi üniversitem mi burası diye tereddüt geçirdim. bütün bizim okul ordaydı.. dedim bizim zıkkımın dibi üniversitesinin baltasız elemanları.. barış, nazlı, adlarını bilmedigim simalarını bildigim tanıdıklar.. gittik kahve falan ohoo özlemişim okul keyfini.. du ya bundan önce bizim okuldan bi çocuk var ilk onu gördüm, ilk onunla konuştum. ama o olayı anlatmak için biraz geçmişe gidip onu anlatmam lazım. şimdi bizim okulda bi çocuk vardı, hiç konuşmadık ama hep birbirimize gözümüz takılırdı. istemsiz olur ya, birine bakrsın. hah işte öyle bişi. ama tek bende degil, onda da var.. karşılaşınca bi kitleniyoruz sonra da dönüp gidiyoruz. ve asla ve asla konuşmuyoruz.. neyse, bu kovboyun arkadaşını ilk gördügüm gün bara gittigimde tüm gün, okuldaki çocugu istiyorum ben istiyorum o çıksın karşıma, gelsin köşeden dönsün falan diye laf olsun torba dolsun diye konuşup duruyordum bizim sinege. sonra bara gittik oturduk, ben aşşagı sigara içmeye indim bi baktım bu çocuk! allahım dedim noluyor! içimde ne lanet var benim. diledim oldu, noluyo lannnn.... (o gün başka bi dilek daha dilemiştim ve o da oldu, o da şuydu ki, beni sevmese de olur artık birini seveyim noluuuuuurrrrr!!!!) neyse o gün de konuşmadık, bu böyle devam etti gitti. bugün kafamı bi kaldırdım bu çocuk, yine kitlendik. tam kaamı çevirecektim hafif bi gülümsedi, o an artık zamanı geldi diyerek, "yine mi sen!!!" dedim. afalladı bi, "her yerde karşıma çıkıyorsun, okulda, barda, orda burda, şimdi de burda mı buldun beni" dedim gülüştük derken barış derken nazlı derken derken koca bi grup oluşturuverdik.. sınav nasıldııı, ımmm genel yetenek süper ötesiydi. halen formülleri hatırlıyorum ya matematikten. ama alan pek fenaydı, hele ingilizce sorma gitsin.. neyse her şeyden özet geçtikten sonra asıl konumuza geleyim, sınavdan çıktım tuvalet arıyom kendime, tüm sınav boyu sallandım zaten a.q işiyecegim tuttu! bi tuvalet buldum bay bayan yazmıyor! ulan bayan mı bu ne acep derken, aman sokarım yoktur nasıl olsa biri altıma işicem lan diyerek ya bismillah daldım içeri ama depar atarak gerisin gerisi kaçtım. ama nasıl koşuyorum merdivenlerden hızıma şaşırdım. içerde ne gördün derseniz, arkası dönük iki erkek, önlerinde de pisuvar! yemin ederim o an o kadar tırstım, utandım, yerin dibine girdim ki anlatamam. yok yani abartmıyorum depar atarak kaçtım ordan. konumuz bu da degil elbet, çıktım buldum yine bizimkileri, kahve falan muhabbet derken gitme vakti geldi ve yola koyulduk. otobüse bi bindim altımdan bişiler akıyor. yok yaaa, olmaz, az önce tuvalete gittim yoktu bişi, yok yok yapmaz bana bunu. hem yapsa da benimki az oluyo zaten, çıkmaz derken, şarrrrrr.. anaaammmmm noliii lannn.. derken yanımdaki çocuk kalkınca kaymam gerekti, allahhh bacagıma bi ıslaklık degiyor pantolonum yer degiştirdiginden. "allam sen büyüksün nolur rüyada olim nolur ter olsun" derken elimi bi attım, allahım sana geliyorum dedim. hayatımda ilk defa başıma böyle bi şey geliyor ve napıcam bilmiyorum. anama msg attım duymuyor ki normalde duymama gibi huyu yoktur. sinek e mesaj attım ondan da tık yok agladım aglicam. otobüste mahsur kaldım inemem ben, inersem şar diye akarsa ya diye binbir çeşit şey düşünüyom.bi de yol tıkalı mı!! 2 saatten fazla sürdü anasını sattıgımın yolu. bi de aktarma yapmam gerek, bi de işe gidiyorum!!!! geç kalmışım işe zaten... allahım al canımı kurtar beni bu işkenceden diye allah ne verdiyse saydırıyorum içimden. neyse yapcak bişi yok diyere saldım çayıra indim bindim falan ulaştım iş yerinin oraya.. bayıldım bir dona 6,5 lira içime oturdu! bi de tuvaletten 1 liraya orkid aldım. iş kıyafetlerimi de giydim miydi tamam oldum. rahat bi nefes aldım sonunda diyordum ki agrım başlamasın mı.. bi de bugün en yogun gün.. offf lanet bi gündü anlayacagın..
27 Şubat 2012 Pazartesi
"BK"
yeni kıyafetlere yarın geçmemiz şerefine başlıgımın adını bk koydum. sırtımızda kocaman "BK" yazacak artık.. arkamızdan ne bok herif derler bundan sonra diye tahmin ediyorum. neyse konumuz bu degil, konumuz, zoraki kahvaltı meselesi. zorla paramızı aldı herifler ve kendi paramızla bizi kahvaltıya götürdüler.. neyse tahmin ettigim kadar kötü geçmedi de zaten ben bu incanlarla sürekli dip dibeyim anasını satayım. seslerini yüzlerini görmekten örggkk gelmiş artık. ulan hayatım sadece o iş yerinde geçiyor ve sadece o insanların yüzünü görüyorum.. bundan böyle kısaca bahsedip geçiyorum, böylece bunu da anılarıma eklemiş oluyorum. fazla ayrıntı yok zaten, öküz gibi tıkındım açık büfeden. bildigin bi dana yemiş kadar oldum. nereme gidiyor anlamıyorum ya, halen 48 kiloyum. boyumda 1,68 (sanırım)! bi de paso fotograf çektim. bildigin alemin fotografçısı gibiydim.. saatlerdir çektigim milyon tane fotografı yayınlayıp etiketlemeye çalışıyorum insanları.. ( sinek sadett diye çıgırıyorsun ordan biliyorum ama bu benim günlügüm, bunları da yazmam gerek. sırf asıl konuya geleyim diye özet geçiyorum zaten..) gelelim asıl konuya, az önce kovboy, bilgisayarı açık bi şekilde uyuya kaldııııııııııııııııııı.. bilgisayarına şifre koymuştu, en son sarı karı olayından sonra da şifresini bildigimi ögrenip şifresini degiştirmişti hatırlarsanız.. ve en son çarem olan telefonuna da şifre koyunca ben hepten onun özeline ulaşamaz olmuştum. tırnaklarımın hepsini bitirdim nasıl bulurum, nasıl ederim diye, lakin bi gün benim işe yaramaz arkadaşım sinek, ki bilgisayar konusunda olabildigince cahilken, benim bilmedigim bi olaydan bana bahsediverdi.. kayıtlı şifreleri görebiliyor imişiz... yihuuuuwww, o gün bu gündür bi fırsatını bulup bilgisayarına elimi süremediydim. adam tuvalete giderken bile oturumu kapatıyor sırf dokunamayım diye. amaaa... laaa laaa laaaa laaa laaaaaaaaaaa.... seviyorum seni sineeekkk...
26 Şubat 2012 Pazar
camışın sonu
dün kendime yeni hat aldım.. dur ya dün müydü o, ondan önceki gün de olabilir!yok yok dündü sanırım.. gerzek camış yüzünden!! aaaa ben o olayı anlatmadımmm diii miii???!! dur hemen özet geçivereyim. şimdi kovboy eski kırıklarından birini facebookuna eklemiş, ona da bi lakap takayım ımm, sarı sürtük demiştim digerine, bu da harbi sürtük olsun. sülük gibi kız, naptıysam kurtulamadım anasını satayım. her neyse işte harbi sürtügü eklemiş faceine nası dellendim, nası kavga ettim anlatamam, bunun üstüne camışı aradım face de, bulamayınca da telefon ettim faceini kapadın mı diye, kapamış, o ara aglamaklı oldugumdan konuşamadım kapadım telefonu. neyse sonra bunu ben msn den ekledim. bişiler yapmam lazım çünkü altta kalamam. sinirliyim agresifim, yapmalıyım yani bi şey. (bu arada ben kendimin a.q arkadaş. sinirlendigimde dönüp ekleyecegim adam bile gerzegin önde gideni, yareebbimm, ben bu adamı sevdim bi de! acaba aklıma o aralar kim sıçmıştı merak ediyorum!!) neyse ekledim işte sonra ertesi gün online gördüm, konuşayım dedim ama konuşmak bile içimden gelmiyordu o denli tiksiniyorum heriften. neyse selam kelam derken, dedim ki "seninlebukadar rahat konuşup içimin sızlamayacagı günler gelecegini o zamanlar söyleselerdi şaşardım" tabi bunun üzerine o da altta kalamaz hemen kendinden bişiler anlatmalı, yok kız arkadaşı varmış, yok çok seviyormuş, yok çok degişmiş falan.. bu gerizekalı sürekli sahte sevgililer uydurur durur, beraberken de ayrılıklarımızda yanlış mesajlar yollardı, sahte hikayeler uydururdu hep, ayrıldıgımızda da bi ton sahte sevgili uydurdu durdu sürekli.. işte bunun da öyle sahte olup olmadıgını denemek istedim, sanki sahte olsa yalanını hemen ortaya çıkartacak ya salak kafam işte, o an dalga geçme amacıyla söyleyiverdim "bana evlenme teklif etmiştin ya, hala geçerli mi diye soracaktım, tüh demek sevgilin var ve seviyorsun ha, kısmet degilmiş, neyse çıkmam gerek" diyip çat diye çıktım. aradan zaman geçti baya bi, msne girdigim ettigim yok zaten artık, girmiyorum bu muhabbeti de çoktan unutmuş gitmişim. bi gün işten geldim eve, biri beni eklemiş faceden. kız oldugu için kabul edip resimlerine bakayım dedim, tanıdıgımdır, kız ya hani nasıl olsa.. kabul ettim resimleri görünmüyor, msg attım "tanıyamadım" diye, gelen mesajsa "sen hangi hakla sevgilimi msnine ekliyorsunnn" siktir git gerizekalı dedim. seviyeni ilk cümlenden belli ettin, bıdı bıdı.. arayıp camışın agzına ettim ettim ettim ettim.. ama nasıl yırtıyorum kendimi çıglık çıglıga.. "saygısızzzzz" diye.. neyse, aradan zaman geçti yine, yine unuttum bunları, bi girim dedim msne, msne de eklemiş beni. dedim bi mail atayım düzgün, arada kötü ben olmayayım. iyilik yapayım ki işlerim iyi gitsin. gayet iyi bi mail atmıştım ki kız online oldu. konuşurken, söylediklerimden dellendi, salak herif yalanlar söylemiş yine, arada kötü olan ben oldum, yalancı olan ben oldum anasını satayım. neyse, bu geldi ortak konuşmaya sen napmaya çalışıyorsun diye. amacını biliyorum senin falan diyor bana! lan amacım ne gerizekalı! dönmek için götünü yırtan sendin yıllardır, ne amacım olacak benim! saydım sövdüm bende, kendini kurtarmak için bana bunları diyorsun ha diyerek. zamanında da bana yapıyordu işte bunları. kızlar mı dogru o mu dogru kafayı yiyordum. şimdi anlıyorum ki her zaman kızlar dogruymuş, bu yalancının önde gideniymiş.. ah keşke şunu da deseydim "degiştim degiştim diyordun, çok degişmişsin, halen yalancının önde gidenisin" diye.. ahhh, aklıma gelmedi o an..
ve biliyorum ki bu pislik ayrılacak o kızdan ve yine bana saracak. asla ve asla onunla ilgili bir şey duymak bilmek istmiyorum bu saatten sonra. saygımı zaten yok etmişti ama az da olsa bi saygım vardı, o da yok artık. sonsuza kadar bitti benim için. bi ara memlekete gidip evde kalan ona ait ne varsa toplayıp atıcam. hayatıma hiç girmemiş kadar yok edicem onu. bok herif!!.. adamın peşinde ben koşuyor gibi oldum ya.. pört! daha yılbaşında ölüyom geberiyom diye mesaj attı, şubattayız ulan. kaç gün geçti üstünden!! ayrılalı 3yıl olacak daha bir ay önceye kadar peşimde olan kendi, iki günlük karıya ben peşindeymişim gibi gösteriyor. git sen önce elindeki adım yazılı olan dövmeyi sildir, salak!! parmagında baş harfim, elinin üstünde de adımın tamamı yazıyor gerzegin.. onu tanıyan bütün insanlara bu olayı anlattıgımda hikayedir yoktur öyle biri, yazıyor kendisidir kız, diye tepki verdi.. hatta herkes aynı tepkiyi verdi.. ama neyse ney, artık çok oldu, bok herif!..
24 Şubat 2012 Cuma
yuvarlanıp gidiyoruz tüm millet olarak..
kovboyun iş yerinde bi çocuk var, gay.. bir süredir benim iş yerine gelip gidiyordu, şakasına kovboya dedim ki "hayırdır, begendigi biri mi var bizim ordan, malum bütün kasiyerler erkek" dememle birlikte, "eveett, biri varmış ama adını söylemem seninki söyler diyor" demesin mi!!! anında aklımdan geçen isim, "bay öküz" oldu. (bildigin çavo, egri burunlu, hanzonun önde gideni, göbekli igrenç bi herif) ay inanamıyorum kesin bay öküzdür dedim. gitmiş ona söylemiş seninki bay öküz mü diye, o da nerden biliyorsun diyerekten kendini ele vermiş.. velhasıl kelam, bugün daha dogrusu az önce, kovboy geldi söyledin mi çocuga diye sordu bana.. meger yine gelmiş bizim oraya ve soguk davranmış buna, hemen o da söyledim sanmış.. böyle bi şeyi nasıl söyleyebilirim ki allasen! "e şey, benim bi tanıdık var, buraya gelip duruyor, sana aşık olmuş, hani şu şeyde çalışan şey çocuk, ay gay işte, çok begenmiş aşık olmuş sana. ne dersin!!!".. örkk.. söyleyemem yanii.. ama agzımdan bi kız var, ona kaçırdıydım. ama söyleme diye de tembihlediydim acep söylemiş olabilir mi kiii?? yok yaa söylememiştir heralde..!..
komedi yaaa, benimki de teselli veriyor adama, sana degildir tavrı falan diye. yarabbim allaam büyük konuşmak istemiyorum ama başıma verme nolursun. çolugum çocugumu koru yarabbim. amin..
23 Şubat 2012 Perşembe
sakız...
şu kadınların sokakta sakız çignemeleri yasaklanmalı! vallahi yasaklanmalı.. agızlarının ortasına kapatıveresim geliyor. ulan insan kendini bu kadar mı kaybeder sakız çignerken!tiksiniyorum resmen ya,utanç verici yaratıklar.. aslında yanımda ayna taşicam, cakkıdı cakkıdı çignerken böyle agzını yamulta yamulta, tutuvercem aynayı yüzüne, kendinden tiksinecek.. çok pis koydum kafaya ya yapcam bunu..
işe gitmenin kötü yanlarından biri bu olsa gerek. hergün otobüse biniyorsun ve hergün bu insanlara maaruz kalıyorsun. hayır, sakız çignemenin de bi adabı var canım ya, o ne öyle yamuk agız gibi cakkıdı cak cak, agız yarım metre açıla açıla.. tutamicam kendimi bascam küfürü bigün de bakalım...
