15 Kasım 2011 Salı
3 Ekim 2011 Pazartesi
Kıl yumaaa
Bu arada orman kaçkınına döndüm ha.. Her yanımdan kıl fışkırıyor, alamıyorumda. Sıççam epilasyonuna.. Bit gari bit! Kurtulayım derken hepten kıl yumagına döndüm.
29 Eylül 2011 Perşembe
Bir şeylerin sonu, yeni şeylerin başlangıcı..
Yazma cesaretini buldum kendimde sonunda. Pek fenaydım günlerdir, istesemde yazamazdım zaten.. Bitti kovboyla. Dedigim gibi gözlerinde görüyorum artık bana olan sevgisizligini. Hala kabullenemesemde elbet kabullenecegim, bittigini de hala inandırıcı bulamıyorum inan. Ama bitti işte, gerçekten bitti.. İçimde kendi kendimi kandırmaya çalıştıgımın farkındayım. Olabildigince vurmaya çalışıyorum yüzüme gerçegi, ezmeliyim o salak umutlu aptal iç sesimi.. Bagıra bagıra bitti desemde içimdeki aptal hala umut baglıyor, tutunmaya çalışıyor bazı dallara. O dalların çatlaklıgının farkında olsa da gözlerini yumuyor, görmemeye çabalıyor, farkındayım, her şeyin farkındayım. İç sesimin yapmaya çalıştıgınında farkındayım, gerçeginde.. Kabullenemiyor elbet insan, geçmişe tutunmaya çalışıyor, ama ama böyleydi, ama o seviyordu, ama bana bunu yapıyordu, bunu demişti, bak şimdi de böyle yapıyor acaba bunu mu demek istiyor.. Altını eşeledigim basit şeylerin altının boşlugunun farkındayım. En çok bu farkındalıklık durumu canımı acıtıyor işte. Kapatıyorum gözümü görmemek için. Ama kapatsamda hayali gözümün önünde ve bana basbas bagırıyor, bitti sophii!bitti! Kabul etsende etmesende bitti! Seve seve etmezsen, sike sike edeceksin! Bitti!
Evime geldim. Anneme anlatacagım diyerek. Binlerce insana sora sora annemi gelmeden hazırlaya hazırlaya geldim evime. Her şeyi anlatacaktım, camışı, kovboyu, kovboyla aynı evde yaşadıgımı, vs.. Tüm içimi boşaltıp rahatlayacagıma inandım ama anlatamadım. Kıvırdım. Gözlerindeki yorgunlugu gördüm çünkü, üzgünlügü.. Onu daha da yıpratamazdım..
Bugünse doktora gittim, psikologa, yeni bi hayat bekliyormuş beni, öyle diyor.. Nefes terapileri, egzersizler, kitaplar, hipnoz, vs.. Denicekmişiz her şeyi, güvenmeliymişim ona, ardıma baktıgımda gülecekmişim bugünlerime.. Sevecekmişim hayatı yeniden, mutlu olacakmışım, sigarayı bile bırakacak, tüm önyargılarımdan kurtulacakmışım.. Unutturacakmış bana geçmişi.. Hadi bakalım.. Ben çabalayacagım ama. En çok ben çabalayacagım. Kovboya inat hayatımdan zevk alacagım. Ona inat çok mutlu olacagım! "benle evlenmeyi düşünmüş, meger aşmışmış geçmişe olan takıntısını, teklif edecekmiş ki evlilik teklifi, ben mahvetmişim. Saçma hareketlerimle, mutsuzlugumla, negatif enerjimle.." ulan, onca emek harcadım ben be, onca eziyet çektim, onca umut besledim, bu bana söylenecek laf mı ulan! Ben geçmişi silmek adına ne eziklikler yaşadım, ne tavizler verdim, kıçı kırık mutsuzluk mu bozdu onca emegimi yani.. Ben miyim o mutsuzluga sebep olan! Sen bana hergün istemedigini söylerken zil takıp oynamadıgım için özür dilerim, özür dilerim neşe saçamadıgım için.. Sana inat çok mutlu olacagım, dişimi tırnagıma takıp çabalayacagım ve mutlu olacagım.. Geçmişimi silip atacagım. Yakamdan atacagım o lanet geçmişimi.. Her şeyi ama her şeyi unutup temiz bir sayfadan başlayacagım hayata..
Doktorun dedigini yaptım. Ne varsa geçmişte kötü şeyleri hatırlatan attım. Zaten fazla bir şey yoktu, tek camışa ait şeyler vardı bi kaç parça, deştim evi ve ne varsa attım. "o.ç m" (bundan hiç bahsetmedim, bahsetmicemde ama özetle tam bir orospu çocugudur kendisi adı "o.ç m" olsun o sebepten) ye ait bir şey yok zaten bende, "kovboyun arkadaşı" na ait de bir şey yok, sildim şuan. Burda bile bahsetmeyecegim bir daha, hiçbi yerde hiç bi şekilde.. Yoklar, olmadılar, hayatımda tanımadıgım insanlar onlar.. Kovboyu silemem henüz, o taze, kıyamadım da bir şeyine dokunmaya, mesajlarına bile dokunamadım, hatta adına, hala ördek diye kayıtlı telefonumda.. Degiştiremedim, ama zamanla..
Numaramı degiştirecegim, facebookumu temizleyecegim, onları hatırlatacak hiçbir şey bırakmayacagım. Arkadaşlarımı da uyaracagım, yoklar, kimse bana bunlarla ilgili tek kelime etmeyecek, ben bakireyim, ben o insanları tanımıyorum, hiçbir zamanda tanımadım.. Doktor kontrolüne de gidip gerekenleri yapacagım ve bir daha kendi kendime bile asla bu konulardan bahsetmeyecegim. Bitti. Bu son onların geçen bahsi. Şuan siliyorum hafızamdan ve bir daha da asla gün yüzüne çıkmalarına izin vermeyecegim.. 6 yıllık ilişkim falan da yok benim. Sevmedim ben kimseyi.. Şuan kovboyu silemedigimden o var hala ama onu da silecegim. Ona da hazır hissettigimde kendimi, yok edecegim onunda varlıgını.. Bu beyin benim. Ona ben hükmederim. O bana degil! Ben degerliyim. Ben dünyadaki en degerli şeyim. Bu dünyadaki en özel, en önemli şey benim ve kimsenin en önemli gördügüm şeye zarar vermesine izin vermeyecegim. Ve kendim de gözümden bile sakınacagım... Zamanı gelecek, her şeyin zamanı gelecek, sırayla.. Çok mutlu olacagım. Bu dünya, benim için dönüyor. Bana bir şey olduktan sonra dünya artık benim için dönmeyecek ve ben benim için döndügü müddetçe bunun farkında olacagım ve yaşadıgım her günün benim için bir armagan oldugunu kabul edip zevk alacagım. Düşünsene, benim varlıgım için koca bir dünya dönüyor, çiçekler çiçek açıyor, fırıncılar ekmek yapıyor, insanların hepsi benim varlıgım için çaba harcıyor.. Her şey benim için. Ve ben onların çabalarıyla var oluyorum.
Evime geldim. Anneme anlatacagım diyerek. Binlerce insana sora sora annemi gelmeden hazırlaya hazırlaya geldim evime. Her şeyi anlatacaktım, camışı, kovboyu, kovboyla aynı evde yaşadıgımı, vs.. Tüm içimi boşaltıp rahatlayacagıma inandım ama anlatamadım. Kıvırdım. Gözlerindeki yorgunlugu gördüm çünkü, üzgünlügü.. Onu daha da yıpratamazdım..
Bugünse doktora gittim, psikologa, yeni bi hayat bekliyormuş beni, öyle diyor.. Nefes terapileri, egzersizler, kitaplar, hipnoz, vs.. Denicekmişiz her şeyi, güvenmeliymişim ona, ardıma baktıgımda gülecekmişim bugünlerime.. Sevecekmişim hayatı yeniden, mutlu olacakmışım, sigarayı bile bırakacak, tüm önyargılarımdan kurtulacakmışım.. Unutturacakmış bana geçmişi.. Hadi bakalım.. Ben çabalayacagım ama. En çok ben çabalayacagım. Kovboya inat hayatımdan zevk alacagım. Ona inat çok mutlu olacagım! "benle evlenmeyi düşünmüş, meger aşmışmış geçmişe olan takıntısını, teklif edecekmiş ki evlilik teklifi, ben mahvetmişim. Saçma hareketlerimle, mutsuzlugumla, negatif enerjimle.." ulan, onca emek harcadım ben be, onca eziyet çektim, onca umut besledim, bu bana söylenecek laf mı ulan! Ben geçmişi silmek adına ne eziklikler yaşadım, ne tavizler verdim, kıçı kırık mutsuzluk mu bozdu onca emegimi yani.. Ben miyim o mutsuzluga sebep olan! Sen bana hergün istemedigini söylerken zil takıp oynamadıgım için özür dilerim, özür dilerim neşe saçamadıgım için.. Sana inat çok mutlu olacagım, dişimi tırnagıma takıp çabalayacagım ve mutlu olacagım.. Geçmişimi silip atacagım. Yakamdan atacagım o lanet geçmişimi.. Her şeyi ama her şeyi unutup temiz bir sayfadan başlayacagım hayata..
Doktorun dedigini yaptım. Ne varsa geçmişte kötü şeyleri hatırlatan attım. Zaten fazla bir şey yoktu, tek camışa ait şeyler vardı bi kaç parça, deştim evi ve ne varsa attım. "o.ç m" (bundan hiç bahsetmedim, bahsetmicemde ama özetle tam bir orospu çocugudur kendisi adı "o.ç m" olsun o sebepten) ye ait bir şey yok zaten bende, "kovboyun arkadaşı" na ait de bir şey yok, sildim şuan. Burda bile bahsetmeyecegim bir daha, hiçbi yerde hiç bi şekilde.. Yoklar, olmadılar, hayatımda tanımadıgım insanlar onlar.. Kovboyu silemem henüz, o taze, kıyamadım da bir şeyine dokunmaya, mesajlarına bile dokunamadım, hatta adına, hala ördek diye kayıtlı telefonumda.. Degiştiremedim, ama zamanla..
Numaramı degiştirecegim, facebookumu temizleyecegim, onları hatırlatacak hiçbir şey bırakmayacagım. Arkadaşlarımı da uyaracagım, yoklar, kimse bana bunlarla ilgili tek kelime etmeyecek, ben bakireyim, ben o insanları tanımıyorum, hiçbir zamanda tanımadım.. Doktor kontrolüne de gidip gerekenleri yapacagım ve bir daha kendi kendime bile asla bu konulardan bahsetmeyecegim. Bitti. Bu son onların geçen bahsi. Şuan siliyorum hafızamdan ve bir daha da asla gün yüzüne çıkmalarına izin vermeyecegim.. 6 yıllık ilişkim falan da yok benim. Sevmedim ben kimseyi.. Şuan kovboyu silemedigimden o var hala ama onu da silecegim. Ona da hazır hissettigimde kendimi, yok edecegim onunda varlıgını.. Bu beyin benim. Ona ben hükmederim. O bana degil! Ben degerliyim. Ben dünyadaki en degerli şeyim. Bu dünyadaki en özel, en önemli şey benim ve kimsenin en önemli gördügüm şeye zarar vermesine izin vermeyecegim. Ve kendim de gözümden bile sakınacagım... Zamanı gelecek, her şeyin zamanı gelecek, sırayla.. Çok mutlu olacagım. Bu dünya, benim için dönüyor. Bana bir şey olduktan sonra dünya artık benim için dönmeyecek ve ben benim için döndügü müddetçe bunun farkında olacagım ve yaşadıgım her günün benim için bir armagan oldugunu kabul edip zevk alacagım. Düşünsene, benim varlıgım için koca bir dünya dönüyor, çiçekler çiçek açıyor, fırıncılar ekmek yapıyor, insanların hepsi benim varlıgım için çaba harcıyor.. Her şey benim için. Ve ben onların çabalarıyla var oluyorum.
18 Eylül 2011 Pazar
Sevgilim benden sıkıldı napmak gerek doktor beyy!
1) büyü yaptırabiliriz, ama genelde ters teper, duracagı varsa da çocuk kaçarak gider
2) dua okuyabiliriz, cenabetim hiç bi duam tutmaz anasını satayım, lanet olası dövmeler, siyah sekizine sokayım!
3) aşırı ilgi, kendini bi bok sanıp, daha da götüm götüm kaçıyorlar vallahi, üstüne düştükçe nazlanıyor.
4) umrumda degilsin tavırları, dozajı ayarlayamayıp hepten kaybetme şansı yüksek, zati herif sıkılmış, iyice topuklayabilitesi yüksek.
5) kıskandırma, benimkinde etkili degil, daha da canavarlaşıp uzaklaşıp hıncını da benden çıkarıyor.
Aklıma başka bişi gelmiyor. Napcam yaaa benn! Nolur bi mucize olsun. Nolur tanrım bi mucize yarat ve öküzü insana çevir. Prenses kurbagayı öpmüş prens olmuş. Ben fazlasıyla bi öküz öptüm, bi kıyak yap bana da yaa, lütfenn..
2) dua okuyabiliriz, cenabetim hiç bi duam tutmaz anasını satayım, lanet olası dövmeler, siyah sekizine sokayım!
3) aşırı ilgi, kendini bi bok sanıp, daha da götüm götüm kaçıyorlar vallahi, üstüne düştükçe nazlanıyor.
4) umrumda degilsin tavırları, dozajı ayarlayamayıp hepten kaybetme şansı yüksek, zati herif sıkılmış, iyice topuklayabilitesi yüksek.
5) kıskandırma, benimkinde etkili degil, daha da canavarlaşıp uzaklaşıp hıncını da benden çıkarıyor.
Aklıma başka bişi gelmiyor. Napcam yaaa benn! Nolur bi mucize olsun. Nolur tanrım bi mucize yarat ve öküzü insana çevir. Prenses kurbagayı öpmüş prens olmuş. Ben fazlasıyla bi öküz öptüm, bi kıyak yap bana da yaa, lütfenn..
Uçtu kuşum elimden..
Kovboy beni iplemiyor. Hep kavga ederdik ama bi şekilde barışırdık aynı evde oldugumuzdan. Bu sefer ne denediysem işe yaramadı! Gözlerinde, bakışlarında boşluk görüyorum. Sözlerinde de.. Bitirmiş! Kendin ettin diyor, bitirdin yavaş yavaş diyor. Huysuzlugun, mızmızlıgın, mutsuzlugun.. Ne nalet bişiymişim de farkında degilmişim! Ulan it, sen yapmadın mı beni böyle.. Sen hergün kan aglatırken nasıl ben mutlu mesut olurdum! Sen hergün geçmiş geçmiş derken ben nasıl mızmızlanmadan dururdum....
Lan valla bitmiş lan. Çaresizim. Her şeyi denedim. Gerçekten umrunda degilim. Gayet farkediliyor.. Ya biri var aklında ya da gerçekten sabrı bitti, sıkıldı, vs..
Şimdi memleketinden arkadaşı geldi ve aldı çocugu gecenin bu saatinde götürdü.. Nere gitcekler! Sik gibi beni bıraktı gitti. Asla yapmazdı bunu!
Lan valla bitmiş lan. Çaresizim. Her şeyi denedim. Gerçekten umrunda degilim. Gayet farkediliyor.. Ya biri var aklında ya da gerçekten sabrı bitti, sıkıldı, vs..
Şimdi memleketinden arkadaşı geldi ve aldı çocugu gecenin bu saatinde götürdü.. Nere gitcekler! Sik gibi beni bıraktı gitti. Asla yapmazdı bunu!
10 Eylül 2011 Cumartesi
Başlıgında..!
Fuarında, konserinde, lunaparkında, işinde, kovboyunda, sevgininde, sevmeninde.. Siktigimin hayatı..
8 Eylül 2011 Perşembe
Uyusunda büyüsün neeeennnniii..