19 Şubat 2012 Pazar
diplomalı hamburgerciyim len var mı ötesi..
ayyy (igrenç kız tepkisidir, sürekli aylarız biz, niyedir nedendir bilinmez ama bir erkek "ay"lasa şaşıp kalırız! oysa ki biz karılarda da çok igrenç durur!!) çok yorgunuuuuuuuummm. bugün açılıştım, erken gidip erken çıkıcam diye seviniyordum.. tam çıkmama yakın bi baktım eneeee, abimler gelmiş sipariş vercek, kafayı "chute" den dışarı uzatıyordum nerdeyse.. heyecandan önlükle(önlükle servise çıkmak yasak!) servise atılmışım, tutup beni geri içeri attılar falan. neyse, elcegizlerimle yaptım olara ürünlerini yolladım. bi kalabalık bi kalabalıktı ki çok özen gösteremedim. ama niyeyse sanki ilk defa görüyormuşum gibi abimleri bi heyecanlandım ki anlatamam.
işten çıktım koşturdum yanlarına, sinemaya gidiceklermiş, beraber gittik, "karanlıklar ülkesi 4"e.. güzeldi film, emme ve lakin, devamı haftaya yapmışlar ve devamı malesef haftaya degil! onca süre merakla bekleyecegiz..
onun dışında mezun oldum bi de. geçtim seni geçtim!!! hep hocanın ismiyle söylüyorum bu dersin adını ama ona da lakap takmalıyım. olmaz, hayatımdaki hiç kimsenin gerçek adını vermemem gerek, ımmm ne olsuuuunn ki acep ki recep ?!!.. buldum, "cuma" olsun, evet evet, cuma olsun.
sen mi büyüksün ben mi ulen cumaaaaa, ezdim seni yendim işte, bitti, bitirdim. mezun oldum lannn! mezun oldum da halen hamburgerciyim. diplomalı hamburgerci.. napcam bundan sonra ben?? onca sene bunun için okudum çabaladım ettim eee, nolcak şimdi! hani iş.. hani para.. hani kariyer..
beri bara gittik geçen pazartesi degil ondan önceki pazartesi sinekle, off ne eglendim anlatamam. o gün girdiydim işte son sınavıma. iyi geçince sevinçle kutlama yaptık.. 11şubat da sinegin dogum günüydü. o günde çok eglendim.. ama bi sorun vardı ki, yazmayı düşündügüm çocuk sevgilisiyle gelmişti. kız da bi çirkin bi çirkin, daha dogrusu bi yaşlı bi yaşlı ki anlatamam. yazmayı düşündügüm çocuga da bi lakap koyayım, davul olsun, bateri çalıyor zannımca..
isimleri özetlersek,
ilk sevgilim, camış
şuanki, kovboy
en yakın arkadaşım, sinek
lisedeki en yakın arkadaşlarım, maki ve trip
okuldaki hocam, cuma
kovboyun arkadaşına, şapka demiş olmam gerek
bi de, benim 2 numaralı bahsini etmek istemedigim, o.ç var..
bi de yeni yazdıgım, davul..
sanırsam isimler bu kadar olsa gerek.
bi de beri deki garsonu begendim, lakin görsem tanımam, o denli sarhoştum. ona da, beri diyelim..
neyse şimdilik gidiyorum, gelicem
işten çıktım koşturdum yanlarına, sinemaya gidiceklermiş, beraber gittik, "karanlıklar ülkesi 4"e.. güzeldi film, emme ve lakin, devamı haftaya yapmışlar ve devamı malesef haftaya degil! onca süre merakla bekleyecegiz..
onun dışında mezun oldum bi de. geçtim seni geçtim!!! hep hocanın ismiyle söylüyorum bu dersin adını ama ona da lakap takmalıyım. olmaz, hayatımdaki hiç kimsenin gerçek adını vermemem gerek, ımmm ne olsuuuunn ki acep ki recep ?!!.. buldum, "cuma" olsun, evet evet, cuma olsun.
sen mi büyüksün ben mi ulen cumaaaaa, ezdim seni yendim işte, bitti, bitirdim. mezun oldum lannn! mezun oldum da halen hamburgerciyim. diplomalı hamburgerci.. napcam bundan sonra ben?? onca sene bunun için okudum çabaladım ettim eee, nolcak şimdi! hani iş.. hani para.. hani kariyer..
beri bara gittik geçen pazartesi degil ondan önceki pazartesi sinekle, off ne eglendim anlatamam. o gün girdiydim işte son sınavıma. iyi geçince sevinçle kutlama yaptık.. 11şubat da sinegin dogum günüydü. o günde çok eglendim.. ama bi sorun vardı ki, yazmayı düşündügüm çocuk sevgilisiyle gelmişti. kız da bi çirkin bi çirkin, daha dogrusu bi yaşlı bi yaşlı ki anlatamam. yazmayı düşündügüm çocuga da bi lakap koyayım, davul olsun, bateri çalıyor zannımca..
isimleri özetlersek,
ilk sevgilim, camış
şuanki, kovboy
en yakın arkadaşım, sinek
lisedeki en yakın arkadaşlarım, maki ve trip
okuldaki hocam, cuma
kovboyun arkadaşına, şapka demiş olmam gerek
bi de, benim 2 numaralı bahsini etmek istemedigim, o.ç var..
bi de yeni yazdıgım, davul..
sanırsam isimler bu kadar olsa gerek.
bi de beri deki garsonu begendim, lakin görsem tanımam, o denli sarhoştum. ona da, beri diyelim..
neyse şimdilik gidiyorum, gelicem
31 Ocak 2012 Salı
dayak yedim.
ve evet, dayakta yedim sonunda. bildigin top gibi sektirildim falan.. acılarını dün hissetmiyordum ama şuan bildigin tüm vücudum agrıyor.. inanamıyorum ya, dayak yedim. kovboy itinden dayak yedim.. bütün hakaretlerinizi memnuniyetle kabul edebilirim, ben kaşındım degil mi.. elin bi bok olmayan itine haddinden fazla deger verir haddinden fazla taviz verirsen olacagı bu.. elin armut mu topladı derseniz yok toplamadı, bende indirdim baya bi.. ya dayak yedim yaa, gülüyorum, dalga geçiyorum falan, bildigin dayak yedim. ben ki "bana el kaldırırsan biter, bıdı bıdı" eden insan..
acilen sevgili arıyorum. aciiiilennn.. hemen, şimdi..
acilen sevgili arıyorum. aciiiilennn.. hemen, şimdi..
30 Ocak 2012 Pazartesi
kıllarım genlerimden geliyor arkadaş, ben napayım..
geçmişe adım atmışken bi kaç olayı daha anlatmak istiyorum size. çok severek anlattıgım bi hikayem vardır küçüklügümle ilgili,
evin minigiyim, evin içinde kendi halimde koşturur dururum hep ben. evimizinde ince uzun bi koridoru var o zamanlar. koridorun bi başında salon diger başında da annemlerin yatak odası. ben salondan çıkmışım agır çekimde koşuyorum, annemse kendi odalarının içinde geldigimi görüyor ve -böyle filmlerde agır çekim gösterirler el kol hareketleriyle gelme yapma etme der gibi, hah işte aynen öyle- annemde gelmemem için çırpınıyor. lakin ben motoru takmışım, algılayıp durma safhasına geçemiyorum, koşarken agır çekimde, düşünüyorum "annem napıyor!!!" derken odaya ulaştıgımı, saga kafamı çevirip babamı arkası dönük gördügümü hatırlıyorum sonrasında da annemin apar topar beni odadan fırlattıgını hatırlıyorum. noluyor yeaaaa, dememe bile fırsat verilmeden kapının yüzüme kapandıgını bi de.. yıllar yıllar boyu bu olay kafamı kurcaladı benim, "annem beni niye odadan attı?" yaşım bayaca ilerledikten sonra farkettim ki, babam orda çıplakmış. lakin ben altında siyah bi pantolan var sanmıştım...
geçmiş geçmemiş midir..
küçükken herkesin bişiler yapıp büyüdügünde hatırlayıp utandıgı anıları olmuştur. benimde var.. off çok utanıyorum. anneme de yeni itiraf ettim zaten bu olayı. hayır kendime bile itiraf edemiyordum ama evet, yaptım ben bunu, yaptım arkadaş..
bizim müstakil evimiz vardı iki katlı, üst katta biz otururduk alt katta da kiracımız vardı. kiracımız yeni evli bi çiftti ve bi de bebeleri vardı. kendim çok büyükmüşüm gibi ben sürekli onlara çocuk sevmeye giderdim. neyse, kola şişesi gibi bişiyi bunlar kumbara yapmışlar ve o birgün şeytanla tanıştım ve beni dürtmeye başladı, her gidişimde pencereden arka bahçeye o kumbaradan bi kısım dökmeye başladım. sonra bi baktım bagımlılık yaptı. kendimi alamıyorum sürekli gidip döküyorum falan.. adamlar da hiç demezler miydi acep "ulan bu artacagına azalıyo lan" diye çok merak ediyorum!! neyse bi gün de babamın cegbine elimi attım kagıt paralar, offff, gözüm döndü.. çaktırmadan kaptım içinden bi kaç tanesini ve ben böyle böyle biriktirdim bayaaaca bi para. gidip harcasam bişiler alsam anlicam kendimi de biriktiriyorum 5 yaşında hangi hedeflerim için biriktiriyorsam artık.. neyse bi gün annemin çıglıgıyla kendime geldim.
"BU PARALARI NERDENNN BULDUNN SEEENNNNNNN!!!" diye yırtıyo kadın kendini. zulamı bulmuş! 5 yaşındaki zekamla iki saniye içinde kafamda bi ölçüm tartım yaparaktan babamın cebinden aldıgımı söylemenin en mantıklısı olduguna karar verip
"BABAMIN CEBİNDEN ALDIM BÖHÜÜ.." dedim. komşudan çarptıgımı söylesem kukumu yakacak belli, bilirim anamı, abimin elini bakkaldan sakız çaldı diye yakmış, okul çantasında silgi bulunca dayaktan pestile döndermiş ve tam böyle suyu çıkacak kısımda babam yetişip silgiyi ben aldım demiş falan.. öyle böyle bi kadın degil yani, hırsızlıga pek bi tepkili..
az dayak ve paralarımın elimden alınması sonucuyla yırttım olaydan. yalnız şuan o komşularımla karşılaşsam yüzlerine bakamam utancımdan. aklıma geldikçe bile yerin dibine giriyorum. bahçeye döker döker sonra gider toplardım!! allahım, rezalet!!
bizim müstakil evimiz vardı iki katlı, üst katta biz otururduk alt katta da kiracımız vardı. kiracımız yeni evli bi çiftti ve bi de bebeleri vardı. kendim çok büyükmüşüm gibi ben sürekli onlara çocuk sevmeye giderdim. neyse, kola şişesi gibi bişiyi bunlar kumbara yapmışlar ve o birgün şeytanla tanıştım ve beni dürtmeye başladı, her gidişimde pencereden arka bahçeye o kumbaradan bi kısım dökmeye başladım. sonra bi baktım bagımlılık yaptı. kendimi alamıyorum sürekli gidip döküyorum falan.. adamlar da hiç demezler miydi acep "ulan bu artacagına azalıyo lan" diye çok merak ediyorum!! neyse bi gün de babamın cegbine elimi attım kagıt paralar, offff, gözüm döndü.. çaktırmadan kaptım içinden bi kaç tanesini ve ben böyle böyle biriktirdim bayaaaca bi para. gidip harcasam bişiler alsam anlicam kendimi de biriktiriyorum 5 yaşında hangi hedeflerim için biriktiriyorsam artık.. neyse bi gün annemin çıglıgıyla kendime geldim.
"BU PARALARI NERDENNN BULDUNN SEEENNNNNNN!!!" diye yırtıyo kadın kendini. zulamı bulmuş! 5 yaşındaki zekamla iki saniye içinde kafamda bi ölçüm tartım yaparaktan babamın cebinden aldıgımı söylemenin en mantıklısı olduguna karar verip
"BABAMIN CEBİNDEN ALDIM BÖHÜÜ.." dedim. komşudan çarptıgımı söylesem kukumu yakacak belli, bilirim anamı, abimin elini bakkaldan sakız çaldı diye yakmış, okul çantasında silgi bulunca dayaktan pestile döndermiş ve tam böyle suyu çıkacak kısımda babam yetişip silgiyi ben aldım demiş falan.. öyle böyle bi kadın degil yani, hırsızlıga pek bi tepkili..
az dayak ve paralarımın elimden alınması sonucuyla yırttım olaydan. yalnız şuan o komşularımla karşılaşsam yüzlerine bakamam utancımdan. aklıma geldikçe bile yerin dibine giriyorum. bahçeye döker döker sonra gider toplardım!! allahım, rezalet!!
kam on beybi..
karar verdim bundan sonra bakımlı bi insan olucam. ulan götüm gibi karılar kendilerine bakıyorlar ve benden daha ilgi çekici oluyorlar bense ortalıkta sümük gibi dolaşıyorum.. neymiş, dogallık daha güzelmişşşş! siktir ordan, dogallıgına sokayım. evde kalıcam lan bu gidişle! sonra bi de lüks mekanlara takılcam bundan sonra. alsancak kuytu köşeleri ucuz diye oralarda takıla takıla açlıktan nefesi kokan adamlarla tanışabiliyorum anca. "heyyy ben metalciyim, yaşasın rock! yeahh adamımm, meeennn.. o yeaaa" diyen adamlar ya da "motorcu gençlik, biz kardeşizz" diye dolanıp birbirini düdükleyenler.. "bunlara son!!!" süslü püslü, tıkkıdı tık tık hanımefendi, şıkırdım kızlarından olup, doktor, mühendis, ve benzeri herifleri tanıyabilicegim mekanlara takılıp, "ay ben yapamam, elalemin götünü kaldırmak bana göre degil, utanırım o ne öyle" gibi lafları söylemeden gözümü öküz gibi herife dikip bakacagım.
28 Ocak 2012 Cumartesi
tam bir insan olmama az kaldı!!!...
okul bitiyor. inanamıyorum ya, kendimi bildim bileli okuyorum ve okumamak, ögrenci olmamak, artık tam bi insan olmak.. alışabilecek miyim bilemiyorum. "aaabiii ööörenciyim noolur yap bi kıyak" diyerek indirim yaptıramayacak mıyım yani şimdi ben! ya da otobüslere iki katı para mı verecegim!!
6 yaşımdan beri okuyorum ben arkadaş. nasıl tam bi insan olmayı becerebilirim ki..
ve en büyük korkum da çalışma hayatı. şuan ittire kaktıra nasıl olsa biticek diyerek devam ediyorum, ha bugün ha yarın bıraktım bırakıcam diye lakin tamamen düzgün bi işe sahip olup, emekli olana kadar ordan ayrılamayacagını bilmek ne feci bi duygu! kendimi ömür boyu aynı yere gidip gelirken göremiyorum. yapamam ben bunu ya hayır olamaz imkansız..
tek dersim kaldı. "cengiz"!!! lanet olası cengiz bıraktı yine.. önümde hem büt hem tek ders sınavı var.. eşek deilim ya geçerim diye herkesi kandırmaya çalışıyorum da fena tırmıyo degilim yani. cengiz bu, belli mi olur herifin işi..
onun dışında halen burger da çalışıyorum. bugün gitmedim, grip oldum anasını satayım sabahtan beri yataktayım bilgisayar elimde "gossip girl" izliyorum. ayıla bayıla izledigimi sanmayın haa zaman geçsin maksat.. aptal gençlik dizisi işte, salak salak aşk entrika hikayesi. kimin eli kimin cebinde, donunda belli degil. bigün o öbürünü götürüyo, diger gün digeri bi başkasını..
kovboyla da aramız baya baya düzelmişti ama eski sürtüklerinden birini ekleyince facebookuna ben de atar yaparak "o sürtük hayatında oldukça ben yokum" dedim ve o günden bugüne kadar yüzünü dahi görmemeye özen gösterdim.. bugün biraz gördüm ve tartıştık yine ve biraz laf kalabalıgı yaparak kafamı kurcaladı.. eklememiş sanırım. sordum söylemedi! ALLAH AŞKINA NE HALT KARIŞTIRIYORSUN BE HERİF! gizemli gizemli ayaklar.. siktirip dışarı çıktı zaten o orospu çocugu arkadaşıyla buluşmaya.. ona ne lakap takmıştım hatırlamıyorum, şapka mı demiştim acaba ???..
her neyse ekisi gibi günü gününe yazmayınca olmuyor. bundan sonra günü gününe yazmaya özen göstereyim bari. öpüldünüz..
6 yaşımdan beri okuyorum ben arkadaş. nasıl tam bi insan olmayı becerebilirim ki..
ve en büyük korkum da çalışma hayatı. şuan ittire kaktıra nasıl olsa biticek diyerek devam ediyorum, ha bugün ha yarın bıraktım bırakıcam diye lakin tamamen düzgün bi işe sahip olup, emekli olana kadar ordan ayrılamayacagını bilmek ne feci bi duygu! kendimi ömür boyu aynı yere gidip gelirken göremiyorum. yapamam ben bunu ya hayır olamaz imkansız..
tek dersim kaldı. "cengiz"!!! lanet olası cengiz bıraktı yine.. önümde hem büt hem tek ders sınavı var.. eşek deilim ya geçerim diye herkesi kandırmaya çalışıyorum da fena tırmıyo degilim yani. cengiz bu, belli mi olur herifin işi..
onun dışında halen burger da çalışıyorum. bugün gitmedim, grip oldum anasını satayım sabahtan beri yataktayım bilgisayar elimde "gossip girl" izliyorum. ayıla bayıla izledigimi sanmayın haa zaman geçsin maksat.. aptal gençlik dizisi işte, salak salak aşk entrika hikayesi. kimin eli kimin cebinde, donunda belli degil. bigün o öbürünü götürüyo, diger gün digeri bi başkasını..
kovboyla da aramız baya baya düzelmişti ama eski sürtüklerinden birini ekleyince facebookuna ben de atar yaparak "o sürtük hayatında oldukça ben yokum" dedim ve o günden bugüne kadar yüzünü dahi görmemeye özen gösterdim.. bugün biraz gördüm ve tartıştık yine ve biraz laf kalabalıgı yaparak kafamı kurcaladı.. eklememiş sanırım. sordum söylemedi! ALLAH AŞKINA NE HALT KARIŞTIRIYORSUN BE HERİF! gizemli gizemli ayaklar.. siktirip dışarı çıktı zaten o orospu çocugu arkadaşıyla buluşmaya.. ona ne lakap takmıştım hatırlamıyorum, şapka mı demiştim acaba ???..
her neyse ekisi gibi günü gününe yazmayınca olmuyor. bundan sonra günü gününe yazmaya özen göstereyim bari. öpüldünüz..
2 Ocak 2012 Pazartesi
nerde kalmıştık...
şimdiii... bayagı bi zaman yazamadım. tabi ki bu dönemde geçenlerin hepsini yazamayacagım, elbet hatırlamıyorum :) ama şöyle bi özet geçecek olursammm, iki aydır burger king de çalışıyorum( elbette hangisi oldugunu söylemeyecegim) en son memleketteydim,kovboyla bitmişti ve agır bi depresyon içerisindeydim.. şuan izmir e döndüm ve iş buldum ve her şey normal devam ediyor. kovboy halen var. var da yok yani.. eskisi gibi..
dönüşüm muhteşem olacakkkk...
yaaa kusura kalmayasın söZlük, telefondan yazamaz olduydum, bişi yaptılar yazamıyordum. inan doldum yaniii.. anlatacak o kadar şey var ki.. lakin şuan çok yorgunum, uykusuzum ve yarın sabbahın köründe işe gidicem, uyumalıyım.. artık hep beraberiz. tüm maaşımı şu lanet olası mini minnacık şeye yatırdım!! lan bi ay gecemi gündüzüme kattım laynnn bennnnn... eşşek gibin çalıştım karşılıgına bak, minnacık bi kutu.. pört!
15 Kasım 2011 Salı
3 Ekim 2011 Pazartesi
Kıl yumaaa
Bu arada orman kaçkınına döndüm ha.. Her yanımdan kıl fışkırıyor, alamıyorumda. Sıççam epilasyonuna.. Bit gari bit! Kurtulayım derken hepten kıl yumagına döndüm.
29 Eylül 2011 Perşembe
Bir şeylerin sonu, yeni şeylerin başlangıcı..
Yazma cesaretini buldum kendimde sonunda. Pek fenaydım günlerdir, istesemde yazamazdım zaten.. Bitti kovboyla. Dedigim gibi gözlerinde görüyorum artık bana olan sevgisizligini. Hala kabullenemesemde elbet kabullenecegim, bittigini de hala inandırıcı bulamıyorum inan. Ama bitti işte, gerçekten bitti.. İçimde kendi kendimi kandırmaya çalıştıgımın farkındayım. Olabildigince vurmaya çalışıyorum yüzüme gerçegi, ezmeliyim o salak umutlu aptal iç sesimi.. Bagıra bagıra bitti desemde içimdeki aptal hala umut baglıyor, tutunmaya çalışıyor bazı dallara. O dalların çatlaklıgının farkında olsa da gözlerini yumuyor, görmemeye çabalıyor, farkındayım, her şeyin farkındayım. İç sesimin yapmaya çalıştıgınında farkındayım, gerçeginde.. Kabullenemiyor elbet insan, geçmişe tutunmaya çalışıyor, ama ama böyleydi, ama o seviyordu, ama bana bunu yapıyordu, bunu demişti, bak şimdi de böyle yapıyor acaba bunu mu demek istiyor.. Altını eşeledigim basit şeylerin altının boşlugunun farkındayım. En çok bu farkındalıklık durumu canımı acıtıyor işte. Kapatıyorum gözümü görmemek için. Ama kapatsamda hayali gözümün önünde ve bana basbas bagırıyor, bitti sophii!bitti! Kabul etsende etmesende bitti! Seve seve etmezsen, sike sike edeceksin! Bitti!
Evime geldim. Anneme anlatacagım diyerek. Binlerce insana sora sora annemi gelmeden hazırlaya hazırlaya geldim evime. Her şeyi anlatacaktım, camışı, kovboyu, kovboyla aynı evde yaşadıgımı, vs.. Tüm içimi boşaltıp rahatlayacagıma inandım ama anlatamadım. Kıvırdım. Gözlerindeki yorgunlugu gördüm çünkü, üzgünlügü.. Onu daha da yıpratamazdım..
Bugünse doktora gittim, psikologa, yeni bi hayat bekliyormuş beni, öyle diyor.. Nefes terapileri, egzersizler, kitaplar, hipnoz, vs.. Denicekmişiz her şeyi, güvenmeliymişim ona, ardıma baktıgımda gülecekmişim bugünlerime.. Sevecekmişim hayatı yeniden, mutlu olacakmışım, sigarayı bile bırakacak, tüm önyargılarımdan kurtulacakmışım.. Unutturacakmış bana geçmişi.. Hadi bakalım.. Ben çabalayacagım ama. En çok ben çabalayacagım. Kovboya inat hayatımdan zevk alacagım. Ona inat çok mutlu olacagım! "benle evlenmeyi düşünmüş, meger aşmışmış geçmişe olan takıntısını, teklif edecekmiş ki evlilik teklifi, ben mahvetmişim. Saçma hareketlerimle, mutsuzlugumla, negatif enerjimle.." ulan, onca emek harcadım ben be, onca eziyet çektim, onca umut besledim, bu bana söylenecek laf mı ulan! Ben geçmişi silmek adına ne eziklikler yaşadım, ne tavizler verdim, kıçı kırık mutsuzluk mu bozdu onca emegimi yani.. Ben miyim o mutsuzluga sebep olan! Sen bana hergün istemedigini söylerken zil takıp oynamadıgım için özür dilerim, özür dilerim neşe saçamadıgım için.. Sana inat çok mutlu olacagım, dişimi tırnagıma takıp çabalayacagım ve mutlu olacagım.. Geçmişimi silip atacagım. Yakamdan atacagım o lanet geçmişimi.. Her şeyi ama her şeyi unutup temiz bir sayfadan başlayacagım hayata..
Doktorun dedigini yaptım. Ne varsa geçmişte kötü şeyleri hatırlatan attım. Zaten fazla bir şey yoktu, tek camışa ait şeyler vardı bi kaç parça, deştim evi ve ne varsa attım. "o.ç m" (bundan hiç bahsetmedim, bahsetmicemde ama özetle tam bir orospu çocugudur kendisi adı "o.ç m" olsun o sebepten) ye ait bir şey yok zaten bende, "kovboyun arkadaşı" na ait de bir şey yok, sildim şuan. Burda bile bahsetmeyecegim bir daha, hiçbi yerde hiç bi şekilde.. Yoklar, olmadılar, hayatımda tanımadıgım insanlar onlar.. Kovboyu silemem henüz, o taze, kıyamadım da bir şeyine dokunmaya, mesajlarına bile dokunamadım, hatta adına, hala ördek diye kayıtlı telefonumda.. Degiştiremedim, ama zamanla..
Numaramı degiştirecegim, facebookumu temizleyecegim, onları hatırlatacak hiçbir şey bırakmayacagım. Arkadaşlarımı da uyaracagım, yoklar, kimse bana bunlarla ilgili tek kelime etmeyecek, ben bakireyim, ben o insanları tanımıyorum, hiçbir zamanda tanımadım.. Doktor kontrolüne de gidip gerekenleri yapacagım ve bir daha kendi kendime bile asla bu konulardan bahsetmeyecegim. Bitti. Bu son onların geçen bahsi. Şuan siliyorum hafızamdan ve bir daha da asla gün yüzüne çıkmalarına izin vermeyecegim.. 6 yıllık ilişkim falan da yok benim. Sevmedim ben kimseyi.. Şuan kovboyu silemedigimden o var hala ama onu da silecegim. Ona da hazır hissettigimde kendimi, yok edecegim onunda varlıgını.. Bu beyin benim. Ona ben hükmederim. O bana degil! Ben degerliyim. Ben dünyadaki en degerli şeyim. Bu dünyadaki en özel, en önemli şey benim ve kimsenin en önemli gördügüm şeye zarar vermesine izin vermeyecegim. Ve kendim de gözümden bile sakınacagım... Zamanı gelecek, her şeyin zamanı gelecek, sırayla.. Çok mutlu olacagım. Bu dünya, benim için dönüyor. Bana bir şey olduktan sonra dünya artık benim için dönmeyecek ve ben benim için döndügü müddetçe bunun farkında olacagım ve yaşadıgım her günün benim için bir armagan oldugunu kabul edip zevk alacagım. Düşünsene, benim varlıgım için koca bir dünya dönüyor, çiçekler çiçek açıyor, fırıncılar ekmek yapıyor, insanların hepsi benim varlıgım için çaba harcıyor.. Her şey benim için. Ve ben onların çabalarıyla var oluyorum.
Evime geldim. Anneme anlatacagım diyerek. Binlerce insana sora sora annemi gelmeden hazırlaya hazırlaya geldim evime. Her şeyi anlatacaktım, camışı, kovboyu, kovboyla aynı evde yaşadıgımı, vs.. Tüm içimi boşaltıp rahatlayacagıma inandım ama anlatamadım. Kıvırdım. Gözlerindeki yorgunlugu gördüm çünkü, üzgünlügü.. Onu daha da yıpratamazdım..
Bugünse doktora gittim, psikologa, yeni bi hayat bekliyormuş beni, öyle diyor.. Nefes terapileri, egzersizler, kitaplar, hipnoz, vs.. Denicekmişiz her şeyi, güvenmeliymişim ona, ardıma baktıgımda gülecekmişim bugünlerime.. Sevecekmişim hayatı yeniden, mutlu olacakmışım, sigarayı bile bırakacak, tüm önyargılarımdan kurtulacakmışım.. Unutturacakmış bana geçmişi.. Hadi bakalım.. Ben çabalayacagım ama. En çok ben çabalayacagım. Kovboya inat hayatımdan zevk alacagım. Ona inat çok mutlu olacagım! "benle evlenmeyi düşünmüş, meger aşmışmış geçmişe olan takıntısını, teklif edecekmiş ki evlilik teklifi, ben mahvetmişim. Saçma hareketlerimle, mutsuzlugumla, negatif enerjimle.." ulan, onca emek harcadım ben be, onca eziyet çektim, onca umut besledim, bu bana söylenecek laf mı ulan! Ben geçmişi silmek adına ne eziklikler yaşadım, ne tavizler verdim, kıçı kırık mutsuzluk mu bozdu onca emegimi yani.. Ben miyim o mutsuzluga sebep olan! Sen bana hergün istemedigini söylerken zil takıp oynamadıgım için özür dilerim, özür dilerim neşe saçamadıgım için.. Sana inat çok mutlu olacagım, dişimi tırnagıma takıp çabalayacagım ve mutlu olacagım.. Geçmişimi silip atacagım. Yakamdan atacagım o lanet geçmişimi.. Her şeyi ama her şeyi unutup temiz bir sayfadan başlayacagım hayata..
Doktorun dedigini yaptım. Ne varsa geçmişte kötü şeyleri hatırlatan attım. Zaten fazla bir şey yoktu, tek camışa ait şeyler vardı bi kaç parça, deştim evi ve ne varsa attım. "o.ç m" (bundan hiç bahsetmedim, bahsetmicemde ama özetle tam bir orospu çocugudur kendisi adı "o.ç m" olsun o sebepten) ye ait bir şey yok zaten bende, "kovboyun arkadaşı" na ait de bir şey yok, sildim şuan. Burda bile bahsetmeyecegim bir daha, hiçbi yerde hiç bi şekilde.. Yoklar, olmadılar, hayatımda tanımadıgım insanlar onlar.. Kovboyu silemem henüz, o taze, kıyamadım da bir şeyine dokunmaya, mesajlarına bile dokunamadım, hatta adına, hala ördek diye kayıtlı telefonumda.. Degiştiremedim, ama zamanla..
Numaramı degiştirecegim, facebookumu temizleyecegim, onları hatırlatacak hiçbir şey bırakmayacagım. Arkadaşlarımı da uyaracagım, yoklar, kimse bana bunlarla ilgili tek kelime etmeyecek, ben bakireyim, ben o insanları tanımıyorum, hiçbir zamanda tanımadım.. Doktor kontrolüne de gidip gerekenleri yapacagım ve bir daha kendi kendime bile asla bu konulardan bahsetmeyecegim. Bitti. Bu son onların geçen bahsi. Şuan siliyorum hafızamdan ve bir daha da asla gün yüzüne çıkmalarına izin vermeyecegim.. 6 yıllık ilişkim falan da yok benim. Sevmedim ben kimseyi.. Şuan kovboyu silemedigimden o var hala ama onu da silecegim. Ona da hazır hissettigimde kendimi, yok edecegim onunda varlıgını.. Bu beyin benim. Ona ben hükmederim. O bana degil! Ben degerliyim. Ben dünyadaki en degerli şeyim. Bu dünyadaki en özel, en önemli şey benim ve kimsenin en önemli gördügüm şeye zarar vermesine izin vermeyecegim. Ve kendim de gözümden bile sakınacagım... Zamanı gelecek, her şeyin zamanı gelecek, sırayla.. Çok mutlu olacagım. Bu dünya, benim için dönüyor. Bana bir şey olduktan sonra dünya artık benim için dönmeyecek ve ben benim için döndügü müddetçe bunun farkında olacagım ve yaşadıgım her günün benim için bir armagan oldugunu kabul edip zevk alacagım. Düşünsene, benim varlıgım için koca bir dünya dönüyor, çiçekler çiçek açıyor, fırıncılar ekmek yapıyor, insanların hepsi benim varlıgım için çaba harcıyor.. Her şey benim için. Ve ben onların çabalarıyla var oluyorum.
18 Eylül 2011 Pazar
Sevgilim benden sıkıldı napmak gerek doktor beyy!
1) büyü yaptırabiliriz, ama genelde ters teper, duracagı varsa da çocuk kaçarak gider
2) dua okuyabiliriz, cenabetim hiç bi duam tutmaz anasını satayım, lanet olası dövmeler, siyah sekizine sokayım!
3) aşırı ilgi, kendini bi bok sanıp, daha da götüm götüm kaçıyorlar vallahi, üstüne düştükçe nazlanıyor.
4) umrumda degilsin tavırları, dozajı ayarlayamayıp hepten kaybetme şansı yüksek, zati herif sıkılmış, iyice topuklayabilitesi yüksek.
5) kıskandırma, benimkinde etkili degil, daha da canavarlaşıp uzaklaşıp hıncını da benden çıkarıyor.
Aklıma başka bişi gelmiyor. Napcam yaaa benn! Nolur bi mucize olsun. Nolur tanrım bi mucize yarat ve öküzü insana çevir. Prenses kurbagayı öpmüş prens olmuş. Ben fazlasıyla bi öküz öptüm, bi kıyak yap bana da yaa, lütfenn..
2) dua okuyabiliriz, cenabetim hiç bi duam tutmaz anasını satayım, lanet olası dövmeler, siyah sekizine sokayım!
3) aşırı ilgi, kendini bi bok sanıp, daha da götüm götüm kaçıyorlar vallahi, üstüne düştükçe nazlanıyor.
4) umrumda degilsin tavırları, dozajı ayarlayamayıp hepten kaybetme şansı yüksek, zati herif sıkılmış, iyice topuklayabilitesi yüksek.
5) kıskandırma, benimkinde etkili degil, daha da canavarlaşıp uzaklaşıp hıncını da benden çıkarıyor.
Aklıma başka bişi gelmiyor. Napcam yaaa benn! Nolur bi mucize olsun. Nolur tanrım bi mucize yarat ve öküzü insana çevir. Prenses kurbagayı öpmüş prens olmuş. Ben fazlasıyla bi öküz öptüm, bi kıyak yap bana da yaa, lütfenn..
Uçtu kuşum elimden..
Kovboy beni iplemiyor. Hep kavga ederdik ama bi şekilde barışırdık aynı evde oldugumuzdan. Bu sefer ne denediysem işe yaramadı! Gözlerinde, bakışlarında boşluk görüyorum. Sözlerinde de.. Bitirmiş! Kendin ettin diyor, bitirdin yavaş yavaş diyor. Huysuzlugun, mızmızlıgın, mutsuzlugun.. Ne nalet bişiymişim de farkında degilmişim! Ulan it, sen yapmadın mı beni böyle.. Sen hergün kan aglatırken nasıl ben mutlu mesut olurdum! Sen hergün geçmiş geçmiş derken ben nasıl mızmızlanmadan dururdum....
Lan valla bitmiş lan. Çaresizim. Her şeyi denedim. Gerçekten umrunda degilim. Gayet farkediliyor.. Ya biri var aklında ya da gerçekten sabrı bitti, sıkıldı, vs..
Şimdi memleketinden arkadaşı geldi ve aldı çocugu gecenin bu saatinde götürdü.. Nere gitcekler! Sik gibi beni bıraktı gitti. Asla yapmazdı bunu!
Lan valla bitmiş lan. Çaresizim. Her şeyi denedim. Gerçekten umrunda degilim. Gayet farkediliyor.. Ya biri var aklında ya da gerçekten sabrı bitti, sıkıldı, vs..
Şimdi memleketinden arkadaşı geldi ve aldı çocugu gecenin bu saatinde götürdü.. Nere gitcekler! Sik gibi beni bıraktı gitti. Asla yapmazdı bunu!
10 Eylül 2011 Cumartesi
Başlıgında..!
Fuarında, konserinde, lunaparkında, işinde, kovboyunda, sevgininde, sevmeninde.. Siktigimin hayatı..
8 Eylül 2011 Perşembe
Uyusunda büyüsün neeeennnniii..
Uyumalıyımmm.. Sabah işe gidicemm!! Uyuyayım diye 2 bardak rakı bile içtim oysa ki ama hala tık yok.. Koyun da sayıyorum ama nuh diyo peygamber demiyor dinine yandıgımın uykusu. Dişimde agrıyor yine zaten. Dişçiye gittim bugün yine, bitirdi sonunda ama daha çok agrıyor şuan. Geçici dolgu varken daha iyiydi valla.. Kazıgı da gömdü pezevengin herifi. 500 lira bi kanal tedavisi anasını sattıgım. Peşin istiyor birde.. Aile bireylerimi soydum bende, okul harcı da geldiginden ötürü bayaaca para lazım bu ay..
Haydi uykuu lütfenn!!
Haydi uykuu lütfenn!!
7 Eylül 2011 Çarşamba
"İş"liyim.
Vee karşınızda, mali müşavir yanında, ne oldugu belirsiz bir sıfatla çalışmaya başlayacak olan bir insan bulunmaktaaa.. Az mahsun, az pişman bakışlarla hallettim olayı.. "sana güvenmiyorum" dedi adam yaa.. Yine gidersin diye şüphelerim var dedi. Adam gibi para ver, canımı ye arkadaş. Versen gider mider düşünmene gerek kalmaz, biz gitmeyiz zaten. 300 lira vercek, neye yeter o para! Eşek gibi de çalıştırıyor.. Haydi bakem, hayırlara vesile ola. Ehliyet de alıyorum zaten. Pek bi geliştirdim kendimi haa! Dün boktum, bugünde iyice koktum.. Şu ingilizceye de bi asılmaya başlasam iyi olur. Ulan anadolu lisesi bitirdim, üniversitede de hazırlık okudum, halen fıss.. Evet evet, bi sonraki hedefim, ingilizcemi geliştirmek.
6 Eylül 2011 Salı
İşsizim.
Uyku düzenimin içine ettigimden dolayı sabah uyanamam diye hiç yatmadım. Gözlerim zonkluyor!! Az sonra kovulcam, tüm ugraşım rezil olup dönmek için yani. Mali müşavir yanında çalışıyordu bizim sinek, onun çalıştıgı yere stajer olarak başlayıp sonrada haber vermeden tüymüştüm. İşte şimdi oraya iş başvurusu yapmaya gidiyorum. Adam kıçıyla gülerek yollayacak beni. Hatta herkes gülecek bana. Dalga geççekler benlennn.. Allam, gitmesem mi?! Onca uykusuz kaldım, hazırlandım ettim. Sabah erkenden gideyim ki az insan olsun, az insana rezil olayım diye plan falan yaptım.