Uyumalıyımmm.. Sabah işe gidicemm!! Uyuyayım diye 2 bardak rakı bile içtim oysa ki ama hala tık yok.. Koyun da sayıyorum ama nuh diyo peygamber demiyor dinine yandıgımın uykusu. Dişimde agrıyor yine zaten. Dişçiye gittim bugün yine, bitirdi sonunda ama daha çok agrıyor şuan. Geçici dolgu varken daha iyiydi valla.. Kazıgı da gömdü pezevengin herifi. 500 lira bi kanal tedavisi anasını sattıgım. Peşin istiyor birde.. Aile bireylerimi soydum bende, okul harcı da geldiginden ötürü bayaaca para lazım bu ay..
Haydi uykuu lütfenn!!
Haydi uykuu lütfenn!!
7 Eylül 2011 Çarşamba
"İş"liyim.
Vee karşınızda, mali müşavir yanında, ne oldugu belirsiz bir sıfatla çalışmaya başlayacak olan bir insan bulunmaktaaa.. Az mahsun, az pişman bakışlarla hallettim olayı.. "sana güvenmiyorum" dedi adam yaa.. Yine gidersin diye şüphelerim var dedi. Adam gibi para ver, canımı ye arkadaş. Versen gider mider düşünmene gerek kalmaz, biz gitmeyiz zaten. 300 lira vercek, neye yeter o para! Eşek gibi de çalıştırıyor.. Haydi bakem, hayırlara vesile ola. Ehliyet de alıyorum zaten. Pek bi geliştirdim kendimi haa! Dün boktum, bugünde iyice koktum.. Şu ingilizceye de bi asılmaya başlasam iyi olur. Ulan anadolu lisesi bitirdim, üniversitede de hazırlık okudum, halen fıss.. Evet evet, bi sonraki hedefim, ingilizcemi geliştirmek.
6 Eylül 2011 Salı
İşsizim.
Uyku düzenimin içine ettigimden dolayı sabah uyanamam diye hiç yatmadım. Gözlerim zonkluyor!! Az sonra kovulcam, tüm ugraşım rezil olup dönmek için yani. Mali müşavir yanında çalışıyordu bizim sinek, onun çalıştıgı yere stajer olarak başlayıp sonrada haber vermeden tüymüştüm. İşte şimdi oraya iş başvurusu yapmaya gidiyorum. Adam kıçıyla gülerek yollayacak beni. Hatta herkes gülecek bana. Dalga geççekler benlennn.. Allam, gitmesem mi?! Onca uykusuz kaldım, hazırlandım ettim. Sabah erkenden gideyim ki az insan olsun, az insana rezil olayım diye plan falan yaptım.
"Olumlu düşün sophie, olumlu düşün, olumlu olsun."
"Ne olumlusu lan dingil, az gerçekçi ol!"
"Olumlu düşün sophie, olumlu düşün, olumlu olsun."
"Ne olumlusu lan dingil, az gerçekçi ol!"
5 Eylül 2011 Pazartesi
Eff, temizlikçi istiyorumm..
Götümü kaldırıp evi temizlemem lazım. Kovboyun annesi gelecek yarın ve evi bok götürüyor. Çok yorgunummmm, bi ton dolandım dışarda. Akılsız başımın cezasını ayaklarım çekti, tee ebesin şeyindeki kuaförde, bi heves takı toka yapcam diye aldıgım boncukları unuttugumdan dolayı oraya gitmem gerekti. Çok unutkanım yaa. Aslında bu unutkanlık degil! Sorumsuzluk, ilgisizlik, aptallık, salaklık.. İstedigin kelimeyi seçebilirsin, seçeneklerde olmasa da, hakediyorum çünkü!
Hangi insan anneler gününde annesine hediye yollamak için otogara gitmeye kalkıp yarı yolda elinde hediye olmadıgını farkeder?! Hangi insan hergün ama hergün okula giderken elinde defterlerle çıkıp, okula vardıgında elinin boş oldugunu görürüp çıglık atar!! Hangi insan, para çekmeye tee çarşıya kadar gidip kartı almamış olur.. Hepsini geçtim hangi insan her evden çıkışında en az üç kere eve unuttugu şeyleri almak için geri döner..
Neyse, ehliyet kursuna yazıldım bide bugün, çenem yoruldu baya. Gittim 600 dediler, 450ye yazıldım döndüm, baya efor sarfetmem gerekti yani anlayacagın. Pazarlık konusunda çok iyiyimdir. Bugüne kadar en iyi pazarlıgımı ikinci el eşya alırken yaptım herelde.. Buzdolabı ve çamaşır makinası fiyatı sormaya gitmiştik kovboyla, almayacaktık o an paramız yoktu ama o kadar indi ki bu fırsatı kaçıramazdık, aldık.. 500 olur size diye başladı, 450, derken 400, 350 diyince kovboyun gözü döndü alalım alalım diye, tabi ki olmaz dedim, iyi günler derken 300e indi, taşıma da bizden olsun dedi, ı ıhh derken bi baktım 200e inmiş, taşıma da dahil mi diye sordum yüzsüz yüzsüz. Dahil diyince almaya karar verdim.. Yüzsüz olan ben miyim aslında buna emin degilim. Adam 200 e satıp kar edebilecegi eşyayı bize 500 e kakalamaya çalışmış..
Spor salonuna gittim bi de, aylık 80 dedi. Kadın aygır gibiydi, korktum, teşekkürleerr, iyi günleerr, bi düşüneyim diyip çıktım.
Sürekli evde bunalmaktan bıktıgımdan dolayı kendimi bi şeylere verme hevesindeyim şimdi de. Muhasebeci yanında çalışmayı düşünüyorum (tabi alırsa beni) 250lira vercek ama napalım, tecrübe edincem en azından. Ehliyet, spor, dans okulu, resim.. Bekle beni sosyallik, bennn geliyorummm..
Eff evi temizlemem gerek halen..
Hangi insan anneler gününde annesine hediye yollamak için otogara gitmeye kalkıp yarı yolda elinde hediye olmadıgını farkeder?! Hangi insan hergün ama hergün okula giderken elinde defterlerle çıkıp, okula vardıgında elinin boş oldugunu görürüp çıglık atar!! Hangi insan, para çekmeye tee çarşıya kadar gidip kartı almamış olur.. Hepsini geçtim hangi insan her evden çıkışında en az üç kere eve unuttugu şeyleri almak için geri döner..
Neyse, ehliyet kursuna yazıldım bide bugün, çenem yoruldu baya. Gittim 600 dediler, 450ye yazıldım döndüm, baya efor sarfetmem gerekti yani anlayacagın. Pazarlık konusunda çok iyiyimdir. Bugüne kadar en iyi pazarlıgımı ikinci el eşya alırken yaptım herelde.. Buzdolabı ve çamaşır makinası fiyatı sormaya gitmiştik kovboyla, almayacaktık o an paramız yoktu ama o kadar indi ki bu fırsatı kaçıramazdık, aldık.. 500 olur size diye başladı, 450, derken 400, 350 diyince kovboyun gözü döndü alalım alalım diye, tabi ki olmaz dedim, iyi günler derken 300e indi, taşıma da bizden olsun dedi, ı ıhh derken bi baktım 200e inmiş, taşıma da dahil mi diye sordum yüzsüz yüzsüz. Dahil diyince almaya karar verdim.. Yüzsüz olan ben miyim aslında buna emin degilim. Adam 200 e satıp kar edebilecegi eşyayı bize 500 e kakalamaya çalışmış..
Spor salonuna gittim bi de, aylık 80 dedi. Kadın aygır gibiydi, korktum, teşekkürleerr, iyi günleerr, bi düşüneyim diyip çıktım.
Sürekli evde bunalmaktan bıktıgımdan dolayı kendimi bi şeylere verme hevesindeyim şimdi de. Muhasebeci yanında çalışmayı düşünüyorum (tabi alırsa beni) 250lira vercek ama napalım, tecrübe edincem en azından. Ehliyet, spor, dans okulu, resim.. Bekle beni sosyallik, bennn geliyorummm..
Eff evi temizlemem gerek halen..
2 Eylül 2011 Cuma
Okumadan geçmeni tavsiye ederim, küfür yemek istemiyorum inan, dur deme öyle, aaa çok ayıp!!
Bir hikaye yazmak istiyorum. Saçma da olsa bana ait bi hikaye. Benim uydurdugum, benim kurguladıgım, benim saçmaladıgım bir hikaye.. Üstüne hiç düşünmedim inan. Hatta şuan bile ne yazacagıma dair bi fikrim yok. Aklıma ilk gelen cümlemle başlayıp düşünmeden, akışıyla yazmayı planlıyorum. Bu ön girişi uzattıkça uzatabilirim, evet bunu yapabilirim ve bunu yaparken, bunu yapmadaki tek amacım, aklıma o ilk cümlenin ne olacagı gelmiyor olması olabilir.. Evet, olabilir ama olmama ihtimali de var! Acı degil mi? O ilk başlangıçlar yok mu, hep orda zorluk yaşar insan. Kavga ediyorsundur, aşıksındır itiraf edeceksindir, vs, o ilk cümle bogazında dügümlenir. Bir başlayabilsen devamı gelecektir lakin bir türlü en dogru başlangıcı bulamazsın. Mesaj yazmaya kalkarsın, yazar yazar silersin, bi türlü begenmezsin başlangıcını. İlişkiye başlarsın, o kadar berbattır ki o ilk başlangıç günleri, nasıl davranacagını kestiremezsin, hatta bazen ilk görüşme günleri o kadar zordur ki, sırf bu sebepten gitmeyip belki de hayatının adamını/kadınını kaybedersin. İlk iş günü, işkencedir.. Örnekleri çogaltabilirim, bundan eminim..
Ne demiştim, bir hikaye yazmak istiyorum. Bana ait bir hikaye, benim uydurdugum..
Gördün mü bulamadım işte başlangıç. Yok yok benden bi cacık olmaz. Şu başlangıçlar yok mu allah kör etmeye onları..
"dün merdivenlerde olmayan bir adamla karşılaştım, bugünde orda degildi, keşke dedim keşke gitse..."
Ne demiştim, bir hikaye yazmak istiyorum. Bana ait bir hikaye, benim uydurdugum..
Gördün mü bulamadım işte başlangıç. Yok yok benden bi cacık olmaz. Şu başlangıçlar yok mu allah kör etmeye onları..
"dün merdivenlerde olmayan bir adamla karşılaştım, bugünde orda degildi, keşke dedim keşke gitse..."
1 Eylül 2011 Perşembe
Yerin dibi ne kadar derindir acep ki recep???
Hani böyle arada birileri seni gösteriyormuş, sana gülüyorlarmış hissiyatı olur, kendini yoklarsın, farmuarım mı açık, burnumda sümük mü var acaba diye kontrol edersin, sonra huzursuz olursun. Saçma bi kompleks durumudur, aslında kimsenin seni ipledigi yoktur ama sen etraftaki herkesi seni parmakla gösterip kahkaha atacak gibi görürsün, kaçmak istersin ordan bi an önce, arada bana da gelir. Bugünde o günlerden birindeyim sandıydım da yanılmışım. Metro bekliyorum istasyondayım, yine birileri bana gülüyor gibi geldi, aman mikcem kompleksini, gayet güzelim, spor giyinmişim, makyajım gayet güzel, saçlarım iyi, bugün olmaz, defol git diyerekten kışkışladım kompleks durumumu. Ay allamm ben kadar gerzek başka insan yoktur ya, bu kadar dikkatsiz, bu kadar umursamaz başka insan olamaz. Üstümdekini ters giymişim. Metroya bindikten sonra farkettim. Sonrada kendimi kıvırıp götüme sokmak istedim, o derece utandım, kıvrandım saklanmak için. Önümü çantamla saklamaya çalışıyordum, modeli bu zannederler belki diye kendimi avuttuyordum ki camdan arkamı görene kadar sürdü bu dangalaklıgım. Arkamda kabak gibi etiket sırıtıyor ve ben sırtımı vermişim insanlara, saklanıyorum güya! Salak salak salak!
30 Ağustos 2011 Salı
İçime dokundu ya bu bayram..
Bayramınız mübarek olsun. Büyüklerimin ellerinden, küçüklerimin gözlerinden.. Sevgilerimle..
Ya ben gerçekten eski çocukluk günlerime dönmek istiyorum yaa.. Tek derdimin babamın cebinden çaldıgım paralarla yakalanmamak olmasını istiyorum. Para çalmak demişken, bi itirafta buluncam. Kendime bile söylemekten utandıgım bi itiraf.. Küçükken iki katlı bi evimiz vardı. Hala var da belediye sagolsun, arsamızı elimizden alıp başka yere taşımış, ev başka yerde, arsa başka bi yerde, biz arsayı sattık ama ev hala bizim, ama evin arsası başkasına ait falan, böyle saçma salak bi durum mevcut. Herneyse, işte iki katlı evimiz vardı ve alt katımızda kiracı oturuyordu, sanırım kadının kocası polisti, bi tane de bebeleri vardı. Ben hep bunlara gider, bebeyle oynardım. Kendim çok büyükmüşüm gibi, bebek sevmeye gidiyordum yani.. İşte ben onlardan para çaldım ya bi kaç kere, hala aklıma geldikçe utanıyorum.. Bayramla ne alaka bende bilmiyorum ama bayram diyince eski günlere gidip, utançlarımı da hatırlamak zorunda kaldım. Parayı da gidip harcamazdım ha, cüzdanda saklardım. Babamdan da bi kere çarpmıştım, hep beraber cüzdanımda kardeş kardeş duruyorlardı ve birgün annem buldu paraları, ama nasıl bagırıyor, "seeeennn neerrrdeeennn bullduuunnn buu paraalaaarııııııı" diye pöykürüyor üstüme üstüme. En uygununun babamın cebinden aldıgımı söylemek oldugunu düşünerek, hepsini babamın cebinden arakladıgımı söyledim. Böylece daha az paparayla yırttım. Halen söylemedim anneme, sanırım bunu itiraf etmeliyim artık. Çocuktum diyerek geçiştiremiyorum da, oturmuş içime iyice.
İçime oturan bi de teyzemin bana iftira atması var. Geçen gün anneme anlattım onu. Unutamıyorum, mıhlanmış beynime. Çocuk diyip geçmemek lazım aslında, o zaman olan şeyler daha çok akılda kalıyor inan. Annem, teyzem, kuzenim ve ben oturmuştuk, konuşuyor bunlar, konuşurken teyzem ayıptır söylemesi, pırtlattı.. Ama nasıl gülüyor bana bakarak. Ben yapmadım diyorum ama herkes gülüyor, gülücükler sarıyor etrafımı falan ben bagırıyorum, bagırışımda boguluyorum "bennn yapmaadııgggghhmm", teyzemse torunundan bahsederek "bizim bilmemney de böyle yapar, sonra ben yapmadım, annaanem yaptı derr" Herkes tabi ona inandı, pırtlama benim üstüme kaldı. Geçen gün oturdum anlattım anneme, ben yapmamıştım dedim, ohh rahatladım dicektim ama kadın hatırlamıyor bile. Tabi hatırlamaz, yerin dibine giren bendim..
Bi de annemden babam yüzünden bi tokat yemiştim, onu da unutmam. Babam çay döktü, annem geldi bana bi tane çaktı. "ben dökmedügeemmm" diye aglaya aglaya koşturdum. Babam ben döktüm diyene kadar ben çoktan tokatı yemiş ve evin en ücra köşesine pısıp aglamaya başlamıştım bile. Gelip öptüydü babam, sonra da kolumdan tutup banyoya götürmüş, yüzümü yıkamıştı..
Var böyle baya bi aklıma kazınan olayda şuan gelmiyor aklıma.
Ya bi bayram konuşması yapcak, eski bayramları ancaktım, muhabbet nerelere döndü. İtiraf sayfası yapıverdim iki dakikada. Neyse, eskiyi istiyorum. Eski çocukluk bayramlarımı. Bayram geliyor diye heyecanlanışlarımı. Yeni kıyafet alıp onu giymeyi iple çekişimi, koşturup harçlık toplamayı falan.. Aile boyu oluşlarımızı.. O günlerimi istiyorum ben yaaahuuuu..