"Olumlu düşün sophie, olumlu düşün, olumlu olsun."
"Ne olumlusu lan dingil, az gerçekçi ol!"
"Olumlu düşün sophie, olumlu düşün, olumlu olsun."
"Ne olumlusu lan dingil, az gerçekçi ol!"
5 Eylül 2011 Pazartesi
Eff, temizlikçi istiyorumm..
Götümü kaldırıp evi temizlemem lazım. Kovboyun annesi gelecek yarın ve evi bok götürüyor. Çok yorgunummmm, bi ton dolandım dışarda. Akılsız başımın cezasını ayaklarım çekti, tee ebesin şeyindeki kuaförde, bi heves takı toka yapcam diye aldıgım boncukları unuttugumdan dolayı oraya gitmem gerekti. Çok unutkanım yaa. Aslında bu unutkanlık degil! Sorumsuzluk, ilgisizlik, aptallık, salaklık.. İstedigin kelimeyi seçebilirsin, seçeneklerde olmasa da, hakediyorum çünkü!
Hangi insan anneler gününde annesine hediye yollamak için otogara gitmeye kalkıp yarı yolda elinde hediye olmadıgını farkeder?! Hangi insan hergün ama hergün okula giderken elinde defterlerle çıkıp, okula vardıgında elinin boş oldugunu görürüp çıglık atar!! Hangi insan, para çekmeye tee çarşıya kadar gidip kartı almamış olur.. Hepsini geçtim hangi insan her evden çıkışında en az üç kere eve unuttugu şeyleri almak için geri döner..
Neyse, ehliyet kursuna yazıldım bide bugün, çenem yoruldu baya. Gittim 600 dediler, 450ye yazıldım döndüm, baya efor sarfetmem gerekti yani anlayacagın. Pazarlık konusunda çok iyiyimdir. Bugüne kadar en iyi pazarlıgımı ikinci el eşya alırken yaptım herelde.. Buzdolabı ve çamaşır makinası fiyatı sormaya gitmiştik kovboyla, almayacaktık o an paramız yoktu ama o kadar indi ki bu fırsatı kaçıramazdık, aldık.. 500 olur size diye başladı, 450, derken 400, 350 diyince kovboyun gözü döndü alalım alalım diye, tabi ki olmaz dedim, iyi günler derken 300e indi, taşıma da bizden olsun dedi, ı ıhh derken bi baktım 200e inmiş, taşıma da dahil mi diye sordum yüzsüz yüzsüz. Dahil diyince almaya karar verdim.. Yüzsüz olan ben miyim aslında buna emin degilim. Adam 200 e satıp kar edebilecegi eşyayı bize 500 e kakalamaya çalışmış..
Spor salonuna gittim bi de, aylık 80 dedi. Kadın aygır gibiydi, korktum, teşekkürleerr, iyi günleerr, bi düşüneyim diyip çıktım.
Sürekli evde bunalmaktan bıktıgımdan dolayı kendimi bi şeylere verme hevesindeyim şimdi de. Muhasebeci yanında çalışmayı düşünüyorum (tabi alırsa beni) 250lira vercek ama napalım, tecrübe edincem en azından. Ehliyet, spor, dans okulu, resim.. Bekle beni sosyallik, bennn geliyorummm..
Eff evi temizlemem gerek halen..
Hangi insan anneler gününde annesine hediye yollamak için otogara gitmeye kalkıp yarı yolda elinde hediye olmadıgını farkeder?! Hangi insan hergün ama hergün okula giderken elinde defterlerle çıkıp, okula vardıgında elinin boş oldugunu görürüp çıglık atar!! Hangi insan, para çekmeye tee çarşıya kadar gidip kartı almamış olur.. Hepsini geçtim hangi insan her evden çıkışında en az üç kere eve unuttugu şeyleri almak için geri döner..
Neyse, ehliyet kursuna yazıldım bide bugün, çenem yoruldu baya. Gittim 600 dediler, 450ye yazıldım döndüm, baya efor sarfetmem gerekti yani anlayacagın. Pazarlık konusunda çok iyiyimdir. Bugüne kadar en iyi pazarlıgımı ikinci el eşya alırken yaptım herelde.. Buzdolabı ve çamaşır makinası fiyatı sormaya gitmiştik kovboyla, almayacaktık o an paramız yoktu ama o kadar indi ki bu fırsatı kaçıramazdık, aldık.. 500 olur size diye başladı, 450, derken 400, 350 diyince kovboyun gözü döndü alalım alalım diye, tabi ki olmaz dedim, iyi günler derken 300e indi, taşıma da bizden olsun dedi, ı ıhh derken bi baktım 200e inmiş, taşıma da dahil mi diye sordum yüzsüz yüzsüz. Dahil diyince almaya karar verdim.. Yüzsüz olan ben miyim aslında buna emin degilim. Adam 200 e satıp kar edebilecegi eşyayı bize 500 e kakalamaya çalışmış..
Spor salonuna gittim bi de, aylık 80 dedi. Kadın aygır gibiydi, korktum, teşekkürleerr, iyi günleerr, bi düşüneyim diyip çıktım.
Sürekli evde bunalmaktan bıktıgımdan dolayı kendimi bi şeylere verme hevesindeyim şimdi de. Muhasebeci yanında çalışmayı düşünüyorum (tabi alırsa beni) 250lira vercek ama napalım, tecrübe edincem en azından. Ehliyet, spor, dans okulu, resim.. Bekle beni sosyallik, bennn geliyorummm..
Eff evi temizlemem gerek halen..
2 Eylül 2011 Cuma
Okumadan geçmeni tavsiye ederim, küfür yemek istemiyorum inan, dur deme öyle, aaa çok ayıp!!
Bir hikaye yazmak istiyorum. Saçma da olsa bana ait bi hikaye. Benim uydurdugum, benim kurguladıgım, benim saçmaladıgım bir hikaye.. Üstüne hiç düşünmedim inan. Hatta şuan bile ne yazacagıma dair bi fikrim yok. Aklıma ilk gelen cümlemle başlayıp düşünmeden, akışıyla yazmayı planlıyorum. Bu ön girişi uzattıkça uzatabilirim, evet bunu yapabilirim ve bunu yaparken, bunu yapmadaki tek amacım, aklıma o ilk cümlenin ne olacagı gelmiyor olması olabilir.. Evet, olabilir ama olmama ihtimali de var! Acı degil mi? O ilk başlangıçlar yok mu, hep orda zorluk yaşar insan. Kavga ediyorsundur, aşıksındır itiraf edeceksindir, vs, o ilk cümle bogazında dügümlenir. Bir başlayabilsen devamı gelecektir lakin bir türlü en dogru başlangıcı bulamazsın. Mesaj yazmaya kalkarsın, yazar yazar silersin, bi türlü begenmezsin başlangıcını. İlişkiye başlarsın, o kadar berbattır ki o ilk başlangıç günleri, nasıl davranacagını kestiremezsin, hatta bazen ilk görüşme günleri o kadar zordur ki, sırf bu sebepten gitmeyip belki de hayatının adamını/kadınını kaybedersin. İlk iş günü, işkencedir.. Örnekleri çogaltabilirim, bundan eminim..
Ne demiştim, bir hikaye yazmak istiyorum. Bana ait bir hikaye, benim uydurdugum..
Gördün mü bulamadım işte başlangıç. Yok yok benden bi cacık olmaz. Şu başlangıçlar yok mu allah kör etmeye onları..
"dün merdivenlerde olmayan bir adamla karşılaştım, bugünde orda degildi, keşke dedim keşke gitse..."
Ne demiştim, bir hikaye yazmak istiyorum. Bana ait bir hikaye, benim uydurdugum..
Gördün mü bulamadım işte başlangıç. Yok yok benden bi cacık olmaz. Şu başlangıçlar yok mu allah kör etmeye onları..
"dün merdivenlerde olmayan bir adamla karşılaştım, bugünde orda degildi, keşke dedim keşke gitse..."
1 Eylül 2011 Perşembe
Yerin dibi ne kadar derindir acep ki recep???
Hani böyle arada birileri seni gösteriyormuş, sana gülüyorlarmış hissiyatı olur, kendini yoklarsın, farmuarım mı açık, burnumda sümük mü var acaba diye kontrol edersin, sonra huzursuz olursun. Saçma bi kompleks durumudur, aslında kimsenin seni ipledigi yoktur ama sen etraftaki herkesi seni parmakla gösterip kahkaha atacak gibi görürsün, kaçmak istersin ordan bi an önce, arada bana da gelir. Bugünde o günlerden birindeyim sandıydım da yanılmışım. Metro bekliyorum istasyondayım, yine birileri bana gülüyor gibi geldi, aman mikcem kompleksini, gayet güzelim, spor giyinmişim, makyajım gayet güzel, saçlarım iyi, bugün olmaz, defol git diyerekten kışkışladım kompleks durumumu. Ay allamm ben kadar gerzek başka insan yoktur ya, bu kadar dikkatsiz, bu kadar umursamaz başka insan olamaz. Üstümdekini ters giymişim. Metroya bindikten sonra farkettim. Sonrada kendimi kıvırıp götüme sokmak istedim, o derece utandım, kıvrandım saklanmak için. Önümü çantamla saklamaya çalışıyordum, modeli bu zannederler belki diye kendimi avuttuyordum ki camdan arkamı görene kadar sürdü bu dangalaklıgım. Arkamda kabak gibi etiket sırıtıyor ve ben sırtımı vermişim insanlara, saklanıyorum güya! Salak salak salak!
30 Ağustos 2011 Salı
İçime dokundu ya bu bayram..
Bayramınız mübarek olsun. Büyüklerimin ellerinden, küçüklerimin gözlerinden.. Sevgilerimle..
Ya ben gerçekten eski çocukluk günlerime dönmek istiyorum yaa.. Tek derdimin babamın cebinden çaldıgım paralarla yakalanmamak olmasını istiyorum. Para çalmak demişken, bi itirafta buluncam. Kendime bile söylemekten utandıgım bi itiraf.. Küçükken iki katlı bi evimiz vardı. Hala var da belediye sagolsun, arsamızı elimizden alıp başka yere taşımış, ev başka yerde, arsa başka bi yerde, biz arsayı sattık ama ev hala bizim, ama evin arsası başkasına ait falan, böyle saçma salak bi durum mevcut. Herneyse, işte iki katlı evimiz vardı ve alt katımızda kiracı oturuyordu, sanırım kadının kocası polisti, bi tane de bebeleri vardı. Ben hep bunlara gider, bebeyle oynardım. Kendim çok büyükmüşüm gibi, bebek sevmeye gidiyordum yani.. İşte ben onlardan para çaldım ya bi kaç kere, hala aklıma geldikçe utanıyorum.. Bayramla ne alaka bende bilmiyorum ama bayram diyince eski günlere gidip, utançlarımı da hatırlamak zorunda kaldım. Parayı da gidip harcamazdım ha, cüzdanda saklardım. Babamdan da bi kere çarpmıştım, hep beraber cüzdanımda kardeş kardeş duruyorlardı ve birgün annem buldu paraları, ama nasıl bagırıyor, "seeeennn neerrrdeeennn bullduuunnn buu paraalaaarııııııı" diye pöykürüyor üstüme üstüme. En uygununun babamın cebinden aldıgımı söylemek oldugunu düşünerek, hepsini babamın cebinden arakladıgımı söyledim. Böylece daha az paparayla yırttım. Halen söylemedim anneme, sanırım bunu itiraf etmeliyim artık. Çocuktum diyerek geçiştiremiyorum da, oturmuş içime iyice.
İçime oturan bi de teyzemin bana iftira atması var. Geçen gün anneme anlattım onu. Unutamıyorum, mıhlanmış beynime. Çocuk diyip geçmemek lazım aslında, o zaman olan şeyler daha çok akılda kalıyor inan. Annem, teyzem, kuzenim ve ben oturmuştuk, konuşuyor bunlar, konuşurken teyzem ayıptır söylemesi, pırtlattı.. Ama nasıl gülüyor bana bakarak. Ben yapmadım diyorum ama herkes gülüyor, gülücükler sarıyor etrafımı falan ben bagırıyorum, bagırışımda boguluyorum "bennn yapmaadııgggghhmm", teyzemse torunundan bahsederek "bizim bilmemney de böyle yapar, sonra ben yapmadım, annaanem yaptı derr" Herkes tabi ona inandı, pırtlama benim üstüme kaldı. Geçen gün oturdum anlattım anneme, ben yapmamıştım dedim, ohh rahatladım dicektim ama kadın hatırlamıyor bile. Tabi hatırlamaz, yerin dibine giren bendim..
Bi de annemden babam yüzünden bi tokat yemiştim, onu da unutmam. Babam çay döktü, annem geldi bana bi tane çaktı. "ben dökmedügeemmm" diye aglaya aglaya koşturdum. Babam ben döktüm diyene kadar ben çoktan tokatı yemiş ve evin en ücra köşesine pısıp aglamaya başlamıştım bile. Gelip öptüydü babam, sonra da kolumdan tutup banyoya götürmüş, yüzümü yıkamıştı..
Var böyle baya bi aklıma kazınan olayda şuan gelmiyor aklıma.
Ya bi bayram konuşması yapcak, eski bayramları ancaktım, muhabbet nerelere döndü. İtiraf sayfası yapıverdim iki dakikada. Neyse, eskiyi istiyorum. Eski çocukluk bayramlarımı. Bayram geliyor diye heyecanlanışlarımı. Yeni kıyafet alıp onu giymeyi iple çekişimi, koşturup harçlık toplamayı falan.. Aile boyu oluşlarımızı.. O günlerimi istiyorum ben yaaahuuuu..
Ya ben gerçekten eski çocukluk günlerime dönmek istiyorum yaa.. Tek derdimin babamın cebinden çaldıgım paralarla yakalanmamak olmasını istiyorum. Para çalmak demişken, bi itirafta buluncam. Kendime bile söylemekten utandıgım bi itiraf.. Küçükken iki katlı bi evimiz vardı. Hala var da belediye sagolsun, arsamızı elimizden alıp başka yere taşımış, ev başka yerde, arsa başka bi yerde, biz arsayı sattık ama ev hala bizim, ama evin arsası başkasına ait falan, böyle saçma salak bi durum mevcut. Herneyse, işte iki katlı evimiz vardı ve alt katımızda kiracı oturuyordu, sanırım kadının kocası polisti, bi tane de bebeleri vardı. Ben hep bunlara gider, bebeyle oynardım. Kendim çok büyükmüşüm gibi, bebek sevmeye gidiyordum yani.. İşte ben onlardan para çaldım ya bi kaç kere, hala aklıma geldikçe utanıyorum.. Bayramla ne alaka bende bilmiyorum ama bayram diyince eski günlere gidip, utançlarımı da hatırlamak zorunda kaldım. Parayı da gidip harcamazdım ha, cüzdanda saklardım. Babamdan da bi kere çarpmıştım, hep beraber cüzdanımda kardeş kardeş duruyorlardı ve birgün annem buldu paraları, ama nasıl bagırıyor, "seeeennn neerrrdeeennn bullduuunnn buu paraalaaarııııııı" diye pöykürüyor üstüme üstüme. En uygununun babamın cebinden aldıgımı söylemek oldugunu düşünerek, hepsini babamın cebinden arakladıgımı söyledim. Böylece daha az paparayla yırttım. Halen söylemedim anneme, sanırım bunu itiraf etmeliyim artık. Çocuktum diyerek geçiştiremiyorum da, oturmuş içime iyice.
İçime oturan bi de teyzemin bana iftira atması var. Geçen gün anneme anlattım onu. Unutamıyorum, mıhlanmış beynime. Çocuk diyip geçmemek lazım aslında, o zaman olan şeyler daha çok akılda kalıyor inan. Annem, teyzem, kuzenim ve ben oturmuştuk, konuşuyor bunlar, konuşurken teyzem ayıptır söylemesi, pırtlattı.. Ama nasıl gülüyor bana bakarak. Ben yapmadım diyorum ama herkes gülüyor, gülücükler sarıyor etrafımı falan ben bagırıyorum, bagırışımda boguluyorum "bennn yapmaadııgggghhmm", teyzemse torunundan bahsederek "bizim bilmemney de böyle yapar, sonra ben yapmadım, annaanem yaptı derr" Herkes tabi ona inandı, pırtlama benim üstüme kaldı. Geçen gün oturdum anlattım anneme, ben yapmamıştım dedim, ohh rahatladım dicektim ama kadın hatırlamıyor bile. Tabi hatırlamaz, yerin dibine giren bendim..
Bi de annemden babam yüzünden bi tokat yemiştim, onu da unutmam. Babam çay döktü, annem geldi bana bi tane çaktı. "ben dökmedügeemmm" diye aglaya aglaya koşturdum. Babam ben döktüm diyene kadar ben çoktan tokatı yemiş ve evin en ücra köşesine pısıp aglamaya başlamıştım bile. Gelip öptüydü babam, sonra da kolumdan tutup banyoya götürmüş, yüzümü yıkamıştı..
Var böyle baya bi aklıma kazınan olayda şuan gelmiyor aklıma.
Ya bi bayram konuşması yapcak, eski bayramları ancaktım, muhabbet nerelere döndü. İtiraf sayfası yapıverdim iki dakikada. Neyse, eskiyi istiyorum. Eski çocukluk bayramlarımı. Bayram geliyor diye heyecanlanışlarımı. Yeni kıyafet alıp onu giymeyi iple çekişimi, koşturup harçlık toplamayı falan.. Aile boyu oluşlarımızı.. O günlerimi istiyorum ben yaaahuuuu..
Özet
Şöyle bi özet geçeyim bari.. Kovboyla hastane hastane dolaştık, özel sigortası vardı hiç kullanmadıydı, bitiyor diye her yerini kontrol ettirdik falan, bolca da kavga ettik (sanki normal şartlarda farklı bi şey yapıyoruz ya) sonra denizliye gittik, ilk gün, bowling oynamaya çıkıp, kavga edip gitmeden eve geri döndük, sonra ertesi gün abisi saolsun gidebildik bowlinge, pulse, abisi, abisinin metresi ( kız arkadaşı almanyaya gitmiş, herif başkasıyla), kovboy ve ben.. Sonuncu olmadım, salak kız sonuncu oldu, çok mutlu oldum.. Hiç haz etmedim kızdan, sanırsam (heralde demem daha dogru olur) o da benden pek haz etmedi.. Sonra ertesi gün pamukkaleye gittik, giriş kişi başı 20tl diye ben bayramda gelelim diye ısrar ettim, girmedim, gerizekalı malını bilmiyon mu girsene, al göremedin yine, boku bokuna gidip döndün oralara.. Kovboy bey bi halt yapmadı yani, ona kalsa evden çıkmicaktık ama annesi abisi zoruyla azda olsa gezdik..
En kötü karar bile kararsızlıktan iyidir demişler.. Bugün bayram neşe doluyor insan!
Bugün bayram. Kavga ile uyanmak güzel oluyor bayram sabahı.. Eskiden heyecanla uyanıp, harçlık almak için tüm kardeşlerim ve annemin önünde sıra bekleyip el öper, yeni kıyafetleri büyük heyecanla giyer, sonra da şeker toplamaya çıkardım arkadaşlarımla. Hep bana şeker verirlerdi, oysa ki ben biri belki para verir umuduyla o kapıları arşınlardım. Yanımdakilere para verseler de bana hep şeker kısmet olurdu, çünkü ben en küçüktüm.. Yani bi tek ailemden alabilirdim harçlık. O da çekirdek ailemden.. Şimdi evde şekerim bile yok. Koltuga gömülmüş, kovboyun "dın dın" gitar sesleri eşliginde sinirden bi yerleri parçalama istegimle lanet okuyorum. Sıkıldım her şeyden sanki.. Her boku mahvetmesinden, hep bi sorun çıkarmasından, saçma salak işlerinden ve memnuniyetsizliginden. Aptal hayatımdan sıkıldım daha dogrusu, ne işim var ulan benim izmirde.. Ailemin yanında olabilirdim şimdi.. Denizliden bile apar topar döndük, beyimize heyheyler geldi, dışarı gezmeye çıkmışız, yoldan dönüp izmire geldik, kadın saatlerce agladı, inadım inat, götüm iki kanat geldi bu izmire.. Anasına deger vermeyen, aglatan adamın beni mutlu etmesini bekliyorum bi de.. Evime dönmeliyim sanki. Sanki.. Off bilmiyorum. Kararsızlık en kötüsü. Şöyle bi bakıyorum, bana huzursuzluk dışı hiçbi halt verdigi yok.. Korkuyorum ama yine de.. Pes etmekten korkuyorum..
27 Ağustos 2011 Cumartesi
My name is Sophia
"My name is Earl" dizisini biliyorsunuzdur, "karma", "iyilik yap iyilik bul", hassiktir ordan, iyilik yap, kötülük bul bu dünyada. Ne kadar kötüysen o kadar yer ediniyorsun, ne kadar iyiysen de o kadar sıçıyorlar agzına. "Ters karma" bundan sonra hayatımda yer edinecek. Kötülük yapcam, kötü olcam, o vakit belki kıymetim bilinir. Ne kadar iyi olduysam o kadar şerlik gördüm ulan. Eski kötü sophia olmalıyım. O zaman daha çok deger görüyordum anasını satayım. Bi de insanların düşüncelerini o kadar takıyorum ki, sanki karşımdakiler sütten çıkma ak kaşık, bi ben pisligim. Skerim.. Kim ne bok düşünüyorsa düşünsün. Ben ne kadar çabalasamda zaten istedigini düşünüyor herkes. Beynini oyup oraya ben buyum lan, bunu düşüncen hakkımda diye yerleştiremem yaa.. Bom bok yine her şey, denizliye geldim güya eglenmeye, sikti attı yine tüm moralimi kovboy. Evet evet, kötü olcam. Çok kötü olcam hemde.
25 Ağustos 2011 Perşembe
Bardak taşıyor
Bir buçuk yıldır sabırla bekledigim zaman geliyor sanırım. Bunun daha çabuk olacagının farkındaydım. Doldum ve taşma evresine geldim.. Yakın vakitte geri dönüşü olmayan o tiksinme ve bitme evresine ulaşacagım, buna eminim. Uyardıgım halde bunu yapıyor bu insanlar. Bitti mi biter bak dedigim halde o aptal aşık sophia yı delicesine harcayıp, öldürüyorlar. Birden geliyor benimkisi. Ani ve yıkıcı oluyor. Ve gelmesine ramak kaldı..
20 Ağustos 2011 Cumartesi
Lezyonum, orta noktada buluşalım iki gün, lütfen.
Dün son doktor kontrolümden sonra iyiydim. İyi dedigim de, çeneme balyozla vurmuşlarda sızısı kalmış derece agrım vardı yani, iyiligim bundan ibaret. Uyumuşum yazdıktan sonra, gece 3 gibi uyandım, çok sızım yoktu maaşallah diyeyim. Şuana kadar da agrım çok şiddetli degildi, şimdi biraz artıyor. Bugün ve yarın iyi geçmek zorunda çünkü dişçi kapalı, pazartesiye kadar bi sorun çıkmamalı, nolur yani çıkmasın. Kendi çapımda evde ölmeye niyetim yok, tanrım lütfeniniz.. İlaçlarla doldu midem. Bi de sarımsak yutuyorum sürekli, iltihap kurutuyor diye kendi çapımda çabalıyorum işte..
Allahım ne kötü bi şey bu diş agrısı yaaa, düşmanıma vermesin vallahi. Öyle bi huysuz oldum ki bi de, hiçbi şeyi kaldıramıyorum. Ne şaka ne başka bi şey. Uzak dursun herkes istiyorum, canım acıyor ve karsıdakinin bunu algılamama durumu çıldırtıyor beni. Empati aleti icat edilsin, o an karşıdaki, aletle acı seviyemi anlık hissedip beni anlasın istiyorum. Gelmesin üstüme, üzülsün benim için, ne istersem yapsın, sussun, anlayışlı olsun, hatta köle falan olsun benim için acım geçene kadar, çok şey mi istiyorum !!
İlaç içtim şimdi, azal lütfen, bak gözünü sevdigimin lezyonu, bana iki gün müsade et, tatilde doktor, şu hafta sonunu beraber orta noktada geçirelim. Sen huzursuzluk çıkarmak istiyorsun, bende azcık huzur. Az sızıyla iki gün orta noktamızda devam edelim tamam mı, çapaanı yiyim, yap bi kıyak..
Allahım ne kötü bi şey bu diş agrısı yaaa, düşmanıma vermesin vallahi. Öyle bi huysuz oldum ki bi de, hiçbi şeyi kaldıramıyorum. Ne şaka ne başka bi şey. Uzak dursun herkes istiyorum, canım acıyor ve karsıdakinin bunu algılamama durumu çıldırtıyor beni. Empati aleti icat edilsin, o an karşıdaki, aletle acı seviyemi anlık hissedip beni anlasın istiyorum. Gelmesin üstüme, üzülsün benim için, ne istersem yapsın, sussun, anlayışlı olsun, hatta köle falan olsun benim için acım geçene kadar, çok şey mi istiyorum !!
İlaç içtim şimdi, azal lütfen, bak gözünü sevdigimin lezyonu, bana iki gün müsade et, tatilde doktor, şu hafta sonunu beraber orta noktada geçirelim. Sen huzursuzluk çıkarmak istiyorsun, bende azcık huzur. Az sızıyla iki gün orta noktamızda devam edelim tamam mı, çapaanı yiyim, yap bi kıyak..
19 Ağustos 2011 Cuma
Lezyon mu, apse mi neysen çık artık dışarı!!
Son üç gündür ölüyorum agrıdan. Şuanda dişçideyim. Kol gibi fiyat çıkaracak bana ya hadi bakalım!
İlk gün, ögleden sonra bizim sinegin gittigi bi diş hastanesi var, oraya gittim, götüme baka baka geri döndüm tabi, sabah bitiyormuş sıralar..
İkinci gün, diş agrımın dayanılmaz olmasıyla beraber uykusuz geçen bi gecenin sonunda, akıllanmış aklımla sabahın ilk saatlerinde hastanenin yolunu tuttum. Bekledim bekledim bekledim, sıra geldi, kayıt yaptırdım, çıktım doktorun oraya. Bekledim bekledim bekledim, sıra geldi girdim doktorun yanına, baktı etti, "röntgen" dedi, gittim sıra aldım. Bekledim bekledim bekledim, sıra geldi çektirdim, çıktım geri doktorun yanına. Bekledim bekledim bekledim, sıra geldi girdim, ohuwww bu ne apse görüyorum kocaman, "büyük röntgen" dedi, gittim sıra aldım. Bekledim bekledim bekledim, çektirdim ve yine bekledim bekledim bekledim de doktora sıram geldi. Büyük heyecanla bu sefer evet, bu sefer kurtulcam derken, çok ciddi bi durum bu, seni başka doktora yönlendirmem lazım dedi, o ne derse onu yapcakmışız.. Tabi benim gözlerim yuvasından çıkmış artık, can acısından kıvranıyorum, aglıyorum falan arada, resmen ölüyorum ve sesimi duyan yok, ordan oraya yollayıp duruyorlar!! Neyse, gittim yolladıgı doktorun oraya, bekledim bekledim bekledim, karı baktı etti, azarladı beni bu saate kadar aklın nerdeydi diye, çok ilerlemiş falan filan, ulan iki gündür agrıyor, agrımadan ben ne bileyim lezyon mu ne zıkkımdır onun olacagını, dişle ilgili bildigim tek şey, uyuşmayan dişime vurdukları 4-5 tane igne!! Odak noktam ordan öteye gidemiyor benim. Neyse koca bi lezyon varmış, bu hastanede halledilecek bi durum degil dedi, herkes yapamazmış, hatta yapılmayabilirmiş ama denemekte fayda varmış, kendi boş degilmiş eylüle kadar sevk tek çözüm dedi, bi de doktor tavsiye etti. Gittim geri diger doktora, tabi küfrediyom halen, ulan sabahtan beri tek yaptıgım kıvranarak ordan oraya koşturmak. Ölüyo olsam kimsenin ipinde degil anasını satayım.. Neyse saat 3gibi çıktım ben hastaneden, aradım verdigi numarayı, açmıyor! Sokak ortasına oturup aglamayı düşündüm. Agrım var, dayanamıyorum, hastaneye gittim ama bi bok yapmadılar, gitmem gereken doktora ulaşamıyorum! Şuraya yatayım da ezsin bi araba kurtulayım diye düşünmedim degil yani.. Peçete satan kir pas içinde bi teyzenin önünden geçerken "niye aaaglııyoonnn qııızzz" diyince, sorduguna soracagına pişman ettim kadını, oturuverdim yanına, dişim de dişim diye anlattım, derken aradı doktor, hemen gel boşum dedi, koşturdum, oydu etti, igneler soktu, serumlar, temizlik falan derken bi oh çektim, ama o ohum bana fazla fazla geri dönecekti haberim yoktu bundan.. Akşam oldu sızlamalar başladı, yavaş yavaş arttı, dayanılabilir seviyedeyken, yattım, 10dkk falan uyumadan bi sızıyla uyandım, ama nasıl bi agrı anlatamam. Suratımın sag tarafı tamamen agrıyor. Dilim, bogazım, sagdaki tüm diş ve diş etlerim, çenem. Ölüyom ben diye uyandırdım kovboyu. Kavga da etmiştik yatmadan önce, kovduydum yataktan, sike sike ben gitmiş oldum. Kalktı eczane falan aradı ilaç aldı, rakı almış bide basayım diye, daha kötü oldu mu benim diş, allaaahhh duvarları tırmalıyom artık, o kadar agrım var. Derken içtigim binbeşyüzdoksanıncı agrı kesicinin etkisiyle hafiften agrım azaldı, yattım hemen yine 10dkk daldım dalmadım, allaaaahhh eskisinden de beter bi zonklamayla zıpladım yerimden,
oldu üçüncü gün, nasıl aglıyom ama, bögüre bögüre.. Koştum gittim dişçiye, saat yedi, kimse yokkk! Binbir dua ede ede bekledim bekledim yok, saat on oldu, yookkkk! Ne gelen var ne giden. Köşeye sızmışım tam, biri dürttü, sekreter kadın, beni bekliyorsun sanırsam dedi, zar zor, hı hı diyebildim. Algılarım da dahil olmak üzere her şeyimi yitirmişim, ölmeme ramak falan kalmış artık agrıdan. Aradı doktoru geldi, açtı oydu, ayna falan verdi, cerahata bak dolmuş, dedi, igrenç beyaz iltihapları göstererek. Kendimden tiksindim vallahi..
Dememle çagırdılar, oyuldum yine, eve geldim, şimdi devam edeyim..
Eve yolladı beni işte üç gibi ara beni, ona göre geri çagırcam seni dedi. Geldim hemen yattım, yattıgım gibi sızmışım. Telefonla uyandım, abim naptın diye aramış, bi baktım saat üç! Aradım, yok agrı henüz dedim, iyi dedi 6ya kadar burdayım bi şey olursa ara.. Saat 4buçuk gibi agrı artmaya başlayınca aradım, gittim, yine açtı dolmuş yine, temizledi, ebesini mikeyim, bu sürekli dolup boşalcak mı ulan! Ben rahatladım dicem, geri sızlamaya başlicak.. Offö hala agrıyor ama umrum diil. O diger agrıların yanında bu agrı cennette söylenen ninni gibi geliyor inan..
İlk gün, ögleden sonra bizim sinegin gittigi bi diş hastanesi var, oraya gittim, götüme baka baka geri döndüm tabi, sabah bitiyormuş sıralar..
İkinci gün, diş agrımın dayanılmaz olmasıyla beraber uykusuz geçen bi gecenin sonunda, akıllanmış aklımla sabahın ilk saatlerinde hastanenin yolunu tuttum. Bekledim bekledim bekledim, sıra geldi, kayıt yaptırdım, çıktım doktorun oraya. Bekledim bekledim bekledim, sıra geldi girdim doktorun yanına, baktı etti, "röntgen" dedi, gittim sıra aldım. Bekledim bekledim bekledim, sıra geldi çektirdim, çıktım geri doktorun yanına. Bekledim bekledim bekledim, sıra geldi girdim, ohuwww bu ne apse görüyorum kocaman, "büyük röntgen" dedi, gittim sıra aldım. Bekledim bekledim bekledim, çektirdim ve yine bekledim bekledim bekledim de doktora sıram geldi. Büyük heyecanla bu sefer evet, bu sefer kurtulcam derken, çok ciddi bi durum bu, seni başka doktora yönlendirmem lazım dedi, o ne derse onu yapcakmışız.. Tabi benim gözlerim yuvasından çıkmış artık, can acısından kıvranıyorum, aglıyorum falan arada, resmen ölüyorum ve sesimi duyan yok, ordan oraya yollayıp duruyorlar!! Neyse, gittim yolladıgı doktorun oraya, bekledim bekledim bekledim, karı baktı etti, azarladı beni bu saate kadar aklın nerdeydi diye, çok ilerlemiş falan filan, ulan iki gündür agrıyor, agrımadan ben ne bileyim lezyon mu ne zıkkımdır onun olacagını, dişle ilgili bildigim tek şey, uyuşmayan dişime vurdukları 4-5 tane igne!! Odak noktam ordan öteye gidemiyor benim. Neyse koca bi lezyon varmış, bu hastanede halledilecek bi durum degil dedi, herkes yapamazmış, hatta yapılmayabilirmiş ama denemekte fayda varmış, kendi boş degilmiş eylüle kadar sevk tek çözüm dedi, bi de doktor tavsiye etti. Gittim geri diger doktora, tabi küfrediyom halen, ulan sabahtan beri tek yaptıgım kıvranarak ordan oraya koşturmak. Ölüyo olsam kimsenin ipinde degil anasını satayım.. Neyse saat 3gibi çıktım ben hastaneden, aradım verdigi numarayı, açmıyor! Sokak ortasına oturup aglamayı düşündüm. Agrım var, dayanamıyorum, hastaneye gittim ama bi bok yapmadılar, gitmem gereken doktora ulaşamıyorum! Şuraya yatayım da ezsin bi araba kurtulayım diye düşünmedim degil yani.. Peçete satan kir pas içinde bi teyzenin önünden geçerken "niye aaaglııyoonnn qııızzz" diyince, sorduguna soracagına pişman ettim kadını, oturuverdim yanına, dişim de dişim diye anlattım, derken aradı doktor, hemen gel boşum dedi, koşturdum, oydu etti, igneler soktu, serumlar, temizlik falan derken bi oh çektim, ama o ohum bana fazla fazla geri dönecekti haberim yoktu bundan.. Akşam oldu sızlamalar başladı, yavaş yavaş arttı, dayanılabilir seviyedeyken, yattım, 10dkk falan uyumadan bi sızıyla uyandım, ama nasıl bi agrı anlatamam. Suratımın sag tarafı tamamen agrıyor. Dilim, bogazım, sagdaki tüm diş ve diş etlerim, çenem. Ölüyom ben diye uyandırdım kovboyu. Kavga da etmiştik yatmadan önce, kovduydum yataktan, sike sike ben gitmiş oldum. Kalktı eczane falan aradı ilaç aldı, rakı almış bide basayım diye, daha kötü oldu mu benim diş, allaaahhh duvarları tırmalıyom artık, o kadar agrım var. Derken içtigim binbeşyüzdoksanıncı agrı kesicinin etkisiyle hafiften agrım azaldı, yattım hemen yine 10dkk daldım dalmadım, allaaaahhh eskisinden de beter bi zonklamayla zıpladım yerimden,
oldu üçüncü gün, nasıl aglıyom ama, bögüre bögüre.. Koştum gittim dişçiye, saat yedi, kimse yokkk! Binbir dua ede ede bekledim bekledim yok, saat on oldu, yookkkk! Ne gelen var ne giden. Köşeye sızmışım tam, biri dürttü, sekreter kadın, beni bekliyorsun sanırsam dedi, zar zor, hı hı diyebildim. Algılarım da dahil olmak üzere her şeyimi yitirmişim, ölmeme ramak falan kalmış artık agrıdan. Aradı doktoru geldi, açtı oydu, ayna falan verdi, cerahata bak dolmuş, dedi, igrenç beyaz iltihapları göstererek. Kendimden tiksindim vallahi..