Ya ben gerçekten eski çocukluk günlerime dönmek istiyorum yaa.. Tek derdimin babamın cebinden çaldıgım paralarla yakalanmamak olmasını istiyorum. Para çalmak demişken, bi itirafta buluncam. Kendime bile söylemekten utandıgım bi itiraf.. Küçükken iki katlı bi evimiz vardı. Hala var da belediye sagolsun, arsamızı elimizden alıp başka yere taşımış, ev başka yerde, arsa başka bi yerde, biz arsayı sattık ama ev hala bizim, ama evin arsası başkasına ait falan, böyle saçma salak bi durum mevcut. Herneyse, işte iki katlı evimiz vardı ve alt katımızda kiracı oturuyordu, sanırım kadının kocası polisti, bi tane de bebeleri vardı. Ben hep bunlara gider, bebeyle oynardım. Kendim çok büyükmüşüm gibi, bebek sevmeye gidiyordum yani.. İşte ben onlardan para çaldım ya bi kaç kere, hala aklıma geldikçe utanıyorum.. Bayramla ne alaka bende bilmiyorum ama bayram diyince eski günlere gidip, utançlarımı da hatırlamak zorunda kaldım. Parayı da gidip harcamazdım ha, cüzdanda saklardım. Babamdan da bi kere çarpmıştım, hep beraber cüzdanımda kardeş kardeş duruyorlardı ve birgün annem buldu paraları, ama nasıl bagırıyor, "seeeennn neerrrdeeennn bullduuunnn buu paraalaaarııııııı" diye pöykürüyor üstüme üstüme. En uygununun babamın cebinden aldıgımı söylemek oldugunu düşünerek, hepsini babamın cebinden arakladıgımı söyledim. Böylece daha az paparayla yırttım. Halen söylemedim anneme, sanırım bunu itiraf etmeliyim artık. Çocuktum diyerek geçiştiremiyorum da, oturmuş içime iyice.
İçime oturan bi de teyzemin bana iftira atması var. Geçen gün anneme anlattım onu. Unutamıyorum, mıhlanmış beynime. Çocuk diyip geçmemek lazım aslında, o zaman olan şeyler daha çok akılda kalıyor inan. Annem, teyzem, kuzenim ve ben oturmuştuk, konuşuyor bunlar, konuşurken teyzem ayıptır söylemesi, pırtlattı.. Ama nasıl gülüyor bana bakarak. Ben yapmadım diyorum ama herkes gülüyor, gülücükler sarıyor etrafımı falan ben bagırıyorum, bagırışımda boguluyorum "bennn yapmaadııgggghhmm", teyzemse torunundan bahsederek "bizim bilmemney de böyle yapar, sonra ben yapmadım, annaanem yaptı derr" Herkes tabi ona inandı, pırtlama benim üstüme kaldı. Geçen gün oturdum anlattım anneme, ben yapmamıştım dedim, ohh rahatladım dicektim ama kadın hatırlamıyor bile. Tabi hatırlamaz, yerin dibine giren bendim..
Bi de annemden babam yüzünden bi tokat yemiştim, onu da unutmam. Babam çay döktü, annem geldi bana bi tane çaktı. "ben dökmedügeemmm" diye aglaya aglaya koşturdum. Babam ben döktüm diyene kadar ben çoktan tokatı yemiş ve evin en ücra köşesine pısıp aglamaya başlamıştım bile. Gelip öptüydü babam, sonra da kolumdan tutup banyoya götürmüş, yüzümü yıkamıştı..
Var böyle baya bi aklıma kazınan olayda şuan gelmiyor aklıma.
Ya bi bayram konuşması yapcak, eski bayramları ancaktım, muhabbet nerelere döndü. İtiraf sayfası yapıverdim iki dakikada. Neyse, eskiyi istiyorum. Eski çocukluk bayramlarımı. Bayram geliyor diye heyecanlanışlarımı. Yeni kıyafet alıp onu giymeyi iple çekişimi, koşturup harçlık toplamayı falan.. Aile boyu oluşlarımızı.. O günlerimi istiyorum ben yaaahuuuu..
Özet
Şöyle bi özet geçeyim bari.. Kovboyla hastane hastane dolaştık, özel sigortası vardı hiç kullanmadıydı, bitiyor diye her yerini kontrol ettirdik falan, bolca da kavga ettik (sanki normal şartlarda farklı bi şey yapıyoruz ya) sonra denizliye gittik, ilk gün, bowling oynamaya çıkıp, kavga edip gitmeden eve geri döndük, sonra ertesi gün abisi saolsun gidebildik bowlinge, pulse, abisi, abisinin metresi ( kız arkadaşı almanyaya gitmiş, herif başkasıyla), kovboy ve ben.. Sonuncu olmadım, salak kız sonuncu oldu, çok mutlu oldum.. Hiç haz etmedim kızdan, sanırsam (heralde demem daha dogru olur) o da benden pek haz etmedi.. Sonra ertesi gün pamukkaleye gittik, giriş kişi başı 20tl diye ben bayramda gelelim diye ısrar ettim, girmedim, gerizekalı malını bilmiyon mu girsene, al göremedin yine, boku bokuna gidip döndün oralara.. Kovboy bey bi halt yapmadı yani, ona kalsa evden çıkmicaktık ama annesi abisi zoruyla azda olsa gezdik..
En kötü karar bile kararsızlıktan iyidir demişler.. Bugün bayram neşe doluyor insan!
Bugün bayram. Kavga ile uyanmak güzel oluyor bayram sabahı.. Eskiden heyecanla uyanıp, harçlık almak için tüm kardeşlerim ve annemin önünde sıra bekleyip el öper, yeni kıyafetleri büyük heyecanla giyer, sonra da şeker toplamaya çıkardım arkadaşlarımla. Hep bana şeker verirlerdi, oysa ki ben biri belki para verir umuduyla o kapıları arşınlardım. Yanımdakilere para verseler de bana hep şeker kısmet olurdu, çünkü ben en küçüktüm.. Yani bi tek ailemden alabilirdim harçlık. O da çekirdek ailemden.. Şimdi evde şekerim bile yok. Koltuga gömülmüş, kovboyun "dın dın" gitar sesleri eşliginde sinirden bi yerleri parçalama istegimle lanet okuyorum. Sıkıldım her şeyden sanki.. Her boku mahvetmesinden, hep bi sorun çıkarmasından, saçma salak işlerinden ve memnuniyetsizliginden. Aptal hayatımdan sıkıldım daha dogrusu, ne işim var ulan benim izmirde.. Ailemin yanında olabilirdim şimdi.. Denizliden bile apar topar döndük, beyimize heyheyler geldi, dışarı gezmeye çıkmışız, yoldan dönüp izmire geldik, kadın saatlerce agladı, inadım inat, götüm iki kanat geldi bu izmire.. Anasına deger vermeyen, aglatan adamın beni mutlu etmesini bekliyorum bi de.. Evime dönmeliyim sanki. Sanki.. Off bilmiyorum. Kararsızlık en kötüsü. Şöyle bi bakıyorum, bana huzursuzluk dışı hiçbi halt verdigi yok.. Korkuyorum ama yine de.. Pes etmekten korkuyorum..
27 Ağustos 2011 Cumartesi
My name is Sophia
"My name is Earl" dizisini biliyorsunuzdur, "karma", "iyilik yap iyilik bul", hassiktir ordan, iyilik yap, kötülük bul bu dünyada. Ne kadar kötüysen o kadar yer ediniyorsun, ne kadar iyiysen de o kadar sıçıyorlar agzına. "Ters karma" bundan sonra hayatımda yer edinecek. Kötülük yapcam, kötü olcam, o vakit belki kıymetim bilinir. Ne kadar iyi olduysam o kadar şerlik gördüm ulan. Eski kötü sophia olmalıyım. O zaman daha çok deger görüyordum anasını satayım. Bi de insanların düşüncelerini o kadar takıyorum ki, sanki karşımdakiler sütten çıkma ak kaşık, bi ben pisligim. Skerim.. Kim ne bok düşünüyorsa düşünsün. Ben ne kadar çabalasamda zaten istedigini düşünüyor herkes. Beynini oyup oraya ben buyum lan, bunu düşüncen hakkımda diye yerleştiremem yaa.. Bom bok yine her şey, denizliye geldim güya eglenmeye, sikti attı yine tüm moralimi kovboy. Evet evet, kötü olcam. Çok kötü olcam hemde.
25 Ağustos 2011 Perşembe
Bardak taşıyor
Bir buçuk yıldır sabırla bekledigim zaman geliyor sanırım. Bunun daha çabuk olacagının farkındaydım. Doldum ve taşma evresine geldim.. Yakın vakitte geri dönüşü olmayan o tiksinme ve bitme evresine ulaşacagım, buna eminim. Uyardıgım halde bunu yapıyor bu insanlar. Bitti mi biter bak dedigim halde o aptal aşık sophia yı delicesine harcayıp, öldürüyorlar. Birden geliyor benimkisi. Ani ve yıkıcı oluyor. Ve gelmesine ramak kaldı..
20 Ağustos 2011 Cumartesi
Lezyonum, orta noktada buluşalım iki gün, lütfen.
Dün son doktor kontrolümden sonra iyiydim. İyi dedigim de, çeneme balyozla vurmuşlarda sızısı kalmış derece agrım vardı yani, iyiligim bundan ibaret. Uyumuşum yazdıktan sonra, gece 3 gibi uyandım, çok sızım yoktu maaşallah diyeyim. Şuana kadar da agrım çok şiddetli degildi, şimdi biraz artıyor. Bugün ve yarın iyi geçmek zorunda çünkü dişçi kapalı, pazartesiye kadar bi sorun çıkmamalı, nolur yani çıkmasın. Kendi çapımda evde ölmeye niyetim yok, tanrım lütfeniniz.. İlaçlarla doldu midem. Bi de sarımsak yutuyorum sürekli, iltihap kurutuyor diye kendi çapımda çabalıyorum işte..
Allahım ne kötü bi şey bu diş agrısı yaaa, düşmanıma vermesin vallahi. Öyle bi huysuz oldum ki bi de, hiçbi şeyi kaldıramıyorum. Ne şaka ne başka bi şey. Uzak dursun herkes istiyorum, canım acıyor ve karsıdakinin bunu algılamama durumu çıldırtıyor beni. Empati aleti icat edilsin, o an karşıdaki, aletle acı seviyemi anlık hissedip beni anlasın istiyorum. Gelmesin üstüme, üzülsün benim için, ne istersem yapsın, sussun, anlayışlı olsun, hatta köle falan olsun benim için acım geçene kadar, çok şey mi istiyorum !!
İlaç içtim şimdi, azal lütfen, bak gözünü sevdigimin lezyonu, bana iki gün müsade et, tatilde doktor, şu hafta sonunu beraber orta noktada geçirelim. Sen huzursuzluk çıkarmak istiyorsun, bende azcık huzur. Az sızıyla iki gün orta noktamızda devam edelim tamam mı, çapaanı yiyim, yap bi kıyak..
Allahım ne kötü bi şey bu diş agrısı yaaa, düşmanıma vermesin vallahi. Öyle bi huysuz oldum ki bi de, hiçbi şeyi kaldıramıyorum. Ne şaka ne başka bi şey. Uzak dursun herkes istiyorum, canım acıyor ve karsıdakinin bunu algılamama durumu çıldırtıyor beni. Empati aleti icat edilsin, o an karşıdaki, aletle acı seviyemi anlık hissedip beni anlasın istiyorum. Gelmesin üstüme, üzülsün benim için, ne istersem yapsın, sussun, anlayışlı olsun, hatta köle falan olsun benim için acım geçene kadar, çok şey mi istiyorum !!
İlaç içtim şimdi, azal lütfen, bak gözünü sevdigimin lezyonu, bana iki gün müsade et, tatilde doktor, şu hafta sonunu beraber orta noktada geçirelim. Sen huzursuzluk çıkarmak istiyorsun, bende azcık huzur. Az sızıyla iki gün orta noktamızda devam edelim tamam mı, çapaanı yiyim, yap bi kıyak..
19 Ağustos 2011 Cuma
Lezyon mu, apse mi neysen çık artık dışarı!!
Son üç gündür ölüyorum agrıdan. Şuanda dişçideyim. Kol gibi fiyat çıkaracak bana ya hadi bakalım!
İlk gün, ögleden sonra bizim sinegin gittigi bi diş hastanesi var, oraya gittim, götüme baka baka geri döndüm tabi, sabah bitiyormuş sıralar..
İkinci gün, diş agrımın dayanılmaz olmasıyla beraber uykusuz geçen bi gecenin sonunda, akıllanmış aklımla sabahın ilk saatlerinde hastanenin yolunu tuttum. Bekledim bekledim bekledim, sıra geldi, kayıt yaptırdım, çıktım doktorun oraya. Bekledim bekledim bekledim, sıra geldi girdim doktorun yanına, baktı etti, "röntgen" dedi, gittim sıra aldım. Bekledim bekledim bekledim, sıra geldi çektirdim, çıktım geri doktorun yanına. Bekledim bekledim bekledim, sıra geldi girdim, ohuwww bu ne apse görüyorum kocaman, "büyük röntgen" dedi, gittim sıra aldım. Bekledim bekledim bekledim, çektirdim ve yine bekledim bekledim bekledim de doktora sıram geldi. Büyük heyecanla bu sefer evet, bu sefer kurtulcam derken, çok ciddi bi durum bu, seni başka doktora yönlendirmem lazım dedi, o ne derse onu yapcakmışız.. Tabi benim gözlerim yuvasından çıkmış artık, can acısından kıvranıyorum, aglıyorum falan arada, resmen ölüyorum ve sesimi duyan yok, ordan oraya yollayıp duruyorlar!! Neyse, gittim yolladıgı doktorun oraya, bekledim bekledim bekledim, karı baktı etti, azarladı beni bu saate kadar aklın nerdeydi diye, çok ilerlemiş falan filan, ulan iki gündür agrıyor, agrımadan ben ne bileyim lezyon mu ne zıkkımdır onun olacagını, dişle ilgili bildigim tek şey, uyuşmayan dişime vurdukları 4-5 tane igne!! Odak noktam ordan öteye gidemiyor benim. Neyse koca bi lezyon varmış, bu hastanede halledilecek bi durum degil dedi, herkes yapamazmış, hatta yapılmayabilirmiş ama denemekte fayda varmış, kendi boş degilmiş eylüle kadar sevk tek çözüm dedi, bi de doktor tavsiye etti. Gittim geri diger doktora, tabi küfrediyom halen, ulan sabahtan beri tek yaptıgım kıvranarak ordan oraya koşturmak. Ölüyo olsam kimsenin ipinde degil anasını satayım.. Neyse saat 3gibi çıktım ben hastaneden, aradım verdigi numarayı, açmıyor! Sokak ortasına oturup aglamayı düşündüm. Agrım var, dayanamıyorum, hastaneye gittim ama bi bok yapmadılar, gitmem gereken doktora ulaşamıyorum! Şuraya yatayım da ezsin bi araba kurtulayım diye düşünmedim degil yani.. Peçete satan kir pas içinde bi teyzenin önünden geçerken "niye aaaglııyoonnn qııızzz" diyince, sorduguna soracagına pişman ettim kadını, oturuverdim yanına, dişim de dişim diye anlattım, derken aradı doktor, hemen gel boşum dedi, koşturdum, oydu etti, igneler soktu, serumlar, temizlik falan derken bi oh çektim, ama o ohum bana fazla fazla geri dönecekti haberim yoktu bundan.. Akşam oldu sızlamalar başladı, yavaş yavaş arttı, dayanılabilir seviyedeyken, yattım, 10dkk falan uyumadan bi sızıyla uyandım, ama nasıl bi agrı anlatamam. Suratımın sag tarafı tamamen agrıyor. Dilim, bogazım, sagdaki tüm diş ve diş etlerim, çenem. Ölüyom ben diye uyandırdım kovboyu. Kavga da etmiştik yatmadan önce, kovduydum yataktan, sike sike ben gitmiş oldum. Kalktı eczane falan aradı ilaç aldı, rakı almış bide basayım diye, daha kötü oldu mu benim diş, allaaahhh duvarları tırmalıyom artık, o kadar agrım var. Derken içtigim binbeşyüzdoksanıncı agrı kesicinin etkisiyle hafiften agrım azaldı, yattım hemen yine 10dkk daldım dalmadım, allaaaahhh eskisinden de beter bi zonklamayla zıpladım yerimden,
oldu üçüncü gün, nasıl aglıyom ama, bögüre bögüre.. Koştum gittim dişçiye, saat yedi, kimse yokkk! Binbir dua ede ede bekledim bekledim yok, saat on oldu, yookkkk! Ne gelen var ne giden. Köşeye sızmışım tam, biri dürttü, sekreter kadın, beni bekliyorsun sanırsam dedi, zar zor, hı hı diyebildim. Algılarım da dahil olmak üzere her şeyimi yitirmişim, ölmeme ramak falan kalmış artık agrıdan. Aradı doktoru geldi, açtı oydu, ayna falan verdi, cerahata bak dolmuş, dedi, igrenç beyaz iltihapları göstererek. Kendimden tiksindim vallahi..
Dememle çagırdılar, oyuldum yine, eve geldim, şimdi devam edeyim..
Eve yolladı beni işte üç gibi ara beni, ona göre geri çagırcam seni dedi. Geldim hemen yattım, yattıgım gibi sızmışım. Telefonla uyandım, abim naptın diye aramış, bi baktım saat üç! Aradım, yok agrı henüz dedim, iyi dedi 6ya kadar burdayım bi şey olursa ara.. Saat 4buçuk gibi agrı artmaya başlayınca aradım, gittim, yine açtı dolmuş yine, temizledi, ebesini mikeyim, bu sürekli dolup boşalcak mı ulan! Ben rahatladım dicem, geri sızlamaya başlicak.. Offö hala agrıyor ama umrum diil. O diger agrıların yanında bu agrı cennette söylenen ninni gibi geliyor inan..
İlk gün, ögleden sonra bizim sinegin gittigi bi diş hastanesi var, oraya gittim, götüme baka baka geri döndüm tabi, sabah bitiyormuş sıralar..
İkinci gün, diş agrımın dayanılmaz olmasıyla beraber uykusuz geçen bi gecenin sonunda, akıllanmış aklımla sabahın ilk saatlerinde hastanenin yolunu tuttum. Bekledim bekledim bekledim, sıra geldi, kayıt yaptırdım, çıktım doktorun oraya. Bekledim bekledim bekledim, sıra geldi girdim doktorun yanına, baktı etti, "röntgen" dedi, gittim sıra aldım. Bekledim bekledim bekledim, sıra geldi çektirdim, çıktım geri doktorun yanına. Bekledim bekledim bekledim, sıra geldi girdim, ohuwww bu ne apse görüyorum kocaman, "büyük röntgen" dedi, gittim sıra aldım. Bekledim bekledim bekledim, çektirdim ve yine bekledim bekledim bekledim de doktora sıram geldi. Büyük heyecanla bu sefer evet, bu sefer kurtulcam derken, çok ciddi bi durum bu, seni başka doktora yönlendirmem lazım dedi, o ne derse onu yapcakmışız.. Tabi benim gözlerim yuvasından çıkmış artık, can acısından kıvranıyorum, aglıyorum falan arada, resmen ölüyorum ve sesimi duyan yok, ordan oraya yollayıp duruyorlar!! Neyse, gittim yolladıgı doktorun oraya, bekledim bekledim bekledim, karı baktı etti, azarladı beni bu saate kadar aklın nerdeydi diye, çok ilerlemiş falan filan, ulan iki gündür agrıyor, agrımadan ben ne bileyim lezyon mu ne zıkkımdır onun olacagını, dişle ilgili bildigim tek şey, uyuşmayan dişime vurdukları 4-5 tane igne!! Odak noktam ordan öteye gidemiyor benim. Neyse koca bi lezyon varmış, bu hastanede halledilecek bi durum degil dedi, herkes yapamazmış, hatta yapılmayabilirmiş ama denemekte fayda varmış, kendi boş degilmiş eylüle kadar sevk tek çözüm dedi, bi de doktor tavsiye etti. Gittim geri diger doktora, tabi küfrediyom halen, ulan sabahtan beri tek yaptıgım kıvranarak ordan oraya koşturmak. Ölüyo olsam kimsenin ipinde degil anasını satayım.. Neyse saat 3gibi çıktım ben hastaneden, aradım verdigi numarayı, açmıyor! Sokak ortasına oturup aglamayı düşündüm. Agrım var, dayanamıyorum, hastaneye gittim ama bi bok yapmadılar, gitmem gereken doktora ulaşamıyorum! Şuraya yatayım da ezsin bi araba kurtulayım diye düşünmedim degil yani.. Peçete satan kir pas içinde bi teyzenin önünden geçerken "niye aaaglııyoonnn qııızzz" diyince, sorduguna soracagına pişman ettim kadını, oturuverdim yanına, dişim de dişim diye anlattım, derken aradı doktor, hemen gel boşum dedi, koşturdum, oydu etti, igneler soktu, serumlar, temizlik falan derken bi oh çektim, ama o ohum bana fazla fazla geri dönecekti haberim yoktu bundan.. Akşam oldu sızlamalar başladı, yavaş yavaş arttı, dayanılabilir seviyedeyken, yattım, 10dkk falan uyumadan bi sızıyla uyandım, ama nasıl bi agrı anlatamam. Suratımın sag tarafı tamamen agrıyor. Dilim, bogazım, sagdaki tüm diş ve diş etlerim, çenem. Ölüyom ben diye uyandırdım kovboyu. Kavga da etmiştik yatmadan önce, kovduydum yataktan, sike sike ben gitmiş oldum. Kalktı eczane falan aradı ilaç aldı, rakı almış bide basayım diye, daha kötü oldu mu benim diş, allaaahhh duvarları tırmalıyom artık, o kadar agrım var. Derken içtigim binbeşyüzdoksanıncı agrı kesicinin etkisiyle hafiften agrım azaldı, yattım hemen yine 10dkk daldım dalmadım, allaaaahhh eskisinden de beter bi zonklamayla zıpladım yerimden,
oldu üçüncü gün, nasıl aglıyom ama, bögüre bögüre.. Koştum gittim dişçiye, saat yedi, kimse yokkk! Binbir dua ede ede bekledim bekledim yok, saat on oldu, yookkkk! Ne gelen var ne giden. Köşeye sızmışım tam, biri dürttü, sekreter kadın, beni bekliyorsun sanırsam dedi, zar zor, hı hı diyebildim. Algılarım da dahil olmak üzere her şeyimi yitirmişim, ölmeme ramak falan kalmış artık agrıdan. Aradı doktoru geldi, açtı oydu, ayna falan verdi, cerahata bak dolmuş, dedi, igrenç beyaz iltihapları göstererek. Kendimden tiksindim vallahi..
Dememle çagırdılar, oyuldum yine, eve geldim, şimdi devam edeyim..
Eve yolladı beni işte üç gibi ara beni, ona göre geri çagırcam seni dedi. Geldim hemen yattım, yattıgım gibi sızmışım. Telefonla uyandım, abim naptın diye aramış, bi baktım saat üç! Aradım, yok agrı henüz dedim, iyi dedi 6ya kadar burdayım bi şey olursa ara.. Saat 4buçuk gibi agrı artmaya başlayınca aradım, gittim, yine açtı dolmuş yine, temizledi, ebesini mikeyim, bu sürekli dolup boşalcak mı ulan! Ben rahatladım dicem, geri sızlamaya başlicak.. Offö hala agrıyor ama umrum diil. O diger agrıların yanında bu agrı cennette söylenen ninni gibi geliyor inan..
17 Ağustos 2011 Çarşamba
uçtu uçak, kuş gibi, lara laaa laaa
uzun süre yazamadım üzgünüm.. fakirligin gözü kör olsun işte, kontör bitince giremedim, internet kafelerden de oldum olası haz etmem...
İzmir'e geldim. gelişim pek bi problemliydi.. Şimdi ben normal şartlar altında asansöre bile binemeyen, luna parka gidip sadece seyreden insan, uçak bileti almaya kalkınca elbet problem yaşanması normal.. bileti almamla beraber tutuşmaya başlamıştım zaten. bi ay var ben vasiyetimi falan yazmayı planlıyorum o derece tırsıyorum. a mal o kadar korkuyorsun da ne demeye uçak bileti alıyorsun diyeceksin ama bi dur deme, dinle bi.. şimdi benim memleketle izmir arası 15 saat sürdügünden ötürü o yol bi işkencedir asırlardır bana.. lakin her otobüse binme girişimimde uçakla gidicem bu sefeeerrr yeaaa diyip son güne bırakıp tabi ki de uygun fiyata bilet bulamayıp sike sike otobüsle gidiyordum. yani asıl amaç uçaga binmek degil de söylenmek benimki.. bi de bizim oraya giden otobüsleri görmelisiniz, evlere şenlik.. tipler insana benzemiyor zaten orasını geçtim, çocuk vızırtıları mı dersin, eşek ölüsü kokuları mı dersin artık ne dersin ona sen karar ver ama izmir kordonundaki "Amerikan güzeli" ablalarımın hepsi toplaşmış cinsten bi otobüs seferi oluyor her seferinde. ve ben her seferinde bol küfürle o yolu uyuyamadan, gebere gebere tamamlıyorum. bi de son zamanlarda moda oldu bende, hem sistitim tutuyor, hem isal oluyorum. düşünsene bi, 15 saat yooll ve ben isalim!!!! ve bi de çok şanslıyımdır, ya yanıma kara böcük şişko leş kokulu bi bayan oturur, ya iki koltuga sıgmayan buldozer gibi teyzemler denk gelir, ya çocuklu kadınlar gelir, falan filan.. o yol bana işkence olur yani. şöyle dal gibi yurdum insanı, üniversiteli, görgülü, hanımhanım kızlara hiç denk gelmedim niyeyse.. biri geldi bi keresinde yol boyu agladı, yigenini öldüreceklermiş. bakire çıkmamış kız, aşiretmiş ailesi falan filan.. hay a.q sizin gibi insanların. namusunuza sokayım!
her neyse konuyu çok saptırdım ne diyecegimi unuttum, ha işte asıl amaç uçaga binmek degilde şikayet etmek, nazlanmak falan benimkisi.. kendi kendimi avutma seansları "bu sefer uçakla gidiceeeem"ler. yine aynı zamanlardan biriydi, ben kendi kendime dövünüp, söylenip, uçak uçak derken bi baktım hooopp aplam uçak biletimi alıvermiş.. anam iptal da edilmiyor ki!! gel zaman git zaman kendime dualar falan okuya okuya geldi çattı benim gitme vaktim. ikinci kata bile asansörle çıkarken fenalıklar basan ben yani.. bi kere es kaza tren midir ne zıkkımdır o luna parktaki, ona binme gibi bi hata yaptım, savunmasız yakalandım, kara cahildim, bilmiyordum nasıl bir şey oldugunu, bi bindim allah inene kadar bilmedigim duaları bile ezber edip okudum yani o derece gidiyordum kalpten.
dünyayı ayaga kaldırmadım desem yalan olur, kaldırdım çünkü. ablalarım, abilerim, annem falan seferber oldular bana sakinleştirici ilaç falan temin ettiler. ben bunla yetinmeyip bi de eczaneye gidip, pasiflora mıdır ne zıkkımdır, öyle bi şurup aldım. diazemiydi, şurubuydu derken ben daha binmeden bi şişe şurubu bitirdim korkudan. aman kemal sunal gibi olmayayım, diye diye mal ettim kendimi binemeden. neyse bekleme salonundayım, derin derin nefes alıyorum (anasını satayım o kadar ilaç içmişim, gözümü açamıyorum, bildigin mal olmuşum halen tırsmam geçmemiş), zaman geldi çattııı. çıktım gidiyorum uçaga dogru ama bildigim duaların hepsini de yanımda götürüyorum. o nasıl bi şeydir öyle yanından geçerken kanadı kafama düşer mi lan bunun, düşse acaba nolurum, dur ben şurdan uzaktan yanaşayım merdivene falan bunların hesabını yapıyorum.derken bindim, küfrü bastım tabi. sürtük karı bana cam kenarını vermiş, o kadar da dedim ha, ilk biniyom az korkacagım yeri ver diye. kapadım camı yasladım kafayı koltuga allaamm bi saat sonrası olsun nooolur inim şundan hadi yap bana bi kıyak falan diye pazarlık yapıyorum içimden. öyle bi anlattılar ki ilk kalkarken korkarsın bi tek, çok sarsılıyor, zart zur diye, bende yapıştım koltuga ayaklarımla kollarımla falan kene gibi sabitlemeye çalışıyorum kendimi. kalktı uçak, enee dedim bu muydu o sarsıntı yani!!
şeytan dürtüyo tabi "azcık aç şu pencereyi hadi hadi, hadi kız" "bi siggit lan şeytan züppesi" derken o kazandı, hafif araladım, sonra bi baktım ben cama yapışmışım aşagıyı inceliyorum. "nerdeyiz biz, hmm şurası şu olabilir bak şurda acık çıkıntı var, lan nere bura, hay harita bilgini mikeyim sophia senin" diye cama burnumu dayamış aşagıyı görmeye çalışıyom. öf bu kemer de çok engel oluyor, belim agrıdı lan, çıkarsam mı ki!!! inmesin uçak dolanalım biz, 15 saat sürsün hadi buda, zaten ilerlemiyor bak saatlerdir o çıkıntıyı bi geçemedik, hadi be hacı, inme lan, arabalar görünmeye başladı, alçalıyoruz, hayırrrrr yüksel lan diye bögürecektim utanmasam.
buu yolculuk ayın 9unda gerçekleşmişti. gelelim sonrasına... neyse şimdi yazamicam, yazarım bilaare bilaaderr..
İzmir'e geldim. gelişim pek bi problemliydi.. Şimdi ben normal şartlar altında asansöre bile binemeyen, luna parka gidip sadece seyreden insan, uçak bileti almaya kalkınca elbet problem yaşanması normal.. bileti almamla beraber tutuşmaya başlamıştım zaten. bi ay var ben vasiyetimi falan yazmayı planlıyorum o derece tırsıyorum. a mal o kadar korkuyorsun da ne demeye uçak bileti alıyorsun diyeceksin ama bi dur deme, dinle bi.. şimdi benim memleketle izmir arası 15 saat sürdügünden ötürü o yol bi işkencedir asırlardır bana.. lakin her otobüse binme girişimimde uçakla gidicem bu sefeeerrr yeaaa diyip son güne bırakıp tabi ki de uygun fiyata bilet bulamayıp sike sike otobüsle gidiyordum. yani asıl amaç uçaga binmek degil de söylenmek benimki.. bi de bizim oraya giden otobüsleri görmelisiniz, evlere şenlik.. tipler insana benzemiyor zaten orasını geçtim, çocuk vızırtıları mı dersin, eşek ölüsü kokuları mı dersin artık ne dersin ona sen karar ver ama izmir kordonundaki "Amerikan güzeli" ablalarımın hepsi toplaşmış cinsten bi otobüs seferi oluyor her seferinde. ve ben her seferinde bol küfürle o yolu uyuyamadan, gebere gebere tamamlıyorum. bi de son zamanlarda moda oldu bende, hem sistitim tutuyor, hem isal oluyorum. düşünsene bi, 15 saat yooll ve ben isalim!!!! ve bi de çok şanslıyımdır, ya yanıma kara böcük şişko leş kokulu bi bayan oturur, ya iki koltuga sıgmayan buldozer gibi teyzemler denk gelir, ya çocuklu kadınlar gelir, falan filan.. o yol bana işkence olur yani. şöyle dal gibi yurdum insanı, üniversiteli, görgülü, hanımhanım kızlara hiç denk gelmedim niyeyse.. biri geldi bi keresinde yol boyu agladı, yigenini öldüreceklermiş. bakire çıkmamış kız, aşiretmiş ailesi falan filan.. hay a.q sizin gibi insanların. namusunuza sokayım!
her neyse konuyu çok saptırdım ne diyecegimi unuttum, ha işte asıl amaç uçaga binmek degilde şikayet etmek, nazlanmak falan benimkisi.. kendi kendimi avutma seansları "bu sefer uçakla gidiceeeem"ler. yine aynı zamanlardan biriydi, ben kendi kendime dövünüp, söylenip, uçak uçak derken bi baktım hooopp aplam uçak biletimi alıvermiş.. anam iptal da edilmiyor ki!! gel zaman git zaman kendime dualar falan okuya okuya geldi çattı benim gitme vaktim. ikinci kata bile asansörle çıkarken fenalıklar basan ben yani.. bi kere es kaza tren midir ne zıkkımdır o luna parktaki, ona binme gibi bi hata yaptım, savunmasız yakalandım, kara cahildim, bilmiyordum nasıl bir şey oldugunu, bi bindim allah inene kadar bilmedigim duaları bile ezber edip okudum yani o derece gidiyordum kalpten.
dünyayı ayaga kaldırmadım desem yalan olur, kaldırdım çünkü. ablalarım, abilerim, annem falan seferber oldular bana sakinleştirici ilaç falan temin ettiler. ben bunla yetinmeyip bi de eczaneye gidip, pasiflora mıdır ne zıkkımdır, öyle bi şurup aldım. diazemiydi, şurubuydu derken ben daha binmeden bi şişe şurubu bitirdim korkudan. aman kemal sunal gibi olmayayım, diye diye mal ettim kendimi binemeden. neyse bekleme salonundayım, derin derin nefes alıyorum (anasını satayım o kadar ilaç içmişim, gözümü açamıyorum, bildigin mal olmuşum halen tırsmam geçmemiş), zaman geldi çattııı. çıktım gidiyorum uçaga dogru ama bildigim duaların hepsini de yanımda götürüyorum. o nasıl bi şeydir öyle yanından geçerken kanadı kafama düşer mi lan bunun, düşse acaba nolurum, dur ben şurdan uzaktan yanaşayım merdivene falan bunların hesabını yapıyorum.derken bindim, küfrü bastım tabi. sürtük karı bana cam kenarını vermiş, o kadar da dedim ha, ilk biniyom az korkacagım yeri ver diye. kapadım camı yasladım kafayı koltuga allaamm bi saat sonrası olsun nooolur inim şundan hadi yap bana bi kıyak falan diye pazarlık yapıyorum içimden. öyle bi anlattılar ki ilk kalkarken korkarsın bi tek, çok sarsılıyor, zart zur diye, bende yapıştım koltuga ayaklarımla kollarımla falan kene gibi sabitlemeye çalışıyorum kendimi. kalktı uçak, enee dedim bu muydu o sarsıntı yani!!