Dememle çagırdılar, oyuldum yine, eve geldim, şimdi devam edeyim..
Eve yolladı beni işte üç gibi ara beni, ona göre geri çagırcam seni dedi. Geldim hemen yattım, yattıgım gibi sızmışım. Telefonla uyandım, abim naptın diye aramış, bi baktım saat üç! Aradım, yok agrı henüz dedim, iyi dedi 6ya kadar burdayım bi şey olursa ara.. Saat 4buçuk gibi agrı artmaya başlayınca aradım, gittim, yine açtı dolmuş yine, temizledi, ebesini mikeyim, bu sürekli dolup boşalcak mı ulan! Ben rahatladım dicem, geri sızlamaya başlicak.. Offö hala agrıyor ama umrum diil. O diger agrıların yanında bu agrı cennette söylenen ninni gibi geliyor inan..
17 Ağustos 2011 Çarşamba
uçtu uçak, kuş gibi, lara laaa laaa
uzun süre yazamadım üzgünüm.. fakirligin gözü kör olsun işte, kontör bitince giremedim, internet kafelerden de oldum olası haz etmem...
İzmir'e geldim. gelişim pek bi problemliydi.. Şimdi ben normal şartlar altında asansöre bile binemeyen, luna parka gidip sadece seyreden insan, uçak bileti almaya kalkınca elbet problem yaşanması normal.. bileti almamla beraber tutuşmaya başlamıştım zaten. bi ay var ben vasiyetimi falan yazmayı planlıyorum o derece tırsıyorum. a mal o kadar korkuyorsun da ne demeye uçak bileti alıyorsun diyeceksin ama bi dur deme, dinle bi.. şimdi benim memleketle izmir arası 15 saat sürdügünden ötürü o yol bi işkencedir asırlardır bana.. lakin her otobüse binme girişimimde uçakla gidicem bu sefeeerrr yeaaa diyip son güne bırakıp tabi ki de uygun fiyata bilet bulamayıp sike sike otobüsle gidiyordum. yani asıl amaç uçaga binmek degil de söylenmek benimki.. bi de bizim oraya giden otobüsleri görmelisiniz, evlere şenlik.. tipler insana benzemiyor zaten orasını geçtim, çocuk vızırtıları mı dersin, eşek ölüsü kokuları mı dersin artık ne dersin ona sen karar ver ama izmir kordonundaki "Amerikan güzeli" ablalarımın hepsi toplaşmış cinsten bi otobüs seferi oluyor her seferinde. ve ben her seferinde bol küfürle o yolu uyuyamadan, gebere gebere tamamlıyorum. bi de son zamanlarda moda oldu bende, hem sistitim tutuyor, hem isal oluyorum. düşünsene bi, 15 saat yooll ve ben isalim!!!! ve bi de çok şanslıyımdır, ya yanıma kara böcük şişko leş kokulu bi bayan oturur, ya iki koltuga sıgmayan buldozer gibi teyzemler denk gelir, ya çocuklu kadınlar gelir, falan filan.. o yol bana işkence olur yani. şöyle dal gibi yurdum insanı, üniversiteli, görgülü, hanımhanım kızlara hiç denk gelmedim niyeyse.. biri geldi bi keresinde yol boyu agladı, yigenini öldüreceklermiş. bakire çıkmamış kız, aşiretmiş ailesi falan filan.. hay a.q sizin gibi insanların. namusunuza sokayım!
her neyse konuyu çok saptırdım ne diyecegimi unuttum, ha işte asıl amaç uçaga binmek degilde şikayet etmek, nazlanmak falan benimkisi.. kendi kendimi avutma seansları "bu sefer uçakla gidiceeeem"ler. yine aynı zamanlardan biriydi, ben kendi kendime dövünüp, söylenip, uçak uçak derken bi baktım hooopp aplam uçak biletimi alıvermiş.. anam iptal da edilmiyor ki!! gel zaman git zaman kendime dualar falan okuya okuya geldi çattı benim gitme vaktim. ikinci kata bile asansörle çıkarken fenalıklar basan ben yani.. bi kere es kaza tren midir ne zıkkımdır o luna parktaki, ona binme gibi bi hata yaptım, savunmasız yakalandım, kara cahildim, bilmiyordum nasıl bir şey oldugunu, bi bindim allah inene kadar bilmedigim duaları bile ezber edip okudum yani o derece gidiyordum kalpten.
dünyayı ayaga kaldırmadım desem yalan olur, kaldırdım çünkü. ablalarım, abilerim, annem falan seferber oldular bana sakinleştirici ilaç falan temin ettiler. ben bunla yetinmeyip bi de eczaneye gidip, pasiflora mıdır ne zıkkımdır, öyle bi şurup aldım. diazemiydi, şurubuydu derken ben daha binmeden bi şişe şurubu bitirdim korkudan. aman kemal sunal gibi olmayayım, diye diye mal ettim kendimi binemeden. neyse bekleme salonundayım, derin derin nefes alıyorum (anasını satayım o kadar ilaç içmişim, gözümü açamıyorum, bildigin mal olmuşum halen tırsmam geçmemiş), zaman geldi çattııı. çıktım gidiyorum uçaga dogru ama bildigim duaların hepsini de yanımda götürüyorum. o nasıl bi şeydir öyle yanından geçerken kanadı kafama düşer mi lan bunun, düşse acaba nolurum, dur ben şurdan uzaktan yanaşayım merdivene falan bunların hesabını yapıyorum.derken bindim, küfrü bastım tabi. sürtük karı bana cam kenarını vermiş, o kadar da dedim ha, ilk biniyom az korkacagım yeri ver diye. kapadım camı yasladım kafayı koltuga allaamm bi saat sonrası olsun nooolur inim şundan hadi yap bana bi kıyak falan diye pazarlık yapıyorum içimden. öyle bi anlattılar ki ilk kalkarken korkarsın bi tek, çok sarsılıyor, zart zur diye, bende yapıştım koltuga ayaklarımla kollarımla falan kene gibi sabitlemeye çalışıyorum kendimi. kalktı uçak, enee dedim bu muydu o sarsıntı yani!!
şeytan dürtüyo tabi "azcık aç şu pencereyi hadi hadi, hadi kız" "bi siggit lan şeytan züppesi" derken o kazandı, hafif araladım, sonra bi baktım ben cama yapışmışım aşagıyı inceliyorum. "nerdeyiz biz, hmm şurası şu olabilir bak şurda acık çıkıntı var, lan nere bura, hay harita bilgini mikeyim sophia senin" diye cama burnumu dayamış aşagıyı görmeye çalışıyom. öf bu kemer de çok engel oluyor, belim agrıdı lan, çıkarsam mı ki!!! inmesin uçak dolanalım biz, 15 saat sürsün hadi buda, zaten ilerlemiyor bak saatlerdir o çıkıntıyı bi geçemedik, hadi be hacı, inme lan, arabalar görünmeye başladı, alçalıyoruz, hayırrrrr yüksel lan diye bögürecektim utanmasam.
buu yolculuk ayın 9unda gerçekleşmişti. gelelim sonrasına... neyse şimdi yazamicam, yazarım bilaare bilaaderr..
İzmir'e geldim. gelişim pek bi problemliydi.. Şimdi ben normal şartlar altında asansöre bile binemeyen, luna parka gidip sadece seyreden insan, uçak bileti almaya kalkınca elbet problem yaşanması normal.. bileti almamla beraber tutuşmaya başlamıştım zaten. bi ay var ben vasiyetimi falan yazmayı planlıyorum o derece tırsıyorum. a mal o kadar korkuyorsun da ne demeye uçak bileti alıyorsun diyeceksin ama bi dur deme, dinle bi.. şimdi benim memleketle izmir arası 15 saat sürdügünden ötürü o yol bi işkencedir asırlardır bana.. lakin her otobüse binme girişimimde uçakla gidicem bu sefeeerrr yeaaa diyip son güne bırakıp tabi ki de uygun fiyata bilet bulamayıp sike sike otobüsle gidiyordum. yani asıl amaç uçaga binmek degil de söylenmek benimki.. bi de bizim oraya giden otobüsleri görmelisiniz, evlere şenlik.. tipler insana benzemiyor zaten orasını geçtim, çocuk vızırtıları mı dersin, eşek ölüsü kokuları mı dersin artık ne dersin ona sen karar ver ama izmir kordonundaki "Amerikan güzeli" ablalarımın hepsi toplaşmış cinsten bi otobüs seferi oluyor her seferinde. ve ben her seferinde bol küfürle o yolu uyuyamadan, gebere gebere tamamlıyorum. bi de son zamanlarda moda oldu bende, hem sistitim tutuyor, hem isal oluyorum. düşünsene bi, 15 saat yooll ve ben isalim!!!! ve bi de çok şanslıyımdır, ya yanıma kara böcük şişko leş kokulu bi bayan oturur, ya iki koltuga sıgmayan buldozer gibi teyzemler denk gelir, ya çocuklu kadınlar gelir, falan filan.. o yol bana işkence olur yani. şöyle dal gibi yurdum insanı, üniversiteli, görgülü, hanımhanım kızlara hiç denk gelmedim niyeyse.. biri geldi bi keresinde yol boyu agladı, yigenini öldüreceklermiş. bakire çıkmamış kız, aşiretmiş ailesi falan filan.. hay a.q sizin gibi insanların. namusunuza sokayım!
her neyse konuyu çok saptırdım ne diyecegimi unuttum, ha işte asıl amaç uçaga binmek degilde şikayet etmek, nazlanmak falan benimkisi.. kendi kendimi avutma seansları "bu sefer uçakla gidiceeeem"ler. yine aynı zamanlardan biriydi, ben kendi kendime dövünüp, söylenip, uçak uçak derken bi baktım hooopp aplam uçak biletimi alıvermiş.. anam iptal da edilmiyor ki!! gel zaman git zaman kendime dualar falan okuya okuya geldi çattı benim gitme vaktim. ikinci kata bile asansörle çıkarken fenalıklar basan ben yani.. bi kere es kaza tren midir ne zıkkımdır o luna parktaki, ona binme gibi bi hata yaptım, savunmasız yakalandım, kara cahildim, bilmiyordum nasıl bir şey oldugunu, bi bindim allah inene kadar bilmedigim duaları bile ezber edip okudum yani o derece gidiyordum kalpten.
dünyayı ayaga kaldırmadım desem yalan olur, kaldırdım çünkü. ablalarım, abilerim, annem falan seferber oldular bana sakinleştirici ilaç falan temin ettiler. ben bunla yetinmeyip bi de eczaneye gidip, pasiflora mıdır ne zıkkımdır, öyle bi şurup aldım. diazemiydi, şurubuydu derken ben daha binmeden bi şişe şurubu bitirdim korkudan. aman kemal sunal gibi olmayayım, diye diye mal ettim kendimi binemeden. neyse bekleme salonundayım, derin derin nefes alıyorum (anasını satayım o kadar ilaç içmişim, gözümü açamıyorum, bildigin mal olmuşum halen tırsmam geçmemiş), zaman geldi çattııı. çıktım gidiyorum uçaga dogru ama bildigim duaların hepsini de yanımda götürüyorum. o nasıl bi şeydir öyle yanından geçerken kanadı kafama düşer mi lan bunun, düşse acaba nolurum, dur ben şurdan uzaktan yanaşayım merdivene falan bunların hesabını yapıyorum.derken bindim, küfrü bastım tabi. sürtük karı bana cam kenarını vermiş, o kadar da dedim ha, ilk biniyom az korkacagım yeri ver diye. kapadım camı yasladım kafayı koltuga allaamm bi saat sonrası olsun nooolur inim şundan hadi yap bana bi kıyak falan diye pazarlık yapıyorum içimden. öyle bi anlattılar ki ilk kalkarken korkarsın bi tek, çok sarsılıyor, zart zur diye, bende yapıştım koltuga ayaklarımla kollarımla falan kene gibi sabitlemeye çalışıyorum kendimi. kalktı uçak, enee dedim bu muydu o sarsıntı yani!!
şeytan dürtüyo tabi "azcık aç şu pencereyi hadi hadi, hadi kız" "bi siggit lan şeytan züppesi" derken o kazandı, hafif araladım, sonra bi baktım ben cama yapışmışım aşagıyı inceliyorum. "nerdeyiz biz, hmm şurası şu olabilir bak şurda acık çıkıntı var, lan nere bura, hay harita bilgini mikeyim sophia senin" diye cama burnumu dayamış aşagıyı görmeye çalışıyom. öf bu kemer de çok engel oluyor, belim agrıdı lan, çıkarsam mı ki!!! inmesin uçak dolanalım biz, 15 saat sürsün hadi buda, zaten ilerlemiyor bak saatlerdir o çıkıntıyı bi geçemedik, hadi be hacı, inme lan, arabalar görünmeye başladı, alçalıyoruz, hayırrrrr yüksel lan diye bögürecektim utanmasam.
buu yolculuk ayın 9unda gerçekleşmişti. gelelim sonrasına... neyse şimdi yazamicam, yazarım bilaare bilaaderr..
3 Ağustos 2011 Çarşamba
Kuduruyorum yemin ederimmm!
Lise zamanlarıma dönüyoruz yine. O zamanlar böyle kendini begenmiş, burnu kaf dagında falanım, herkes peşimde ben kimseyi sevemiyorum falan.. Kendimi dünya güzeli, kainat kraliçasi falan sanıyorum o biçim kaldırmışlar götümü (sonrasında indi, merak etmeyin). İşte günlerden bir gün, maki ve ben bizim memlekette bi alışveriş magazasının en üst katında teraslı oturma mekanları var orda oturmuşuz. Neyse kalktık biz, bi grup erkek vardı, peşimizden içlerinden en çirkini kalktı geldi, "pardon, arkadaşım sizinle tanışmak istiyor mahsuru yoksa" dedi, ben öyle tanışma tekliflerini kabul edecek bi insan degilim, dünya güzeliyim, sıradan insanlarla işim olmaz, "haaayıırrr" demiştim ki bi baktım, bizim maki yolu yarılamış, hatta çocukla tanışmış, kagıda benim numaramı yazmış vermiş bile.. Neyse, benle ilgileniyor çocuk ama ben yüzüne bakmıyorum, hep böyle olmuştur zaten, çocuklar benle ilgilenir, ben iplemem, maki kanka olur çocuklarla, o konuşur, o ilgilenir.. Çocugu anlatayım, içlerinde en yakışıklı olan oydu, karşımda duramıyor, konuşamıyordu heyecandan, bildigin kekeliyordu, hep kekeledi zaten ondan sonra da, "kekeme" olsun adı.. Çok bi duramadım o kadar sıkıldım ki, hadi gidelim dedim makiye ve gittik, giderken de çocuk numarasını yazdı verdi bana.. Bi kaç gün sonra canımız sıkılıyordu aradık biz bunu makiyle, sonra aldım başıma belayı, çocuk takıntı yaptı beni, zar zor kurtuldum, evimin önüne gelip kapımda mı beklemedi, ne gelirse aklına, sonunda kurtuldum, aradan iki yıl falan geçti, artık hayatımda camış var, onunla da yaklaşık 2. yılımızdayız, bana bi mesaj geldi, "allah senin belanı versin, hani sen kimseyi sevemezdin, hani kimse olmayacaktı hayatında" ben bu çocuktan en son şu konuşmayı yaparak kurtulmuştum, "sen elmayı seviyorsun diye elma da seni sevmek zorunda degil, sevemiyorum kimseyi, sorun sende degil, bende. Ben aşka inanmıyorum, aşık olabilecegimi sanmıyorum, hayatıma da kimseyi sokacagımı sanmıyorum".. Tabi bu mesaj geldiginde aklımın ucundan geçmiyordu kekemenin olacagı.. Camışa gösterdim mesajı böyle bi mesaj geldi bana diye, neyse aradık ettik bu çıktı, görüşcez diye tutturdu bunlar, ne haliniz varsa görün dedim, görüştüler, kanka falan olmuşlar bunlar, birbirlerinden iyi çocuk falan diye bahsediyorlar, camış geldi, iyi çocukmuş dedi, kekemeden mesaj geldi, iyi çocukmuş dua etsin, tüm şehiri toplamıştım, sen beni tanımıyorsun, öldürcektik onu, iyi biri diye vazgeçtim falan fıstık, noluyoz yaa dedim, bana mı komplo kuruyonuz ortaklaşa, napıyonuz siz.. Derken kapandı konu, yıllar yıllar geçti.. Tanıştıgımızda 2002 idi, 2004 gibi bu mevzu oldu, sene oldu sanırsam 2008, facebook çıktı, bu kekeme aklıma geldi, neydi neydi diyerek soyadını hatırladım, ilginç bi soyadı vardı ondan aklımda kalmış, aradım bi baktım var, anaa diyerek mesaj atma hatasında bulundum. Uyuyan devi uyandırmış oldum. Allaaahh, bi saydırdı bana, senin yüzünden sınavı kazanamadım, senin yüzünden şehrimi degiştirdim, sigaraya başladım, bık bık bi ton şey saydı, hakkım helal degil, şöyle çek, böyle ol.. Aradan kaç yıl geçmiş adam nefret kusuyor hala bana. De git dedim, nasıl bi kindir bu! Ama içime de dert oldu, ben ah almaya inanırım, halbuki bişi de yapmadım buna, çocuktum o zamanlar ama oturdu yine de içime, neyse zaman geçti aradan, ben buna bi mesaj daha attım, nefret ediyorsun benden biliyorum ama ben aha inanırım, çocuktuk o zamanlar, işlerim yolunda gitmiyor, benim hakkım helal sana, sen istersen etme ama son kez şansımı denemek istedim, diyerek döşedim. Hakkım helaldir diye mesaj geldi ve ardından refaha kavuştum, camışı terkederek.. Hayatımdaki kara leke, illet, sülük, kan emici bataklıktan kurtuldum.neyse aradan bi süre daha geçti, bu bana mesaj attı askere gidiyormuş, gidip dönememek var diyerek, helaldir hakkım dedim, bu arada kız arkadaşı vardı tee ilk buldugumda, kız aynı benn, aynı saçlar falan.. Neyse, askerden döndü, yine seni görücem, gelicem demeye falan başladı, aldık başa belaa yine diye korktum falan ama sonra ilgilenmeyince düştü geri yakamdan. Niye bunu anlattım, tabi ki nedeni var, bugün ögrendigim bi haberi söylemek içindi bunca tantana.. Evlenmiş lan, evlenmiş o kızla.. O kekeme bile evlendi, ben hala çekirdek çitleye çitleye elalemin evliliklerini, çocuk dogurmalarını seyredeyim..
"Bir çift göz" gördüm sanki..
Şu gözlerime uyuz oluyorum artık. Göz göz göz, sadece gözden ibaretim gibi davranıyorlar, kıskanıyorum vallaa.. Oyup çıkarıvercem, alın lann, alın gözden başka yerlerim de var benim, bak onlarda güzel, bak dudaklarıma, kendinden çerçeveli, bak burnum da var benim, hani acık yamuk ama öyle patlican gibi degil, idare eder o da, bakk, portakallarıma, küçükler ama idare edeceksin, avuç doldurur, hem bak simetrik bi yüzüm var, farkettin mi, az gözlerimden kaçırırsan o gözlerini, bunları da farkedebileceksin, diye bögüresim var. Bi çift göz olarak yürüyorum sanki, gözlerin, gözlerin, gözlerin.. "aa gözlerin ne renkk??", Yok bunun rengi işte! Sarı gibi, ela gibi, yeşi gibi ama hiçbiri degil. Ne görüyorsan o, fazlası mevcut degil..
Bi de tabi göz altı morluklarım var ondan sonra dikkati çeken, "ne kullanıyorsun, hadi hadi yeme beni söyle, bu kadar çekme kızım!" Ulan mallar, çekiyor olsam niye sizden saklayayım. Hepiniz zaten ipsiz sapsız insanlarsınız, herbiriniz herboku denemiş adamlar, karılarsınız, ben ne diye saklayayım sizden bunu! Küçüklügümden kalma, genetik, var yani bunlar kendimi bildim bileli, ana karnında mı uyuşturucu kullanmaya başladım anasını satayım. Resim taşıyordum ya artık bu sebepten. Küçüklük resmimi gösteriyordum bu saçmalıkları söyleyenlere. Çok araştırıldı lakin bulunamadı sebebi. Bi rivayete göre bebekligimde çok kilolu olup birden zayıfladıgımdan kaynaklandıgı söyleniyor. 9 aylıkken, 19 kilo, 9 yaşında 20 kilo imişim. Meaşallah anamın sütü o kadar verimliymiş ki, küçük bi fil yaratmış benden. Sütten kesincede, havası sönmüş balon gibi büzüşüvermişim.. Burdan sesleniyorum yetkililere, göz ve gözaltı morluklarım dışında da ilgi çekmek istiyorum, gereginin yapılmasını bilgilerinize arz ederim, imza: sophie.
Bi de tabi göz altı morluklarım var ondan sonra dikkati çeken, "ne kullanıyorsun, hadi hadi yeme beni söyle, bu kadar çekme kızım!" Ulan mallar, çekiyor olsam niye sizden saklayayım. Hepiniz zaten ipsiz sapsız insanlarsınız, herbiriniz herboku denemiş adamlar, karılarsınız, ben ne diye saklayayım sizden bunu! Küçüklügümden kalma, genetik, var yani bunlar kendimi bildim bileli, ana karnında mı uyuşturucu kullanmaya başladım anasını satayım. Resim taşıyordum ya artık bu sebepten. Küçüklük resmimi gösteriyordum bu saçmalıkları söyleyenlere. Çok araştırıldı lakin bulunamadı sebebi. Bi rivayete göre bebekligimde çok kilolu olup birden zayıfladıgımdan kaynaklandıgı söyleniyor. 9 aylıkken, 19 kilo, 9 yaşında 20 kilo imişim. Meaşallah anamın sütü o kadar verimliymiş ki, küçük bi fil yaratmış benden. Sütten kesincede, havası sönmüş balon gibi büzüşüvermişim.. Burdan sesleniyorum yetkililere, göz ve gözaltı morluklarım dışında da ilgi çekmek istiyorum, gereginin yapılmasını bilgilerinize arz ederim, imza: sophie.
2 Ağustos 2011 Salı
Küçük iskender
arabadaydık.
-”tabiatın güzelliğine bak!” dedim.
-”ağaçlardan hiçbir şey göremiyorum!” dedi.
Küçük iskendersiz olmaz elbette.. Araya serpiştirmek lazım gelir. Burası benim alanım olsa da ona da yer vermek boynumun borcu..
Eziksin eziğim ezikler..
Benim sinegin bi arkadaşı var, böyle gözlerini kırpıştıra kırpıştıra konuşan bi kız, hareketlerinde bi sorunluluk, bi bozukluk, nasıl desem bi embesilik olan bi kız işte. İlk gördügümde psikolojik sorunları oldugunu, hatta ezik tipler olur ya böyle okulda falan, sürekli konuşmaya çalışırda saçmalar, kimse iplemez bu ilgi çekmeye çabalar, saçma salak gülümser, işte o tip bi şey olarak ilk izlenim yaratmıştı bende.. Neyse işte bu kızla benim fazla bi muhabbetim olmadı, tanımıyorum kendisini, bizim sinek bununla dışarılara falan çıkmaya başlamış, az önce konuştuk, şişmiş kızın muhabbetinden, bi çırpıda döküverdi içini zavallım bana.. Bu kızın adı "ezik" olsun. Neyse işte benim bu şekilde tabir ettigim zavallı kızcagız gerçekten de düşündügüm gibi kompleksli biri çıktı, hep derim insanları iyi tanıyorum diye de inandıramam kimseye.. Böyle kendini öven tipler vardır ya, sokakta yürürken yanlışlıkla gözucuyla bakmış insanları bile kendilerine hasta zanneder, o bana baktı, bu bana hasta, şu gözleriyle yedi beni, ay tüm dünya beni seyrediyor, ayy alt sokakta camdan aşagı düşmüş biri kesin peşimden koşmaya çalışırken düşmüştür, ay herkes niye bana bakıyor yeaaa, tiplerii.. İfrit olurum o tiplere, işte bu da onlardanmış megersem.. Hani güzel olsa içim yanmayacak, öyle bokum gibi degil ama, ben erkek olsam almam yanii.. İşte dershanede, lisede, üniversitede, her yerde herkes buna hastaymış, bayılıyormuş, hatta beyazıt öztürk gelmiş bunların okuluna, o bile hasta kalmış (bunu dediginde götümle gülmeyi bile layık görmedim yani o derece komik bi kız arkadaşmış kendisi). Bi gün bizim sinegin iş yerine gelmiş böyle yorgun, ölü gibi.. Orda çalışan liseli bi çocukta bu ezik için, o abla neydi yaa öyle, ölü gibi diyince aradan bi kaç gün geçmeden süslenip püslenip geri gelmiş, lan o kadar güzelsin, kendine bu kadar güveniyorsun, bu yaptıgın mallık nedir yahu! Liseli çocuk! Yorgun demiş! Kime ne kanıtlıyorsun! Maymuna da o kadar boya sürsem o da bi şeye benzer, ki sen o kadar boyanmanla da bi boka benzemiyorsun, bizim sinegin sümügü olamazsın a.q! Havan kime senin.. İçimi şişirdi benimde yaaa.. Nefret ederim o tip insanlardan. Güzelsen, güzel oldugunu bilirsin, dilendirmessin arkadaş. Zaten gören görüp biliyordur, bunu bilirsin. Eziksen de bunu bu kadar belli etme, şişirme insanları, di mi ama..
1 Ağustos 2011 Pazartesi
Kpss
Günlerdir mis gibi yatıyorum kalkıyorum, tatil falan derken ohh hayat bana güzel lan modunda gereksiz bi ton ıvır zıvırla dolduruyorum hayatımı. Da az önce kafama bir şey düştü ve birden dankkkkk sesi yükseldi. Lan ben bu sene ilk dönem mezun olucam, kpss denen bi hadise var, ulan gerzekk ne zaman başlican çalışmaya diyerekten ataga geçtim. Bizim evde yıllanmış bi kpss kitabı vardı, aradım buldum onu ve başladım. Hala çatır çatır çözüyorum lan matematigi, meaşallah, götümü kaşıyayım da nazar degmesin. Formülleri bile unutmamışım. Lise 2 de bi tane hocam vardı çok severdim, dershane hocasıydı, o saolsun, halaaa onun formülleri geliyor aklıma da çözüyorum.haydi bakalım, bi gaz başladım, uzun sürmez bendeki bu gaz biliyorum ama ne çalışırsam o kar.. Rastgele..
Ayarsız lise arkadaşlarım var yeaaa benim!
"Maki" ile görüştüm bugün, maki liseden arkadaşım, bildigin yarım dünya olmuş o da.. Boyu minnacık ama kilosu 60 olmuş. Boşanda semerini ye artık hayvan, babaanneme dönmüşün dedim. Saçlarını da uzatmış, kısa yakışıyor ona ama anlamıyor. Bi de boyamış, yamalı eşek gibi olmuş, dibi farklı, ucu farklı.. Ne günler yaşadık zamanında bee, az katmadık ortalıgı birbirine. Bi de üçüncümüz vardı, "trip", off off anlat anlat bitmez hikayeler.. Bi keresinde camıştan ayrılmışım (ne yapmıştı hatırlamıyorum, iki güne bi ayrılırdık zaten), neyse geri barıştık ama makinin haberi yok daha, camışın yanındayım ben bi mesaj geldi telefonuma, tabi camış atladı hemen okuyor, uzattım kafayı bende okumaya çalışıyordum ki mesajın başını görünce beynimden aşagı bi kaynar su döküldü, devamını görünce gözlerim kararmaya başladı, sonunda da bilincimi yitirdim zaten. Makiden şahane bir mesaj"camış öküzüne dönmek gibi bi hata yapmadın degil mi?, xxxxx senin numaranı istiyor çok begenmiş seni, haa yyyy ile görüşecektin bugün, naptın görüştün mü?" ne kadar foyam varsa tek mesaja sıgdırıp sundu camışa, tabi kıyamet koptu sonrasında.. Ayarsız ya bu kız!
Aynı şekilde trip'inde var böyle vukaatları, okuldayız hava soguk, sigara içtigimiz mekana pısmışız soguktan korunmak için, hoca geliyor mekana kontrole, nasıl olsa sigara içmiyoruz diye iplemiyoruz ama, gelir üstümüzü arar gider.. Neyse geldi hoca, napıyorsunuz burda falan filan derken aradı üstümüzü bi halt bulamadı tam gidiyor, benim süper zeka arkadaşım trip, o yavşak agzına takındıgı şapşal gülümsebesiyle beraber "hooceeeaaamm, siz yanlış yere bakıyoooosunuuuzz kiiiiee, biz onuu gravatımıza saklıyoozzz" o an trip'e öyle bi bakış atmışım ki, gözlerimden çıkan ışınlarla kör oldu kız, beynini çıkarıp duvara sürtmek istedim, dilini kopartıp, dişlerini sökmek istedim. Ulan maaall, söylenir mi bu! O an üstümüzde yoksa bile, olacak! Ne güzel saklıyoruz oraya, bulamıyorlar, yavşak agızlı ne demeye söylüyon! Amaç ne yani! Yaaa öyle mi, dedi hoca ve geri döndü, tripe baktı yok, makiye baktı yok, sıra bana geldi, sıvazladı gravatı, aa ne varmış burdaa, diye çıkardı benim sigarayı, bi güzel kırdı ve gel bakalım benle dedi.. Ben başladım tabi, "hocam noooluurrr daaa bi hafta önce geldi annem yine sigaradan dolayı, yapmayın etmeyin, çapaaanızı yiyim" falan filan derken iyi dedi, allahtan beni seven bi hocaydı karı, geometrim iyi diye beni sever, tripden nefret ederdi.. "İyi götürmeyecegim disipline, nasıl olsa siz birazdan birbirinizi yiyeceksiniz ders olur size.." tabi ki de hocanın tezi dogruydu, agzına sıçtım tripin.
Aynı şekilde trip'inde var böyle vukaatları, okuldayız hava soguk, sigara içtigimiz mekana pısmışız soguktan korunmak için, hoca geliyor mekana kontrole, nasıl olsa sigara içmiyoruz diye iplemiyoruz ama, gelir üstümüzü arar gider.. Neyse geldi hoca, napıyorsunuz burda falan filan derken aradı üstümüzü bi halt bulamadı tam gidiyor, benim süper zeka arkadaşım trip, o yavşak agzına takındıgı şapşal gülümsebesiyle beraber "hooceeeaaamm, siz yanlış yere bakıyoooosunuuuzz kiiiiee, biz onuu gravatımıza saklıyoozzz" o an trip'e öyle bi bakış atmışım ki, gözlerimden çıkan ışınlarla kör oldu kız, beynini çıkarıp duvara sürtmek istedim, dilini kopartıp, dişlerini sökmek istedim. Ulan maaall, söylenir mi bu! O an üstümüzde yoksa bile, olacak! Ne güzel saklıyoruz oraya, bulamıyorlar, yavşak agızlı ne demeye söylüyon! Amaç ne yani! Yaaa öyle mi, dedi hoca ve geri döndü, tripe baktı yok, makiye baktı yok, sıra bana geldi, sıvazladı gravatı, aa ne varmış burdaa, diye çıkardı benim sigarayı, bi güzel kırdı ve gel bakalım benle dedi.. Ben başladım tabi, "hocam noooluurrr daaa bi hafta önce geldi annem yine sigaradan dolayı, yapmayın etmeyin, çapaaanızı yiyim" falan filan derken iyi dedi, allahtan beni seven bi hocaydı karı, geometrim iyi diye beni sever, tripden nefret ederdi.. "İyi götürmeyecegim disipline, nasıl olsa siz birazdan birbirinizi yiyeceksiniz ders olur size.." tabi ki de hocanın tezi dogruydu, agzına sıçtım tripin.
Güvensizim
Şunu iyi biliyorum ki güven denen şey çok önemli. Şüphe insanın içini kemiren lanet bir duygu. Bir kerelik yapılan bi hata bile karşıdakinin tüm güvenini sömürüp alabiliyor. İçim içimi yiyor artık, kovboy ne kadar iyi konuşsa da benimle içim almıyor, içim rahat etmiyor, hep bi burukluk, hep tatminsizlik.. Ben ona çok güveniyordum yaa. İçim rahattı, o yapmazdı, yapmasaydı keşke. Bebegim demesinden, seni özledim demesine kadar her söyledigi, mutluluk vermek yerine acı veriyor bana.. Belki taze oldugundan böyle, belki geçecek, belki bi daha yapmadıgını görünce düzelecek her şey.. Peki bi daha yapmayacagının garantisi var mı??.. Sokayım ben bu düzenin içine, hepimiz pisligiz, bütün insanlar igrenç, herkes birbirinin kuyusunu kazıyor, herkes birilerini kandırma peşinde!..
29 Temmuz 2011 Cuma
Anavatan kan ağlamıyor, kan alımı, bayılma, rüyaa ve yakalanma..
Dün gece yatmadan önce bi facebookuma gireyim dedim, kovboydan bi mesaj gelmiş, "sen ordan benim facebookuma girdikçe benden burda paso şifre istiyor!!" Anaaammm sıçtım diyerek döşedim mesajı, "iyi misin senn, bilsem şifreni gece yarısı sen uyurken parmak ucumda yakalanma korkusuyla telefonunu çalıp kurcalamazdım heraldee, face de sorun vardır, benimki de girmiyor uyuz ediyor beni. Bulmaya çalıştım yalan söylemeyeyim ama tutturamadım." ha gayret belki yutar diyerek döktürdüm. Söylediklerimde yalan degil ha, gece yarısı horlama sesini bekliyorum, telefonunu çalıyorum parmak ucu yürüyüşümle diger odaya kaçıyorum falan, dogru yani bunlar. Neyse hala cevap gelmedi o konuda, inşallah yutmuştur.. Bile bile, göre göre kabul etti, affetti desin istemem. Öyle olursa hepten açık açık boynuzlamaya başlar bu sefer..
Neyse sabah uyandım kan ter içinde, fena bi rüya görmüşüm, rüya da pek görmem aslında, bizim sinek ve kuzeni bana komplo falan kuruyorlar, yanlış anlıyorlar ortadaki durumu, saçma salak böyle degişiyor insanlar, kuzeni birden, eski arkadaş "sütçüye" dönüşüyor falan ıvır zıvır bi ton saçmalık.. Asıl kötü kısmı ise, sinegin bogazına yapışıp yerde sürüklememdi, o kadar gerçekçiydi ki, onun o anki korkusu, gözlerinin bakışı, benim sinirle onu sürükleyip bogazını sıkışım.. Uyandım kendime kızıyorum cani, pislik karı diye, bi yandan da savunuyorum, ama o da bana böyle böyle yaptı, iş çevirdi arkamdan, sırtımdan vurdu nankör, haketti haketti, pislik, bık bık diye.. Hayırlara vesile ola diyerek anama anlattım, sana bi konuda yardım edecek sinek dedi, ne alaaakaaa yeaaa.. Adamı boguyorum, o bana yardım ediyo çıkıyor. O zaman her önüme geleni bi güzel pataklayayım bari de hep yardım alayım, ohh miss..