şeytan dürtüyo tabi "azcık aç şu pencereyi hadi hadi, hadi kız" "bi siggit lan şeytan züppesi" derken o kazandı, hafif araladım, sonra bi baktım ben cama yapışmışım aşagıyı inceliyorum. "nerdeyiz biz, hmm şurası şu olabilir bak şurda acık çıkıntı var, lan nere bura, hay harita bilgini mikeyim sophia senin" diye cama burnumu dayamış aşagıyı görmeye çalışıyom. öf bu kemer de çok engel oluyor, belim agrıdı lan, çıkarsam mı ki!!! inmesin uçak dolanalım biz, 15 saat sürsün hadi buda, zaten ilerlemiyor bak saatlerdir o çıkıntıyı bi geçemedik, hadi be hacı, inme lan, arabalar görünmeye başladı, alçalıyoruz, hayırrrrr yüksel lan diye bögürecektim utanmasam.
buu yolculuk ayın 9unda gerçekleşmişti. gelelim sonrasına... neyse şimdi yazamicam, yazarım bilaare bilaaderr..
3 Ağustos 2011 Çarşamba
Kuduruyorum yemin ederimmm!
Lise zamanlarıma dönüyoruz yine. O zamanlar böyle kendini begenmiş, burnu kaf dagında falanım, herkes peşimde ben kimseyi sevemiyorum falan.. Kendimi dünya güzeli, kainat kraliçasi falan sanıyorum o biçim kaldırmışlar götümü (sonrasında indi, merak etmeyin). İşte günlerden bir gün, maki ve ben bizim memlekette bi alışveriş magazasının en üst katında teraslı oturma mekanları var orda oturmuşuz. Neyse kalktık biz, bi grup erkek vardı, peşimizden içlerinden en çirkini kalktı geldi, "pardon, arkadaşım sizinle tanışmak istiyor mahsuru yoksa" dedi, ben öyle tanışma tekliflerini kabul edecek bi insan degilim, dünya güzeliyim, sıradan insanlarla işim olmaz, "haaayıırrr" demiştim ki bi baktım, bizim maki yolu yarılamış, hatta çocukla tanışmış, kagıda benim numaramı yazmış vermiş bile.. Neyse, benle ilgileniyor çocuk ama ben yüzüne bakmıyorum, hep böyle olmuştur zaten, çocuklar benle ilgilenir, ben iplemem, maki kanka olur çocuklarla, o konuşur, o ilgilenir.. Çocugu anlatayım, içlerinde en yakışıklı olan oydu, karşımda duramıyor, konuşamıyordu heyecandan, bildigin kekeliyordu, hep kekeledi zaten ondan sonra da, "kekeme" olsun adı.. Çok bi duramadım o kadar sıkıldım ki, hadi gidelim dedim makiye ve gittik, giderken de çocuk numarasını yazdı verdi bana.. Bi kaç gün sonra canımız sıkılıyordu aradık biz bunu makiyle, sonra aldım başıma belayı, çocuk takıntı yaptı beni, zar zor kurtuldum, evimin önüne gelip kapımda mı beklemedi, ne gelirse aklına, sonunda kurtuldum, aradan iki yıl falan geçti, artık hayatımda camış var, onunla da yaklaşık 2. yılımızdayız, bana bi mesaj geldi, "allah senin belanı versin, hani sen kimseyi sevemezdin, hani kimse olmayacaktı hayatında" ben bu çocuktan en son şu konuşmayı yaparak kurtulmuştum, "sen elmayı seviyorsun diye elma da seni sevmek zorunda degil, sevemiyorum kimseyi, sorun sende degil, bende. Ben aşka inanmıyorum, aşık olabilecegimi sanmıyorum, hayatıma da kimseyi sokacagımı sanmıyorum".. Tabi bu mesaj geldiginde aklımın ucundan geçmiyordu kekemenin olacagı.. Camışa gösterdim mesajı böyle bi mesaj geldi bana diye, neyse aradık ettik bu çıktı, görüşcez diye tutturdu bunlar, ne haliniz varsa görün dedim, görüştüler, kanka falan olmuşlar bunlar, birbirlerinden iyi çocuk falan diye bahsediyorlar, camış geldi, iyi çocukmuş dedi, kekemeden mesaj geldi, iyi çocukmuş dua etsin, tüm şehiri toplamıştım, sen beni tanımıyorsun, öldürcektik onu, iyi biri diye vazgeçtim falan fıstık, noluyoz yaa dedim, bana mı komplo kuruyonuz ortaklaşa, napıyonuz siz.. Derken kapandı konu, yıllar yıllar geçti.. Tanıştıgımızda 2002 idi, 2004 gibi bu mevzu oldu, sene oldu sanırsam 2008, facebook çıktı, bu kekeme aklıma geldi, neydi neydi diyerek soyadını hatırladım, ilginç bi soyadı vardı ondan aklımda kalmış, aradım bi baktım var, anaa diyerek mesaj atma hatasında bulundum. Uyuyan devi uyandırmış oldum. Allaaahh, bi saydırdı bana, senin yüzünden sınavı kazanamadım, senin yüzünden şehrimi degiştirdim, sigaraya başladım, bık bık bi ton şey saydı, hakkım helal degil, şöyle çek, böyle ol.. Aradan kaç yıl geçmiş adam nefret kusuyor hala bana. De git dedim, nasıl bi kindir bu! Ama içime de dert oldu, ben ah almaya inanırım, halbuki bişi de yapmadım buna, çocuktum o zamanlar ama oturdu yine de içime, neyse zaman geçti aradan, ben buna bi mesaj daha attım, nefret ediyorsun benden biliyorum ama ben aha inanırım, çocuktuk o zamanlar, işlerim yolunda gitmiyor, benim hakkım helal sana, sen istersen etme ama son kez şansımı denemek istedim, diyerek döşedim. Hakkım helaldir diye mesaj geldi ve ardından refaha kavuştum, camışı terkederek.. Hayatımdaki kara leke, illet, sülük, kan emici bataklıktan kurtuldum.neyse aradan bi süre daha geçti, bu bana mesaj attı askere gidiyormuş, gidip dönememek var diyerek, helaldir hakkım dedim, bu arada kız arkadaşı vardı tee ilk buldugumda, kız aynı benn, aynı saçlar falan.. Neyse, askerden döndü, yine seni görücem, gelicem demeye falan başladı, aldık başa belaa yine diye korktum falan ama sonra ilgilenmeyince düştü geri yakamdan. Niye bunu anlattım, tabi ki nedeni var, bugün ögrendigim bi haberi söylemek içindi bunca tantana.. Evlenmiş lan, evlenmiş o kızla.. O kekeme bile evlendi, ben hala çekirdek çitleye çitleye elalemin evliliklerini, çocuk dogurmalarını seyredeyim..
"Bir çift göz" gördüm sanki..
Şu gözlerime uyuz oluyorum artık. Göz göz göz, sadece gözden ibaretim gibi davranıyorlar, kıskanıyorum vallaa.. Oyup çıkarıvercem, alın lann, alın gözden başka yerlerim de var benim, bak onlarda güzel, bak dudaklarıma, kendinden çerçeveli, bak burnum da var benim, hani acık yamuk ama öyle patlican gibi degil, idare eder o da, bakk, portakallarıma, küçükler ama idare edeceksin, avuç doldurur, hem bak simetrik bi yüzüm var, farkettin mi, az gözlerimden kaçırırsan o gözlerini, bunları da farkedebileceksin, diye bögüresim var. Bi çift göz olarak yürüyorum sanki, gözlerin, gözlerin, gözlerin.. "aa gözlerin ne renkk??", Yok bunun rengi işte! Sarı gibi, ela gibi, yeşi gibi ama hiçbiri degil. Ne görüyorsan o, fazlası mevcut degil..
Bi de tabi göz altı morluklarım var ondan sonra dikkati çeken, "ne kullanıyorsun, hadi hadi yeme beni söyle, bu kadar çekme kızım!" Ulan mallar, çekiyor olsam niye sizden saklayayım. Hepiniz zaten ipsiz sapsız insanlarsınız, herbiriniz herboku denemiş adamlar, karılarsınız, ben ne diye saklayayım sizden bunu! Küçüklügümden kalma, genetik, var yani bunlar kendimi bildim bileli, ana karnında mı uyuşturucu kullanmaya başladım anasını satayım. Resim taşıyordum ya artık bu sebepten. Küçüklük resmimi gösteriyordum bu saçmalıkları söyleyenlere. Çok araştırıldı lakin bulunamadı sebebi. Bi rivayete göre bebekligimde çok kilolu olup birden zayıfladıgımdan kaynaklandıgı söyleniyor. 9 aylıkken, 19 kilo, 9 yaşında 20 kilo imişim. Meaşallah anamın sütü o kadar verimliymiş ki, küçük bi fil yaratmış benden. Sütten kesincede, havası sönmüş balon gibi büzüşüvermişim.. Burdan sesleniyorum yetkililere, göz ve gözaltı morluklarım dışında da ilgi çekmek istiyorum, gereginin yapılmasını bilgilerinize arz ederim, imza: sophie.
Bi de tabi göz altı morluklarım var ondan sonra dikkati çeken, "ne kullanıyorsun, hadi hadi yeme beni söyle, bu kadar çekme kızım!" Ulan mallar, çekiyor olsam niye sizden saklayayım. Hepiniz zaten ipsiz sapsız insanlarsınız, herbiriniz herboku denemiş adamlar, karılarsınız, ben ne diye saklayayım sizden bunu! Küçüklügümden kalma, genetik, var yani bunlar kendimi bildim bileli, ana karnında mı uyuşturucu kullanmaya başladım anasını satayım. Resim taşıyordum ya artık bu sebepten. Küçüklük resmimi gösteriyordum bu saçmalıkları söyleyenlere. Çok araştırıldı lakin bulunamadı sebebi. Bi rivayete göre bebekligimde çok kilolu olup birden zayıfladıgımdan kaynaklandıgı söyleniyor. 9 aylıkken, 19 kilo, 9 yaşında 20 kilo imişim. Meaşallah anamın sütü o kadar verimliymiş ki, küçük bi fil yaratmış benden. Sütten kesincede, havası sönmüş balon gibi büzüşüvermişim.. Burdan sesleniyorum yetkililere, göz ve gözaltı morluklarım dışında da ilgi çekmek istiyorum, gereginin yapılmasını bilgilerinize arz ederim, imza: sophie.
2 Ağustos 2011 Salı
Küçük iskender
arabadaydık.
-”tabiatın güzelliğine bak!” dedim.
-”ağaçlardan hiçbir şey göremiyorum!” dedi.
Küçük iskendersiz olmaz elbette.. Araya serpiştirmek lazım gelir. Burası benim alanım olsa da ona da yer vermek boynumun borcu..
Eziksin eziğim ezikler..
Benim sinegin bi arkadaşı var, böyle gözlerini kırpıştıra kırpıştıra konuşan bi kız, hareketlerinde bi sorunluluk, bi bozukluk, nasıl desem bi embesilik olan bi kız işte. İlk gördügümde psikolojik sorunları oldugunu, hatta ezik tipler olur ya böyle okulda falan, sürekli konuşmaya çalışırda saçmalar, kimse iplemez bu ilgi çekmeye çabalar, saçma salak gülümser, işte o tip bi şey olarak ilk izlenim yaratmıştı bende.. Neyse işte bu kızla benim fazla bi muhabbetim olmadı, tanımıyorum kendisini, bizim sinek bununla dışarılara falan çıkmaya başlamış, az önce konuştuk, şişmiş kızın muhabbetinden, bi çırpıda döküverdi içini zavallım bana.. Bu kızın adı "ezik" olsun. Neyse işte benim bu şekilde tabir ettigim zavallı kızcagız gerçekten de düşündügüm gibi kompleksli biri çıktı, hep derim insanları iyi tanıyorum diye de inandıramam kimseye.. Böyle kendini öven tipler vardır ya, sokakta yürürken yanlışlıkla gözucuyla bakmış insanları bile kendilerine hasta zanneder, o bana baktı, bu bana hasta, şu gözleriyle yedi beni, ay tüm dünya beni seyrediyor, ayy alt sokakta camdan aşagı düşmüş biri kesin peşimden koşmaya çalışırken düşmüştür, ay herkes niye bana bakıyor yeaaa, tiplerii.. İfrit olurum o tiplere, işte bu da onlardanmış megersem.. Hani güzel olsa içim yanmayacak, öyle bokum gibi degil ama, ben erkek olsam almam yanii.. İşte dershanede, lisede, üniversitede, her yerde herkes buna hastaymış, bayılıyormuş, hatta beyazıt öztürk gelmiş bunların okuluna, o bile hasta kalmış (bunu dediginde götümle gülmeyi bile layık görmedim yani o derece komik bi kız arkadaşmış kendisi). Bi gün bizim sinegin iş yerine gelmiş böyle yorgun, ölü gibi.. Orda çalışan liseli bi çocukta bu ezik için, o abla neydi yaa öyle, ölü gibi diyince aradan bi kaç gün geçmeden süslenip püslenip geri gelmiş, lan o kadar güzelsin, kendine bu kadar güveniyorsun, bu yaptıgın mallık nedir yahu! Liseli çocuk! Yorgun demiş! Kime ne kanıtlıyorsun! Maymuna da o kadar boya sürsem o da bi şeye benzer, ki sen o kadar boyanmanla da bi boka benzemiyorsun, bizim sinegin sümügü olamazsın a.q! Havan kime senin.. İçimi şişirdi benimde yaaa.. Nefret ederim o tip insanlardan. Güzelsen, güzel oldugunu bilirsin, dilendirmessin arkadaş. Zaten gören görüp biliyordur, bunu bilirsin. Eziksen de bunu bu kadar belli etme, şişirme insanları, di mi ama..
1 Ağustos 2011 Pazartesi
Kpss
Günlerdir mis gibi yatıyorum kalkıyorum, tatil falan derken ohh hayat bana güzel lan modunda gereksiz bi ton ıvır zıvırla dolduruyorum hayatımı. Da az önce kafama bir şey düştü ve birden dankkkkk sesi yükseldi. Lan ben bu sene ilk dönem mezun olucam, kpss denen bi hadise var, ulan gerzekk ne zaman başlican çalışmaya diyerekten ataga geçtim. Bizim evde yıllanmış bi kpss kitabı vardı, aradım buldum onu ve başladım. Hala çatır çatır çözüyorum lan matematigi, meaşallah, götümü kaşıyayım da nazar degmesin. Formülleri bile unutmamışım. Lise 2 de bi tane hocam vardı çok severdim, dershane hocasıydı, o saolsun, halaaa onun formülleri geliyor aklıma da çözüyorum.haydi bakalım, bi gaz başladım, uzun sürmez bendeki bu gaz biliyorum ama ne çalışırsam o kar.. Rastgele..
Ayarsız lise arkadaşlarım var yeaaa benim!
"Maki" ile görüştüm bugün, maki liseden arkadaşım, bildigin yarım dünya olmuş o da.. Boyu minnacık ama kilosu 60 olmuş. Boşanda semerini ye artık hayvan, babaanneme dönmüşün dedim. Saçlarını da uzatmış, kısa yakışıyor ona ama anlamıyor. Bi de boyamış, yamalı eşek gibi olmuş, dibi farklı, ucu farklı.. Ne günler yaşadık zamanında bee, az katmadık ortalıgı birbirine. Bi de üçüncümüz vardı, "trip", off off anlat anlat bitmez hikayeler.. Bi keresinde camıştan ayrılmışım (ne yapmıştı hatırlamıyorum, iki güne bi ayrılırdık zaten), neyse geri barıştık ama makinin haberi yok daha, camışın yanındayım ben bi mesaj geldi telefonuma, tabi camış atladı hemen okuyor, uzattım kafayı bende okumaya çalışıyordum ki mesajın başını görünce beynimden aşagı bi kaynar su döküldü, devamını görünce gözlerim kararmaya başladı, sonunda da bilincimi yitirdim zaten. Makiden şahane bir mesaj"camış öküzüne dönmek gibi bi hata yapmadın degil mi?, xxxxx senin numaranı istiyor çok begenmiş seni, haa yyyy ile görüşecektin bugün, naptın görüştün mü?" ne kadar foyam varsa tek mesaja sıgdırıp sundu camışa, tabi kıyamet koptu sonrasında.. Ayarsız ya bu kız!
Aynı şekilde trip'inde var böyle vukaatları, okuldayız hava soguk, sigara içtigimiz mekana pısmışız soguktan korunmak için, hoca geliyor mekana kontrole, nasıl olsa sigara içmiyoruz diye iplemiyoruz ama, gelir üstümüzü arar gider.. Neyse geldi hoca, napıyorsunuz burda falan filan derken aradı üstümüzü bi halt bulamadı tam gidiyor, benim süper zeka arkadaşım trip, o yavşak agzına takındıgı şapşal gülümsebesiyle beraber "hooceeeaaamm, siz yanlış yere bakıyoooosunuuuzz kiiiiee, biz onuu gravatımıza saklıyoozzz" o an trip'e öyle bi bakış atmışım ki, gözlerimden çıkan ışınlarla kör oldu kız, beynini çıkarıp duvara sürtmek istedim, dilini kopartıp, dişlerini sökmek istedim. Ulan maaall, söylenir mi bu! O an üstümüzde yoksa bile, olacak! Ne güzel saklıyoruz oraya, bulamıyorlar, yavşak agızlı ne demeye söylüyon! Amaç ne yani! Yaaa öyle mi, dedi hoca ve geri döndü, tripe baktı yok, makiye baktı yok, sıra bana geldi, sıvazladı gravatı, aa ne varmış burdaa, diye çıkardı benim sigarayı, bi güzel kırdı ve gel bakalım benle dedi.. Ben başladım tabi, "hocam noooluurrr daaa bi hafta önce geldi annem yine sigaradan dolayı, yapmayın etmeyin, çapaaanızı yiyim" falan filan derken iyi dedi, allahtan beni seven bi hocaydı karı, geometrim iyi diye beni sever, tripden nefret ederdi.. "İyi götürmeyecegim disipline, nasıl olsa siz birazdan birbirinizi yiyeceksiniz ders olur size.." tabi ki de hocanın tezi dogruydu, agzına sıçtım tripin.
Aynı şekilde trip'inde var böyle vukaatları, okuldayız hava soguk, sigara içtigimiz mekana pısmışız soguktan korunmak için, hoca geliyor mekana kontrole, nasıl olsa sigara içmiyoruz diye iplemiyoruz ama, gelir üstümüzü arar gider.. Neyse geldi hoca, napıyorsunuz burda falan filan derken aradı üstümüzü bi halt bulamadı tam gidiyor, benim süper zeka arkadaşım trip, o yavşak agzına takındıgı şapşal gülümsebesiyle beraber "hooceeeaaamm, siz yanlış yere bakıyoooosunuuuzz kiiiiee, biz onuu gravatımıza saklıyoozzz" o an trip'e öyle bi bakış atmışım ki, gözlerimden çıkan ışınlarla kör oldu kız, beynini çıkarıp duvara sürtmek istedim, dilini kopartıp, dişlerini sökmek istedim. Ulan maaall, söylenir mi bu! O an üstümüzde yoksa bile, olacak! Ne güzel saklıyoruz oraya, bulamıyorlar, yavşak agızlı ne demeye söylüyon! Amaç ne yani! Yaaa öyle mi, dedi hoca ve geri döndü, tripe baktı yok, makiye baktı yok, sıra bana geldi, sıvazladı gravatı, aa ne varmış burdaa, diye çıkardı benim sigarayı, bi güzel kırdı ve gel bakalım benle dedi.. Ben başladım tabi, "hocam noooluurrr daaa bi hafta önce geldi annem yine sigaradan dolayı, yapmayın etmeyin, çapaaanızı yiyim" falan filan derken iyi dedi, allahtan beni seven bi hocaydı karı, geometrim iyi diye beni sever, tripden nefret ederdi.. "İyi götürmeyecegim disipline, nasıl olsa siz birazdan birbirinizi yiyeceksiniz ders olur size.." tabi ki de hocanın tezi dogruydu, agzına sıçtım tripin.
Güvensizim
Şunu iyi biliyorum ki güven denen şey çok önemli. Şüphe insanın içini kemiren lanet bir duygu. Bir kerelik yapılan bi hata bile karşıdakinin tüm güvenini sömürüp alabiliyor. İçim içimi yiyor artık, kovboy ne kadar iyi konuşsa da benimle içim almıyor, içim rahat etmiyor, hep bi burukluk, hep tatminsizlik.. Ben ona çok güveniyordum yaa. İçim rahattı, o yapmazdı, yapmasaydı keşke. Bebegim demesinden, seni özledim demesine kadar her söyledigi, mutluluk vermek yerine acı veriyor bana.. Belki taze oldugundan böyle, belki geçecek, belki bi daha yapmadıgını görünce düzelecek her şey.. Peki bi daha yapmayacagının garantisi var mı??.. Sokayım ben bu düzenin içine, hepimiz pisligiz, bütün insanlar igrenç, herkes birbirinin kuyusunu kazıyor, herkes birilerini kandırma peşinde!..
29 Temmuz 2011 Cuma
Anavatan kan ağlamıyor, kan alımı, bayılma, rüyaa ve yakalanma..
Dün gece yatmadan önce bi facebookuma gireyim dedim, kovboydan bi mesaj gelmiş, "sen ordan benim facebookuma girdikçe benden burda paso şifre istiyor!!" Anaaammm sıçtım diyerek döşedim mesajı, "iyi misin senn, bilsem şifreni gece yarısı sen uyurken parmak ucumda yakalanma korkusuyla telefonunu çalıp kurcalamazdım heraldee, face de sorun vardır, benimki de girmiyor uyuz ediyor beni. Bulmaya çalıştım yalan söylemeyeyim ama tutturamadım." ha gayret belki yutar diyerek döktürdüm. Söylediklerimde yalan degil ha, gece yarısı horlama sesini bekliyorum, telefonunu çalıyorum parmak ucu yürüyüşümle diger odaya kaçıyorum falan, dogru yani bunlar. Neyse hala cevap gelmedi o konuda, inşallah yutmuştur.. Bile bile, göre göre kabul etti, affetti desin istemem. Öyle olursa hepten açık açık boynuzlamaya başlar bu sefer..
Neyse sabah uyandım kan ter içinde, fena bi rüya görmüşüm, rüya da pek görmem aslında, bizim sinek ve kuzeni bana komplo falan kuruyorlar, yanlış anlıyorlar ortadaki durumu, saçma salak böyle degişiyor insanlar, kuzeni birden, eski arkadaş "sütçüye" dönüşüyor falan ıvır zıvır bi ton saçmalık.. Asıl kötü kısmı ise, sinegin bogazına yapışıp yerde sürüklememdi, o kadar gerçekçiydi ki, onun o anki korkusu, gözlerinin bakışı, benim sinirle onu sürükleyip bogazını sıkışım.. Uyandım kendime kızıyorum cani, pislik karı diye, bi yandan da savunuyorum, ama o da bana böyle böyle yaptı, iş çevirdi arkamdan, sırtımdan vurdu nankör, haketti haketti, pislik, bık bık diye.. Hayırlara vesile ola diyerek anama anlattım, sana bi konuda yardım edecek sinek dedi, ne alaaakaaa yeaaa.. Adamı boguyorum, o bana yardım ediyo çıkıyor. O zaman her önüme geleni bi güzel pataklayayım bari de hep yardım alayım, ohh miss..
Rüyanın etkisini atlattıktan sonra dogru hastaneye gittik,hergün bugün, yarın diye diye erteleyip duruyordum, bu sefer kaçamadım, biliyorum kan alcaklar, korkuyorum arkadaş, korkmakla kalmayıp bayılıyorum da! Bayıldım işte yine, allahtan özel hastaneye gitmiştik, devlet hastanesinde telef olurdum artık yerlerde.. Annem heryeri ayaga kaldırmış, bi kendime geldim, tekerlekli sandalye gelmiş, hemşire falan ugraşıyor, insanlar toplaşmış falan, götürdüler yatırdılar beni, annem aglıyo yine başımda.. Her dakka akmaya hazır boncuk boncuk damlaları vardır annemin, en ufak şeyde düşmeye başlayıverirler.. Çok utandım bayıldığım için yaaa, ben orda kendi çapımda sessiz sessiz bayılıvermiştim, ne diye yaygara çıkarıyosun ki, az sonra gelcem kendime.. Anemin boynuna yerleştirdiydim kafayı, şekerimi de attıydım agzıma, gittim gidiyom diyerek yavaş yavaş bayılıverdiydim. Bayılmaya o kadar alışıgım ki, biliyorum sırayla adımlarını artık, en son bayılıyorum demişim ve ardından titreyip, inleyip, salmışım kendimi. Kulaklarımın uguldadıgını hatırlıyorum en son.. Paramla bayılırım arkadaşşş...
Off hayvan karı kolumu deşmiş halen ağrıyor..
Neyse sabah uyandım kan ter içinde, fena bi rüya görmüşüm, rüya da pek görmem aslında, bizim sinek ve kuzeni bana komplo falan kuruyorlar, yanlış anlıyorlar ortadaki durumu, saçma salak böyle degişiyor insanlar, kuzeni birden, eski arkadaş "sütçüye" dönüşüyor falan ıvır zıvır bi ton saçmalık.. Asıl kötü kısmı ise, sinegin bogazına yapışıp yerde sürüklememdi, o kadar gerçekçiydi ki, onun o anki korkusu, gözlerinin bakışı, benim sinirle onu sürükleyip bogazını sıkışım.. Uyandım kendime kızıyorum cani, pislik karı diye, bi yandan da savunuyorum, ama o da bana böyle böyle yaptı, iş çevirdi arkamdan, sırtımdan vurdu nankör, haketti haketti, pislik, bık bık diye.. Hayırlara vesile ola diyerek anama anlattım, sana bi konuda yardım edecek sinek dedi, ne alaaakaaa yeaaa.. Adamı boguyorum, o bana yardım ediyo çıkıyor. O zaman her önüme geleni bi güzel pataklayayım bari de hep yardım alayım, ohh miss..
Rüyanın etkisini atlattıktan sonra dogru hastaneye gittik,hergün bugün, yarın diye diye erteleyip duruyordum, bu sefer kaçamadım, biliyorum kan alcaklar, korkuyorum arkadaş, korkmakla kalmayıp bayılıyorum da! Bayıldım işte yine, allahtan özel hastaneye gitmiştik, devlet hastanesinde telef olurdum artık yerlerde.. Annem heryeri ayaga kaldırmış, bi kendime geldim, tekerlekli sandalye gelmiş, hemşire falan ugraşıyor, insanlar toplaşmış falan, götürdüler yatırdılar beni, annem aglıyo yine başımda.. Her dakka akmaya hazır boncuk boncuk damlaları vardır annemin, en ufak şeyde düşmeye başlayıverirler.. Çok utandım bayıldığım için yaaa, ben orda kendi çapımda sessiz sessiz bayılıvermiştim, ne diye yaygara çıkarıyosun ki, az sonra gelcem kendime.. Anemin boynuna yerleştirdiydim kafayı, şekerimi de attıydım agzıma, gittim gidiyom diyerek yavaş yavaş bayılıverdiydim. Bayılmaya o kadar alışıgım ki, biliyorum sırayla adımlarını artık, en son bayılıyorum demişim ve ardından titreyip, inleyip, salmışım kendimi. Kulaklarımın uguldadıgını hatırlıyorum en son.. Paramla bayılırım arkadaşşş...
Off hayvan karı kolumu deşmiş halen ağrıyor..
Uyku problemine çözüm.
Yattığım zaman kırk saat dönmek istemiyorum artık şu yatakta. Çözüm istiyorum buna, şikayetçiyim!! İmremiyorum şu yastığa beş kala horlamaya başlayanlara.. Uykusuzluğa son, uykusuzluğa hayır! Koyun saymaktan daha yaratıcı çözümler istiyorum. Kolay olsun, ilaçsız falan.. Misal bi parola olsun, peynir diyeyim, hoopp uyudum olsun. Olur yaaa, olur valla, yaparsınız siz, süpersiniz, şahanesiniz, en birincisiniz, hadi göreyim sizi bilim adamları..