Rüyanın etkisini atlattıktan sonra dogru hastaneye gittik,hergün bugün, yarın diye diye erteleyip duruyordum, bu sefer kaçamadım, biliyorum kan alcaklar, korkuyorum arkadaş, korkmakla kalmayıp bayılıyorum da! Bayıldım işte yine, allahtan özel hastaneye gitmiştik, devlet hastanesinde telef olurdum artık yerlerde.. Annem heryeri ayaga kaldırmış, bi kendime geldim, tekerlekli sandalye gelmiş, hemşire falan ugraşıyor, insanlar toplaşmış falan, götürdüler yatırdılar beni, annem aglıyo yine başımda.. Her dakka akmaya hazır boncuk boncuk damlaları vardır annemin, en ufak şeyde düşmeye başlayıverirler.. Çok utandım bayıldığım için yaaa, ben orda kendi çapımda sessiz sessiz bayılıvermiştim, ne diye yaygara çıkarıyosun ki, az sonra gelcem kendime.. Anemin boynuna yerleştirdiydim kafayı, şekerimi de attıydım agzıma, gittim gidiyom diyerek yavaş yavaş bayılıverdiydim. Bayılmaya o kadar alışıgım ki, biliyorum sırayla adımlarını artık, en son bayılıyorum demişim ve ardından titreyip, inleyip, salmışım kendimi. Kulaklarımın uguldadıgını hatırlıyorum en son.. Paramla bayılırım arkadaşşş...
Off hayvan karı kolumu deşmiş halen ağrıyor..
Neyse sabah uyandım kan ter içinde, fena bi rüya görmüşüm, rüya da pek görmem aslında, bizim sinek ve kuzeni bana komplo falan kuruyorlar, yanlış anlıyorlar ortadaki durumu, saçma salak böyle degişiyor insanlar, kuzeni birden, eski arkadaş "sütçüye" dönüşüyor falan ıvır zıvır bi ton saçmalık.. Asıl kötü kısmı ise, sinegin bogazına yapışıp yerde sürüklememdi, o kadar gerçekçiydi ki, onun o anki korkusu, gözlerinin bakışı, benim sinirle onu sürükleyip bogazını sıkışım.. Uyandım kendime kızıyorum cani, pislik karı diye, bi yandan da savunuyorum, ama o da bana böyle böyle yaptı, iş çevirdi arkamdan, sırtımdan vurdu nankör, haketti haketti, pislik, bık bık diye.. Hayırlara vesile ola diyerek anama anlattım, sana bi konuda yardım edecek sinek dedi, ne alaaakaaa yeaaa.. Adamı boguyorum, o bana yardım ediyo çıkıyor. O zaman her önüme geleni bi güzel pataklayayım bari de hep yardım alayım, ohh miss..
Rüyanın etkisini atlattıktan sonra dogru hastaneye gittik,hergün bugün, yarın diye diye erteleyip duruyordum, bu sefer kaçamadım, biliyorum kan alcaklar, korkuyorum arkadaş, korkmakla kalmayıp bayılıyorum da! Bayıldım işte yine, allahtan özel hastaneye gitmiştik, devlet hastanesinde telef olurdum artık yerlerde.. Annem heryeri ayaga kaldırmış, bi kendime geldim, tekerlekli sandalye gelmiş, hemşire falan ugraşıyor, insanlar toplaşmış falan, götürdüler yatırdılar beni, annem aglıyo yine başımda.. Her dakka akmaya hazır boncuk boncuk damlaları vardır annemin, en ufak şeyde düşmeye başlayıverirler.. Çok utandım bayıldığım için yaaa, ben orda kendi çapımda sessiz sessiz bayılıvermiştim, ne diye yaygara çıkarıyosun ki, az sonra gelcem kendime.. Anemin boynuna yerleştirdiydim kafayı, şekerimi de attıydım agzıma, gittim gidiyom diyerek yavaş yavaş bayılıverdiydim. Bayılmaya o kadar alışıgım ki, biliyorum sırayla adımlarını artık, en son bayılıyorum demişim ve ardından titreyip, inleyip, salmışım kendimi. Kulaklarımın uguldadıgını hatırlıyorum en son.. Paramla bayılırım arkadaşşş...
Off hayvan karı kolumu deşmiş halen ağrıyor..
Uyku problemine çözüm.
Yattığım zaman kırk saat dönmek istemiyorum artık şu yatakta. Çözüm istiyorum buna, şikayetçiyim!! İmremiyorum şu yastığa beş kala horlamaya başlayanlara.. Uykusuzluğa son, uykusuzluğa hayır! Koyun saymaktan daha yaratıcı çözümler istiyorum. Kolay olsun, ilaçsız falan.. Misal bi parola olsun, peynir diyeyim, hoopp uyudum olsun. Olur yaaa, olur valla, yaparsınız siz, süpersiniz, şahanesiniz, en birincisiniz, hadi göreyim sizi bilim adamları..
28 Temmuz 2011 Perşembe
Ex
Dün tam yattım telefonum çaldı, özel numara.. Alla allaa, kim ki acep recep derken, e aç salak açmassan nasıl ögrencen diyerekten açtım. Efendimmm, ses yok. Durdum durdum, bi daha efendimmm!! Ses verebildi sonunda, tanımadıgım bi erkek sesi, kimsin?!, ben camış! Ha sktrr dedim, hadi yanımda kovboy olsaydı, ahanda bi ton kavga ederdik şimdi, bi de gece yarısı, allam sıçmıştım, napcem ben, ya hep ararsa, diye oturmuş bunları geçiriyorum aklımdan konuşmak yerine. Mal, çık artık transtan diyerek "noldu" diyebildim. Telefonu çalmış özelden, ben miyim merak etmiş, bi şey mi oldu acaba demiş, korkmuş ondan aramış. Dedim iyi hoş ama ya kovboy olsaydı yanımda, tamam şimdi evdeyim, yanımda yok ama olabilirdi, beni zor durumda bırakıyorsun.. Yapcak bi şeyi yokmuş, merak etmiş, kusura bakmayacakmışım, bi daha aramazmış.. Bi sktr lan dicektim. Bahaneni yiyeyim senin. Aramak için bahane, merak etmiş miş! Beni merak eden insan en zor anımda yanımda olurdu. O çenemi yardıgımda yapayalnızdım, gelecem gelecem, oy çok üzüldüm, kıyamam, böcüüm, canımın sag al köşesi, cart curt diyerek başka karılarla fingirdemezdi. İyiyim ben dedim, kapattı. Bu herifi anlatayım birazda. Aman aslında hiç anlatasım yok. O kadar sogumuşum, uzaklaşmışım ki, of off.. Ben unuttuysam bu herifi, dünyada kimse telaş yapmasın "aşkımdan ölüyorum geberiyorum, unutamam ben" diye.. Ciddiyim, ben bu geri kafalılık, bu bagımlılık, bu dik kafalılık ve inatla terkettiysem onu ve ipimde degilse, herkes herkesi unutabilir, unutulmayacak kimse yoktur.. Yakışıklı olmasına yakışıklıydı da, ah gram beyin de koysaymış tanrım keşke.. Hep şüphelenmişimdir, allaaam akıl dagıtırken sen, bu o sıra tuvalette miydi acabaa, diye.. Adam hasta ruhluydu, aklında hayali şeyler uydurur onların gerçek olduguna inanırdı falan. Sonra filmden çıkardı, filmdeki baş karakter neyse ona dönüşüverirdi birden. Trınırımmm, birden badman olmuş, jack sparrow olmuş, aklınıza ne gelirse.. En son bıraktıgımda şu otostopla dag tepe, ülke gezen çocuk olmuştu, otostopla geziyordu türkiyeyi. Gezerkende son bi kez seni göreyim diyerek yanıma ugramıştı, ayrıyken biz. O halini de görünce allah yolunu açık etsin dedim zaten. Düşünüyorum da nasıl dayanmışım yahu ben! Adam cinlerle perilerle ugraştıgını söylerdi, yaktılar beni baaaak, diye bi izi vardı onu gösterirdi. Öldürmeye çalışıyorlar beni derdi, aglak aglak. Korkardım bi de bende salak gibi. Çok aldattı beni, çok yalancıydı da.. Cinsel olarak bi şeyler yaptı mı kimseyle bilmiyorum ama internetten sürekli o kız senin bu kız benim fing atardı. Bi keresinde bi yere üyeligini buldum, her seferinde arar agzına sıçar, şifresini zorla alır, içindeki karılara söver, siler, şifresini degiştirir, kapardım adresi. Bu sefer dur bakim napcak dedim ekledim sahte profil açıp. Hemen msn verdi, ekledim, hemen kamera açtı, pezevenk ne kadar güveniyosa kendine hemen kamerayı dayıyo! Neyse, merhaba dedik başladı beni karalamaya. La bi bismillah, hele bi karıyı tavla, sonra geç beni anlatmaya, karalamaya. Heralde sahipli erkekler karıların daha çok ilgisini çekiyor diyerek ordan oy toplamaya çalışıyor, cibiliyetsiz mendabur. Anam herif bana beni karaladı karaladı durdu, ya sabır diye diye aldım agzından bi ton laf, sonra taktım kamerayı bi açtım, görüntünün gelmesiyle beraber bizimki çevrimdışı. Öf içim sıkıldı daha sadece şunu anlatırken, daha neler neler var. Adamla 2. yılımızdayız, resimlerini gösteriyor bana, ultrason resmi var bi tane, bak bu benim dedi, aldım bakıyorum, gözüm tarihe kaydı, benim bildigim kadarıyla herif 85 dogumlu, ama hayatta olması gereken tarihte ultrason resmi var!! Durdum, döndüm buna, resmi uzatıp tarihi göstererek, "bacaan mı kalmıştı ananın karnında bu tarihte, malum pek bi büyüksün, bi kerede çıkaramamıştır zavallı kadıncaaz" dedim, mosmor oldu, ıkındı sıkındı derken ögrendim, 86lıymış. İlk tanıştıgımızda 83lüydü, sonra 84, sonra 85 derken gerçek yıla erişebildik 2 yıl sonunda. Peynir ekmek gibi yalan söylerdi, anlatmayacagım dahasını sinirleniyorum. Bitti gitti, bu saatten sonra ciguliyle evlenirim de ona yine bakmam. Geçenlerde evlenme de teklif etti bana, götümle bile gülemedim yani o derece düşün, onu bile haketmiyor...
Hopidi hop ki, bir ki..
Sinek istanbula gitcek naapcem beeenn, dedigim gün, yazmamın ertesinde beni aradı ve sonuçların açıklandıgını söyledi. Kazanamamış, gidemiyor yani.. Ugursuz muyum neyim, kızın torpili de vardı oysa!
Kovboyla da barıştık, konuşuyoruz, söylemiyor hala, ben de çaktırmıyorum ama az önce "bebegimmm benim" dedigi an telefonu balkondan aşagı fırlatmak istedim. Yemin ederim küfretse bu kadar bozulmazdım. Saçlarımın hepsi tel tel hepsi havaya kalktı resmen!.. Napcam ben yeaa..
Kovboyla da barıştık, konuşuyoruz, söylemiyor hala, ben de çaktırmıyorum ama az önce "bebegimmm benim" dedigi an telefonu balkondan aşagı fırlatmak istedim. Yemin ederim küfretse bu kadar bozulmazdım. Saçlarımın hepsi tel tel hepsi havaya kalktı resmen!.. Napcam ben yeaa..
27 Temmuz 2011 Çarşamba
Sarı sürtük! Güvendigim daglara kar yagdı lan, aglicam, aglayamıyorum..
Agzını burnunu kırmak istiyorum, o sarı saçlarını elime dolayıp kafasını yerlere vura vura olmayan beynini dökmek istiyorum, bacaamı götünden sokup agzından çıkarmak istiyorum o yavşak karının. Asıl suç karı da degil ki aslında, benim yavşak herifte! Konuşmuyoduk ya bi haftadır, bi gireyim, bi bakayım şunun facebookuna dedim. Şifresini bildigimi bilmiyor ondan rahat rahat fing atıyor beyimiz! Pazartesi günü bu karıya mesaj atmış, bebegiimm, bira borcunu ısmarlamayacaksın heralde öyle olsun.. Kızdan cevap gelmiş, hayatımın anlamı biz bi söz verdikmi tutarız, geleyim müsait oldugunda ısmarlarım. Bizimkinden, agzını yirimler mi dersin agzından bal damlıyormuş senin ben bilememişimler mi dersin! Bana gidiyo laf burda, sen gül gibiydin de ben o tahta kurusu karıya bakıyodum işte affet der gibi.. Karıdanda, bebegim, şekerim, bitanem, gözünün açıldıgına sevindim,vs vıcık vıcık bi ton mesaj! Ay gördüm elim ayagım titredi. Beklemiyorum ondan böyle bir şey, hele o karıyla aslaaa! Sürekli, sümügümü sürmem, bin tane şeyim olsa birini vermem, kendi yazıyo bana, isteseydim senden önce de çoktan götürürdüm ederdim, diyip duruyordu. Ben buna güveniyodum lan. Lan yavşagın teki oldugunu biliyorum, bişi yapmasa da vıcık vıcık konuşcak bi tipp biliyorum ama bana yapmaz lan diyodum. Adam direk karıya buluşma, yiyişme diye dalmış anasını satayım. Açık açık yazmasa da o anlama geliyor, bira ısmarlicaktın!, "hadi buluşalım." Ay ben görememişim hep agzından bal damlardı!, "o agzına gel bi vereyim." yarabbi sabır dedim, döndüm dolaştım evin içinde, saat gece 2 buçuk. Sinegi aradım açmadı, arasam olmaz, arayıp agzına sıçsam sen benim şifremi nerden biliyon diye çemkirip beni suçlu çıkaracak. Allam napcam ben, öldürsem mi ikisini de diye düşünürken dayanamadım aradım. Allah belanı versin şerefsiz, hani bi ben bebegindim, hani başkasına demezdin, dememiştin, çükün kopsun inşallah, o sarı karıya mı düştün, bi hafta lan bi hafta da mı bittim gittim, hiç mi korkmuyon yakalarım diye, uçkur düşkünü pislik!! Diyemedim tabi. Barışmak için aramadım, dayanamadı aradı deme, içimde kötü bi his var, sakın bi bok yapma! Sana güveniyorum bak.. Direk dedigi, şifremi mi biliyorsun? Nerden bilecem beee, hem böyle dedigine göre face den bişi var demek? Dedim başladı bu kahkaha atmaya. Biliyorum ne dicegini bilmediginde kendine kahkaha esmasında düşünme payı bırakıyor. Gülüyor da gülüyor, sonra yokkk hani her şeyin şifresini biliyorsun, girip bakarsın yok öyle bi şey! Allahım yalan söylüyor yaaaaa, bi de yalan söylüyor. Vuramıyorum yüzüne bi de! Ya yapsa bile söyler diye düşünüyordum. Yaa ne kadar yanlış tanımışım! Ben güveniyordum lan sana pislik! En azından söyleyecegine inanıyordum. En azından, yaptım lan demeni beklerdim. Allah belanı versin lan, çükün kopsun, kalkmasın bi daha hiç, başkasına dokundugun an ellerin kopsun, kırılsın. Erkek milleti degil mi, hepsinin köküne kibrit suyu! Bitti gitti güvenim. Bi daha siksen güvenmem, ben ki güven sorunu yaşayan insanım! Ne farkın kaldı şimdi? Tek güzel yanındı verdigin güven, nen kaldı şimdi!! Allahtan en büyük beddualarım gitsin sana, devam edersen hiç bi işin iyi gitmez dilerim, belini bi türlü dogrulatamassın dilerim, dilerim en büyük belalardan kurtulamazsın! Ama dönersen yolundan, ay napıyorum ben, yapamam ona diye, o zaman yine çıksın bunun acısı, süründürüp düzeltsin allahım inşallah. Sen büyüksün yarabbim, gör şu beddualarımı..
Fallara kaldık anam anam..
Anam bugün fal baktırmış, falan fıstık kısımlarını anlatmayacagım elbette, demiş ki, bi kızın var (acaba hangimiz, 3 tane kızı var!), çookkk karamsaaarrr, kötümser, içi çürümüş (ahanda bu benim, şüphesizzzz!), bu kızın iş hayatına başladığında 2 kişi çıkacak karşısına, ikisinden birini seçecek. Allahın falcısı bile nerden vuracagını biliyor, karamsarım ulan, koca bulamıyorum kendime, tüm karamsarlığım da sevgililerim, sevgililerim, sevgililerim.. Her şeyim normal, süper, fıstık gibi ama aşk hayatıma gelince, kurumuş bok bile daha hoş görünüyor gözüme.. İçim çürüdü anacım, verem oldum, kanser oldum. Birini sevdim, adam psikopatın tekiydi, çift kişilikli, paranoyak, şizofren.. Adamla 15 yaşından beri birlikteyiz, kanamadım diye inanmadı bana. Adi köpek, gözümden kan gelene kadar aglatırdı beni, şerefsiz. Adı, ayı olsun. Ona en uygunu bu sanırsam, bildigin camış gibi bi şeydi, kocaman. Yok yok, camış demek istiyorum. Evet, camış! Sonra da kovboyu sevdim, bu da "ilk degilim" dedi agzıma sıçtı, bu da kendi çapında psikolojik sorunlu lakin öbürünün yanında aklı selim kalıyor. Dagıttım konuyu yaa, fala gelelim, iki kişi arasında kalıyorsan eger, bu demek ki, ben aşık degilim ikisine de. Eger aşık olsaydım ikinci seçenegim olmazdı. Ben aşıkken körümdür, göremem başkasını. Ya şundadır ya bunda diyorsam bakkaldan karpuz seçer gibi, kesin mantık evliligi yapıyorum demektir. El falımda mantık evliligi diyor zaten, çetelesine sıçtııım. Belki de en iyisi böyledir. Sevmek istemiyorum bi daha, köpek gibi acı çekiyorum, agzıma yüzüme sıçıyorlar. Bi daha kaldıramam vallahi ölür kalırım. Son sevgi parçacıklarımı da kovboya saçtım, bitti. İnternetten de bi test yaptım, sorunlu insanlara aşık oluyorsunuz, sorunlu olmazsa çekici gelmiyor size, dedi test bile! Ugraşıp düzeltmeye çalışmalıymışım. Psikopatlıgımı bi kez daha kanıtlamış oldum böylelikle..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