28 Temmuz 2011 Perşembe
Ex
Dün tam yattım telefonum çaldı, özel numara.. Alla allaa, kim ki acep recep derken, e aç salak açmassan nasıl ögrencen diyerekten açtım. Efendimmm, ses yok. Durdum durdum, bi daha efendimmm!! Ses verebildi sonunda, tanımadıgım bi erkek sesi, kimsin?!, ben camış! Ha sktrr dedim, hadi yanımda kovboy olsaydı, ahanda bi ton kavga ederdik şimdi, bi de gece yarısı, allam sıçmıştım, napcem ben, ya hep ararsa, diye oturmuş bunları geçiriyorum aklımdan konuşmak yerine. Mal, çık artık transtan diyerek "noldu" diyebildim. Telefonu çalmış özelden, ben miyim merak etmiş, bi şey mi oldu acaba demiş, korkmuş ondan aramış. Dedim iyi hoş ama ya kovboy olsaydı yanımda, tamam şimdi evdeyim, yanımda yok ama olabilirdi, beni zor durumda bırakıyorsun.. Yapcak bi şeyi yokmuş, merak etmiş, kusura bakmayacakmışım, bi daha aramazmış.. Bi sktr lan dicektim. Bahaneni yiyeyim senin. Aramak için bahane, merak etmiş miş! Beni merak eden insan en zor anımda yanımda olurdu. O çenemi yardıgımda yapayalnızdım, gelecem gelecem, oy çok üzüldüm, kıyamam, böcüüm, canımın sag al köşesi, cart curt diyerek başka karılarla fingirdemezdi. İyiyim ben dedim, kapattı. Bu herifi anlatayım birazda. Aman aslında hiç anlatasım yok. O kadar sogumuşum, uzaklaşmışım ki, of off.. Ben unuttuysam bu herifi, dünyada kimse telaş yapmasın "aşkımdan ölüyorum geberiyorum, unutamam ben" diye.. Ciddiyim, ben bu geri kafalılık, bu bagımlılık, bu dik kafalılık ve inatla terkettiysem onu ve ipimde degilse, herkes herkesi unutabilir, unutulmayacak kimse yoktur.. Yakışıklı olmasına yakışıklıydı da, ah gram beyin de koysaymış tanrım keşke.. Hep şüphelenmişimdir, allaaam akıl dagıtırken sen, bu o sıra tuvalette miydi acabaa, diye.. Adam hasta ruhluydu, aklında hayali şeyler uydurur onların gerçek olduguna inanırdı falan. Sonra filmden çıkardı, filmdeki baş karakter neyse ona dönüşüverirdi birden. Trınırımmm, birden badman olmuş, jack sparrow olmuş, aklınıza ne gelirse.. En son bıraktıgımda şu otostopla dag tepe, ülke gezen çocuk olmuştu, otostopla geziyordu türkiyeyi. Gezerkende son bi kez seni göreyim diyerek yanıma ugramıştı, ayrıyken biz. O halini de görünce allah yolunu açık etsin dedim zaten. Düşünüyorum da nasıl dayanmışım yahu ben! Adam cinlerle perilerle ugraştıgını söylerdi, yaktılar beni baaaak, diye bi izi vardı onu gösterirdi. Öldürmeye çalışıyorlar beni derdi, aglak aglak. Korkardım bi de bende salak gibi. Çok aldattı beni, çok yalancıydı da.. Cinsel olarak bi şeyler yaptı mı kimseyle bilmiyorum ama internetten sürekli o kız senin bu kız benim fing atardı. Bi keresinde bi yere üyeligini buldum, her seferinde arar agzına sıçar, şifresini zorla alır, içindeki karılara söver, siler, şifresini degiştirir, kapardım adresi. Bu sefer dur bakim napcak dedim ekledim sahte profil açıp. Hemen msn verdi, ekledim, hemen kamera açtı, pezevenk ne kadar güveniyosa kendine hemen kamerayı dayıyo! Neyse, merhaba dedik başladı beni karalamaya. La bi bismillah, hele bi karıyı tavla, sonra geç beni anlatmaya, karalamaya. Heralde sahipli erkekler karıların daha çok ilgisini çekiyor diyerek ordan oy toplamaya çalışıyor, cibiliyetsiz mendabur. Anam herif bana beni karaladı karaladı durdu, ya sabır diye diye aldım agzından bi ton laf, sonra taktım kamerayı bi açtım, görüntünün gelmesiyle beraber bizimki çevrimdışı. Öf içim sıkıldı daha sadece şunu anlatırken, daha neler neler var. Adamla 2. yılımızdayız, resimlerini gösteriyor bana, ultrason resmi var bi tane, bak bu benim dedi, aldım bakıyorum, gözüm tarihe kaydı, benim bildigim kadarıyla herif 85 dogumlu, ama hayatta olması gereken tarihte ultrason resmi var!! Durdum, döndüm buna, resmi uzatıp tarihi göstererek, "bacaan mı kalmıştı ananın karnında bu tarihte, malum pek bi büyüksün, bi kerede çıkaramamıştır zavallı kadıncaaz" dedim, mosmor oldu, ıkındı sıkındı derken ögrendim, 86lıymış. İlk tanıştıgımızda 83lüydü, sonra 84, sonra 85 derken gerçek yıla erişebildik 2 yıl sonunda. Peynir ekmek gibi yalan söylerdi, anlatmayacagım dahasını sinirleniyorum. Bitti gitti, bu saatten sonra ciguliyle evlenirim de ona yine bakmam. Geçenlerde evlenme de teklif etti bana, götümle bile gülemedim yani o derece düşün, onu bile haketmiyor...
Hopidi hop ki, bir ki..
Sinek istanbula gitcek naapcem beeenn, dedigim gün, yazmamın ertesinde beni aradı ve sonuçların açıklandıgını söyledi. Kazanamamış, gidemiyor yani.. Ugursuz muyum neyim, kızın torpili de vardı oysa!
Kovboyla da barıştık, konuşuyoruz, söylemiyor hala, ben de çaktırmıyorum ama az önce "bebegimmm benim" dedigi an telefonu balkondan aşagı fırlatmak istedim. Yemin ederim küfretse bu kadar bozulmazdım. Saçlarımın hepsi tel tel hepsi havaya kalktı resmen!.. Napcam ben yeaa..
Kovboyla da barıştık, konuşuyoruz, söylemiyor hala, ben de çaktırmıyorum ama az önce "bebegimmm benim" dedigi an telefonu balkondan aşagı fırlatmak istedim. Yemin ederim küfretse bu kadar bozulmazdım. Saçlarımın hepsi tel tel hepsi havaya kalktı resmen!.. Napcam ben yeaa..
27 Temmuz 2011 Çarşamba
Sarı sürtük! Güvendigim daglara kar yagdı lan, aglicam, aglayamıyorum..
Agzını burnunu kırmak istiyorum, o sarı saçlarını elime dolayıp kafasını yerlere vura vura olmayan beynini dökmek istiyorum, bacaamı götünden sokup agzından çıkarmak istiyorum o yavşak karının. Asıl suç karı da degil ki aslında, benim yavşak herifte! Konuşmuyoduk ya bi haftadır, bi gireyim, bi bakayım şunun facebookuna dedim. Şifresini bildigimi bilmiyor ondan rahat rahat fing atıyor beyimiz! Pazartesi günü bu karıya mesaj atmış, bebegiimm, bira borcunu ısmarlamayacaksın heralde öyle olsun.. Kızdan cevap gelmiş, hayatımın anlamı biz bi söz verdikmi tutarız, geleyim müsait oldugunda ısmarlarım. Bizimkinden, agzını yirimler mi dersin agzından bal damlıyormuş senin ben bilememişimler mi dersin! Bana gidiyo laf burda, sen gül gibiydin de ben o tahta kurusu karıya bakıyodum işte affet der gibi.. Karıdanda, bebegim, şekerim, bitanem, gözünün açıldıgına sevindim,vs vıcık vıcık bi ton mesaj! Ay gördüm elim ayagım titredi. Beklemiyorum ondan böyle bir şey, hele o karıyla aslaaa! Sürekli, sümügümü sürmem, bin tane şeyim olsa birini vermem, kendi yazıyo bana, isteseydim senden önce de çoktan götürürdüm ederdim, diyip duruyordu. Ben buna güveniyodum lan. Lan yavşagın teki oldugunu biliyorum, bişi yapmasa da vıcık vıcık konuşcak bi tipp biliyorum ama bana yapmaz lan diyodum. Adam direk karıya buluşma, yiyişme diye dalmış anasını satayım. Açık açık yazmasa da o anlama geliyor, bira ısmarlicaktın!, "hadi buluşalım." Ay ben görememişim hep agzından bal damlardı!, "o agzına gel bi vereyim." yarabbi sabır dedim, döndüm dolaştım evin içinde, saat gece 2 buçuk. Sinegi aradım açmadı, arasam olmaz, arayıp agzına sıçsam sen benim şifremi nerden biliyon diye çemkirip beni suçlu çıkaracak. Allam napcam ben, öldürsem mi ikisini de diye düşünürken dayanamadım aradım. Allah belanı versin şerefsiz, hani bi ben bebegindim, hani başkasına demezdin, dememiştin, çükün kopsun inşallah, o sarı karıya mı düştün, bi hafta lan bi hafta da mı bittim gittim, hiç mi korkmuyon yakalarım diye, uçkur düşkünü pislik!! Diyemedim tabi. Barışmak için aramadım, dayanamadı aradı deme, içimde kötü bi his var, sakın bi bok yapma! Sana güveniyorum bak.. Direk dedigi, şifremi mi biliyorsun? Nerden bilecem beee, hem böyle dedigine göre face den bişi var demek? Dedim başladı bu kahkaha atmaya. Biliyorum ne dicegini bilmediginde kendine kahkaha esmasında düşünme payı bırakıyor. Gülüyor da gülüyor, sonra yokkk hani her şeyin şifresini biliyorsun, girip bakarsın yok öyle bi şey! Allahım yalan söylüyor yaaaaa, bi de yalan söylüyor. Vuramıyorum yüzüne bi de! Ya yapsa bile söyler diye düşünüyordum. Yaa ne kadar yanlış tanımışım! Ben güveniyordum lan sana pislik! En azından söyleyecegine inanıyordum. En azından, yaptım lan demeni beklerdim. Allah belanı versin lan, çükün kopsun, kalkmasın bi daha hiç, başkasına dokundugun an ellerin kopsun, kırılsın. Erkek milleti degil mi, hepsinin köküne kibrit suyu! Bitti gitti güvenim. Bi daha siksen güvenmem, ben ki güven sorunu yaşayan insanım! Ne farkın kaldı şimdi? Tek güzel yanındı verdigin güven, nen kaldı şimdi!! Allahtan en büyük beddualarım gitsin sana, devam edersen hiç bi işin iyi gitmez dilerim, belini bi türlü dogrulatamassın dilerim, dilerim en büyük belalardan kurtulamazsın! Ama dönersen yolundan, ay napıyorum ben, yapamam ona diye, o zaman yine çıksın bunun acısı, süründürüp düzeltsin allahım inşallah. Sen büyüksün yarabbim, gör şu beddualarımı..
Fallara kaldık anam anam..
Anam bugün fal baktırmış, falan fıstık kısımlarını anlatmayacagım elbette, demiş ki, bi kızın var (acaba hangimiz, 3 tane kızı var!), çookkk karamsaaarrr, kötümser, içi çürümüş (ahanda bu benim, şüphesizzzz!), bu kızın iş hayatına başladığında 2 kişi çıkacak karşısına, ikisinden birini seçecek. Allahın falcısı bile nerden vuracagını biliyor, karamsarım ulan, koca bulamıyorum kendime, tüm karamsarlığım da sevgililerim, sevgililerim, sevgililerim.. Her şeyim normal, süper, fıstık gibi ama aşk hayatıma gelince, kurumuş bok bile daha hoş görünüyor gözüme.. İçim çürüdü anacım, verem oldum, kanser oldum. Birini sevdim, adam psikopatın tekiydi, çift kişilikli, paranoyak, şizofren.. Adamla 15 yaşından beri birlikteyiz, kanamadım diye inanmadı bana. Adi köpek, gözümden kan gelene kadar aglatırdı beni, şerefsiz. Adı, ayı olsun. Ona en uygunu bu sanırsam, bildigin camış gibi bi şeydi, kocaman. Yok yok, camış demek istiyorum. Evet, camış! Sonra da kovboyu sevdim, bu da "ilk degilim" dedi agzıma sıçtı, bu da kendi çapında psikolojik sorunlu lakin öbürünün yanında aklı selim kalıyor. Dagıttım konuyu yaa, fala gelelim, iki kişi arasında kalıyorsan eger, bu demek ki, ben aşık degilim ikisine de. Eger aşık olsaydım ikinci seçenegim olmazdı. Ben aşıkken körümdür, göremem başkasını. Ya şundadır ya bunda diyorsam bakkaldan karpuz seçer gibi, kesin mantık evliligi yapıyorum demektir. El falımda mantık evliligi diyor zaten, çetelesine sıçtııım. Belki de en iyisi böyledir. Sevmek istemiyorum bi daha, köpek gibi acı çekiyorum, agzıma yüzüme sıçıyorlar. Bi daha kaldıramam vallahi ölür kalırım. Son sevgi parçacıklarımı da kovboya saçtım, bitti. İnternetten de bi test yaptım, sorunlu insanlara aşık oluyorsunuz, sorunlu olmazsa çekici gelmiyor size, dedi test bile! Ugraşıp düzeltmeye çalışmalıymışım. Psikopatlıgımı bi kez daha kanıtlamış oldum böylelikle..
26 Temmuz 2011 Salı
Sevgilim ve arkadaşım...
Şimdi şu bahsettigim öküz, sevgilim oluyor. Karışık biraz işler, anlatmayacagım her ayrıntısını, bildigin dizilerden beter bi hikayemiz var, en yakın arkadaşıyla yattıgımı sanıyor ama yatmadım. O çocuk sayesinde tanıştım zaten bununla da. Ev lazımdı, tanıştırdı ve ben hangi akla hizmetse bi erkekle aynı eve çıkma gibi bi hatada bulundum! Aklıma kim sıçmıştı, ben ne haldeydim de böyle bi hata yaptım hala anlam veremiyorum, ama yaptım işte.. Beynim sanırsam o sıra tuvalete şişemeye gitmişti ya da o sıra depresyon ilaçlarının etkisiyle beynimi süngere çevirmiştim sanırım, bilemiyorum. Derken aşık olduk birbirimize. Tabi o hiç kabul etmedi bana aşkını, köpek gibi sevmesine ragmen, inatla sevmiyorum diyor ama benden fazla acı çekiyor biliyorum, (az sonra bahsedecegim gerizekalı arkadaşım -bu bizim sevgi sıfatlarımızdır- zartırı zart zart mesaj atıp durdugundan çıkmak zorunda kaldım, telefondan yazmanın sakıncaları, 1 -her mesajda yarıda bırakmak, 2 -yazdıgının neye benzedigini görememek, 3 -şeklini şemalini düzeltememek ve en önemlisi kolunun kopması) neyse işte, benle evlenemezmiş, hazmedemezmiş, bakire degilmişim, tek kişi olsa kabul edermiş ama 2 kişi oldugu için olmazmış, falanmış fıstıkmış. Bok var gibi tüm ömrümü bi çırpıda o sormadan anlatıverdigim için, gerizekalı olan benim aslında. İşte böyle bi ilişkimiz var. Beni köpek gibi seviyor ama istemiyor. Ona bi lakap bulmalıyım, ne desem ki acaba, hımm, "Kovboy", "Öküzün önde gideni", "Ömür törpüsü",... Kovboy olsun, en kısası..
Şimdi gelelim gerzek arkadaşıma, ona normalde de "sinek" dedigim için yeni bir lakap takmama gerek yok, sinek diyince sakın ha aklınıza ufak tefek bişi gelmesin. Bildigin dana yavrusudur, filden bozma aygır, camış, boşanda semerini içine al dedirtecek cinsten bi tip işte, neden sinek bilmiyorum ama her gördügümde sinegi hatırlatır bana. Kara olmasının etkisi var sanırsam. Saftirik salak yarim, gidecek beni terkedip istanbullara. Çok dua ettim kazanamasın o banka sınavını da gidemesin diye ama tutmadı işte, cenabetim doguştan anam, yok yani ne istesem tersi oluyor. O gidince naparım izmirlerde bilmiyorum. Üniversiden arkadaşım olur kendisi. Yurtta aynı odada kaldıydık bi sene, sonra ben okulu dondurdum gittim, derken yapıştı kaldı yakama. Öyle de pis bi huyum vardır benim, bi tane arkadaş buldummuydu gerisi fıs, sokmam kimseyi hayatıma, sanki sevgilim, sanki aldatmış olacam anasını satayım..
Şimdi gelelim gerzek arkadaşıma, ona normalde de "sinek" dedigim için yeni bir lakap takmama gerek yok, sinek diyince sakın ha aklınıza ufak tefek bişi gelmesin. Bildigin dana yavrusudur, filden bozma aygır, camış, boşanda semerini içine al dedirtecek cinsten bi tip işte, neden sinek bilmiyorum ama her gördügümde sinegi hatırlatır bana. Kara olmasının etkisi var sanırsam. Saftirik salak yarim, gidecek beni terkedip istanbullara. Çok dua ettim kazanamasın o banka sınavını da gidemesin diye ama tutmadı işte, cenabetim doguştan anam, yok yani ne istesem tersi oluyor. O gidince naparım izmirlerde bilmiyorum. Üniversiden arkadaşım olur kendisi. Yurtta aynı odada kaldıydık bi sene, sonra ben okulu dondurdum gittim, derken yapıştı kaldı yakama. Öyle de pis bi huyum vardır benim, bi tane arkadaş buldummuydu gerisi fıs, sokmam kimseyi hayatıma, sanki sevgilim, sanki aldatmış olacam anasını satayım..
Bok gibi para kazananlardan tiksiniyorum!
Yazlıktan annemin başka bi arkadaşının karavanına gittik. Yok böyle bi deniz allahım allahım, aşık oldum resmen. Ömür boyu o deniz içerisinde yatıp kalkabilirim, yemin ederim. Dalga yok, mis miss..
Komşu kızı.
Kavga üzerinden bir hafta geçti lakin hala aramadı öküz beni! İnadım inat götüm işi kanat diyerek aramayacak biliyorum. Ararsa onca çabayla aldığı ipler elinden kayacak gidicek biliyor, onun korkusundan aramaz eminim. Aramicam lan bende, inatsa al sana benden de inat işte. Allahın stratejici pisligi! İlk başlarda çok aklıma gelmedi, annemle beraber biraz deniz keyfi falan yaptık ama şimdi şimdi aklıma düşmeye başladı, lan ya eve karı atıyorsa, ya aldatıyorsa, ya unuttu gittiyse, ipinde bile degilsem!!! Huhh, yapmaz o öyle şeyler, aldatmaz o beni, siktir git şeytan, aramicam işte!
Neyse, konumuza dönelim, bizim alt katta oturan komşuların yazlığına gittik işte 2 günlügüne, baya baya yaşları ilerlemiş edepli insanlar kendileri, bunlarında bi kızı var 15 lik ama kendini 17 sanan tam bi sürtük. Bildigin sürtük yani! Bi de nişanlı! Oglan da 28 yaşında, ne demeye alıyorsa bunu.. İşte mal erkek mileti, genç yaşta alıp, ellenmeden ilk elleme derdiyle alıyorlar bunları ondan sonra yemedikleri boynuz kalmıyor. Karşı emlakçı çocukla fingirdiyor aynı zaman da ve dışarı iki saniyelik çıktıgı sürede de gözleriyle sevişmedigi erkek kalmıyor. Öyle döte böyle tarak misali, ohh olsun, sen git 15 ligi dokunulmamıştır zihniyetiyle almaya kalkarsan müstehak sana bunlar. Diyecegim o ki, ben hayatımda görmedim bu kız kadar kaşarını yaa, yeminle agzım açık izledim kızı. Ailesi de bildiginden, ne dışarı çıkmasına izin veriyorlar, ne telefon veriyolar eline, her şey yasak, peynir ekmek gibi yalan söylüyor ama gacı, bildigin iki lafından biri yalan. Ben kendimi kötü pislik sanarken, çevremdekilere şıllık derken yok anacım biz hepimiz melegiz bu kız yanında. Sütten çıkmış ak kaşık kirli kalır yanımızda, o denli edepli insanlarmışız megersem. Yalanla dolanla benle beraber gece dışarı çıkma izni aldı, çıktık, gönlü olsun dedim, yazık dedim, her şeyi yasaklı dedim, iki gezelim mutlu olsun dedim de demez olaydım. Allahım soguk soguk terler boşandı bende eve dönene kadar. Anacım ben gece yarıları gezen, geç saatlerde korkmayan adam bildigin tırstım. Çünkü kız gelin beni mikin der gibi kahkahalarıyla, cilveleriyle, işveleriyle, bıyıklı amcamları peşimize takıyor, karanlık kuytu köşelere, 10 abazan herifin toplanıp oturdugu yerlerde onların karşılarına falan oturmaya çalışıyor. Bi de evden çıkarken hanımhanımdı, bi çıktık soyundu bu, altından giymiş asıl kıyafetleri! 5 saniyede bi kırmızı rujunu tazeliyor falan, cinnet geçirdim yeminle.. Eve döndük, çok şükür yarabbim diye diye, kıstırdım annemi, dedim, bi daha beni bu kızla bi yere yollama, izin verme, paralarım bi dahakine! Bence bu kız bunların kızı degil. Hem edep olarak alakaları yok, hem görünüş olarak. Hem bi de o kadar yaşlılar, küçücük kızları nasıl olur yaaa.. Kesin bence var bişi, çöpten falan bulmuşlar bu kızı.
Neyse, konumuza dönelim, bizim alt katta oturan komşuların yazlığına gittik işte 2 günlügüne, baya baya yaşları ilerlemiş edepli insanlar kendileri, bunlarında bi kızı var 15 lik ama kendini 17 sanan tam bi sürtük. Bildigin sürtük yani! Bi de nişanlı! Oglan da 28 yaşında, ne demeye alıyorsa bunu.. İşte mal erkek mileti, genç yaşta alıp, ellenmeden ilk elleme derdiyle alıyorlar bunları ondan sonra yemedikleri boynuz kalmıyor. Karşı emlakçı çocukla fingirdiyor aynı zaman da ve dışarı iki saniyelik çıktıgı sürede de gözleriyle sevişmedigi erkek kalmıyor. Öyle döte böyle tarak misali, ohh olsun, sen git 15 ligi dokunulmamıştır zihniyetiyle almaya kalkarsan müstehak sana bunlar. Diyecegim o ki, ben hayatımda görmedim bu kız kadar kaşarını yaa, yeminle agzım açık izledim kızı. Ailesi de bildiginden, ne dışarı çıkmasına izin veriyorlar, ne telefon veriyolar eline, her şey yasak, peynir ekmek gibi yalan söylüyor ama gacı, bildigin iki lafından biri yalan. Ben kendimi kötü pislik sanarken, çevremdekilere şıllık derken yok anacım biz hepimiz melegiz bu kız yanında. Sütten çıkmış ak kaşık kirli kalır yanımızda, o denli edepli insanlarmışız megersem. Yalanla dolanla benle beraber gece dışarı çıkma izni aldı, çıktık, gönlü olsun dedim, yazık dedim, her şeyi yasaklı dedim, iki gezelim mutlu olsun dedim de demez olaydım. Allahım soguk soguk terler boşandı bende eve dönene kadar. Anacım ben gece yarıları gezen, geç saatlerde korkmayan adam bildigin tırstım. Çünkü kız gelin beni mikin der gibi kahkahalarıyla, cilveleriyle, işveleriyle, bıyıklı amcamları peşimize takıyor, karanlık kuytu köşelere, 10 abazan herifin toplanıp oturdugu yerlerde onların karşılarına falan oturmaya çalışıyor. Bi de evden çıkarken hanımhanımdı, bi çıktık soyundu bu, altından giymiş asıl kıyafetleri! 5 saniyede bi kırmızı rujunu tazeliyor falan, cinnet geçirdim yeminle.. Eve döndük, çok şükür yarabbim diye diye, kıstırdım annemi, dedim, bi daha beni bu kızla bi yere yollama, izin verme, paralarım bi dahakine! Bence bu kız bunların kızı degil. Hem edep olarak alakaları yok, hem görünüş olarak. Hem bi de o kadar yaşlılar, küçücük kızları nasıl olur yaaa.. Kesin bence var bişi, çöpten falan bulmuşlar bu kızı.
Baştan düşünmek lazım gelir bazı şeyleri..
İnadıma sıçayım. Yanlış tanımış mış, sevdirecekmişim.. Al kapak sana, hayatına sıçtın sıvazladın, kurtulamıyorsunda. Sen baglandın iyice. İstediğime ulaşmış olmam ne değiştirir ki, heba olan benim hayatım oldu. Onunla bi gelecek olmayacağı en baştan belliydi, ortaokul mezunu, borç batağında, geri kafalı.. Kadınlar onun için ezik, degersiz.. Diger konuları geçtim sadece bunlar bile yeterli, hemen kaçmam gerektiğini anlamam için. Adam bana suçsuz yere olmadık küfürleri saydırıyor, benim dediğim, "gerizekalı" üstüne benimle nasıl konuşman gerektiğini öğren, sürtük, diyor. Kimsin sen!!! Sen bana ana avrat saydıracaksın, ben ağzımı açamam, padişah torunu, özür dilerim.. Özür dileyene kadar arama diyorum, siktir lan, ararsam siksinler, sen arayacaksın zaten, diyerek bir de beni sülük ilan ediyor. Çok taviz verdim çokk! Hep arayan da o ama, hep ben arıyormuşum gibi çeviriyor olayı, çıldırıyorum artık! Çatal mı fırlatmadı, yere yatırıp üstüme mi çullanmadı, tartaklamadığı mı kaldı, her boku yaptırttım kendime. Hepsinin sonunda da akça pakça kendini haklı çıkardı.. Bıktım artık, yemin ederim bıktım, sürekli hakaret, sürekli ezik mod, ses çıkaramama, kavga bile edemiyorum, ağzımı açtığım an öldürme tehditleri.. Bu sefer kendi arayıp bana çeviremeyecek. Biterse bitsin, özür dileyip, bi daha ağzından küfür çıkmayacağına söz verene kadar konuşmuyorum!! İşin kötüsü ben bunla aynı evde yaşıyorum, yine en son çare olarak beni evden atmaya çalışacaktır, tehdit savuracaktır ailene söylerim diye, vs.. Pes etmicem, bu sefer kozları alacam elinden. Çok oldu artık! Sürekli ezik moddayım çünkü başta boktan bi başlangıç yaptık, ben her şeyi kabul edince de bu hallere geldik.. Ulan ne diye ugraşıyorsam allahın geri kafalısıyla. Plaket verecekler sanki, başarınızdan dolayı tebrik ederiz, dagdan inma bi öküzü, bunca olaya rağmen kendinize aşık ettiniz, kutlarız.. Su katılmamış salağım ben, yemin ederim..
- demiş bırakmışım o hınçla. Aradan bi hafta geçti, yayınlamak yerine kaydetmiştim, devam etmeyeyim o sebeple. Bugün 26sı, sanırsam bu olayın oldugu zaman 19u akşamı idi..
- demiş bırakmışım o hınçla. Aradan bi hafta geçti, yayınlamak yerine kaydetmiştim, devam etmeyeyim o sebeple. Bugün 26sı, sanırsam bu olayın oldugu zaman 19u akşamı idi..
19 Temmuz 2011 Salı
Gelişen teknolojiye inat..
Anne evinin en temel özelliğidir, temizlik.. Sürekli yapacak bir iş buluyor kadın yahu, yardım edeyim dedim, imanım gevredi. İki seksen devrildim şuan, banyoya girmeye bile mecalim kalmadı.
Tam bitti şükür yarabbime derken bir baktım, hoop, jakuzinin içinde don sütyen halı çiğniyorum. Küçükken hatırlıyorum damlarda, balkonlarda yıkanan halıların arasında debelenişlerimi de uzaya insanlar gidiyor artık, biz halaa halı eziyoruz ayaklarımız altında.
Tam bitti şükür yarabbime derken bir baktım, hoop, jakuzinin içinde don sütyen halı çiğniyorum. Küçükken hatırlıyorum damlarda, balkonlarda yıkanan halıların arasında debelenişlerimi de uzaya insanlar gidiyor artık, biz halaa halı eziyoruz ayaklarımız altında.
Sıcağım, sıcaksın, sıcaklar..
Orta ateşte kavrulmaya bıraktım kendimi. Üzerime az tuz, karabiber ve kekik ekledikmiydi tastamam olucam. Şu memleket yanında cehennem halt yemiş vallahi. İzmir'e dönmek istiyorum..
Topuklu.
Şuan kesin ayaklarımı, gıkımı çıkarırsam namerdim. Heralde daha fazla acıyamaz.
Nasıl giyiyorlar o apartman gibi topukları aklım almıyor. Bir de o kadar güzel yürüyorlar ki..
Bugün birini gördüm, bildigin bir metrelik topukla koşuyor hatun! Ben üç parmak boyundaki topuğum yüzünden kıvranıyorum şuan.
Kız olmak zor zanaat, kıvıramayacağım ben bu işi.
18 Temmuz 2011 Pazartesi
Çenemin hikayesi
Konusu geçmişken onu da anlatıvereyim de çıksın aradan. Hazır bu kadar boş ve sinirden uykusuz geçirdiğim bir gece bulmuşken..
Okuldayım, red bull kızları beleş red bull dağıtıyor, ("red bull kanatlandırır" bu sloganın gerçekliğini yazının ilerleyen vakitlerinde anlayacağız..) aldım bi tane içtim. Arkadaş içemedi onunkini de içtim. Neyse gün bitti, eve gittim, o sıralar depresyondayım, sevgilim var uzun süreli ve artık cinnet evresindeyim, boka yıllar öncesinde sarmış, uzatmaları geçmiş, sündürmeleri oynuyoruz falan o derece konumumuz. Her zamanki gibi eve gider gitmez bilgisayarıma tünemiş zaman öldürmeye, düşüncelerimi silmeye çabalıyorum, yan odadaysa ev arkadaşım ve arkadaşları içip, eğleniyorlar. Çağırıyorlar ama onlara katılmamakta direniyorum. "gelmicem bennn beaaa!" çıglıkları atıyorum. Atlatmaya çalışıyorum falan.. İşlemedi, gittim, içtim bir tane, derken saat olmuş 4, sabah dersim var, devamsızlık sorunum var gitmek zorundayım, yatayım artık dedim, yattım. Sabah alarm çaldı tabi benim götümde pireler uçuşuyor.. Bir mesaj geldi sallamadım, ikinci mesaj, baktım en yakın kız arkadaşım "sinek", "kalkkk artıııkkk çabuukkk kallkkk, okulaaa geellll", okula 5 dakika uzaklıktaki evimden ya geç kalırım, ya da gitmem, tanıyor beni, o sebepten dayatıyor ki geleyim. Ha gayret, dedim kalktım. İlk iş ocaga su koydum, kahve-sigara ikilisi, sabah tutkum.. Tuvalete geçtim elimi yıkayacağım aynaya bi baktım bembeyaz surat! Çok bayılan bi insanım, tansiyonumun düştüğünü artık gelişinden anlıyorum, hemen çömdüm yere. Fenalaşmaya başladım iyiden iyiye, mide de gitti, bulanıyor.. Okuluna sıçayım gidip yatıyorum, dedim kalktım ayağa, ocagın altını kapatacam, olmuyor, çeviriyorum çeviriyorum kapanmıyor, derken ev arkadaşımın bana ismimi seslenişini duydum, bi yandan da omzumu dürtüyordu. Hani saniyede binlerce düşünce geçti derler ya, aynen öyle, kız bana bir iki kere seslendi anca, o süre içerisinde aklımdan geçenleri sırayla yazıyorum, "bu gerizekalı beni niye uyandırıyor lan?, lan ben kalkmıştım noldu, yataga nasıl geldim? Yoksa düştüm mü? Koridordaki koltukda çocuk uyuyordu üstüne mi düştüm acaba? Nerdeyim lan ben?" derken ev arkadaşım, "düştün mü, bayıldın mı" dedi, "bayıldım" halen olduğum yerin neresi oldugunun farkında değilim, kımıldamamışım ve gözümü açmamışım.. Kendime geldim, yerde yatıyorum iki seksen, mutfak tezgahının önündeyim, koltuga bile erişememişim. Kaldırdım kafayı, baktı suratıma dur dur dedi, gitti içeri, peçeteyle döndü, çenemi siliyordu ki birden suratı değişti, kalk hastaneye gidiyoruz dedi, kalktım, hastaaaneeyeee gitmeeemmmm, diye çemkirdim. Dikiş atılması gerek diyor, ben küçük bişeydir sanıyorum, küçükken annemin dudagıma dikiş attırmadığı geliyor aklıma, iz kalmasını istemiyorum, dikiş attırmam, diyorum, gidersin gitmezsin derken ablamı aradım ağlıyorum "diktirmiijjjeeeemmm, hüeegghh" aldı kız elimden telefonu, söylemedim ona ama dikiş atılması gerek çok derin, dedi, böhüüüwww diye inleye inleye ablamın "dikiş attırmazsan büzüşür oran, çipçirkin olursun" laflarıyla hastaneye gitmeye ikna oldum. Bi kaç kere kustum falan evin içine, bizim sinek mesaj atıyor bu ara, aradım "bennn hastaaaneeeye gidiyommm, geeelll" diyerek pöykürdüm falan derken gittik hastaneye, bu geldi, kedi şeyini görmüş yara sanmış misali yüz ifadesi çenemdeki peçeteyi kaldırmamla beraber "enaammm bu neeeyyy" halini aldı.
Korkularım arasında dikildi, tam tamına bi saat, üç kat, gıkım çıkmadı ki iğne en tırstıgım şeydir, bayılırım direk görünce. Dikti herif beni bildiğin saatlerce. Başta da öyle bi tehdit etti ki zaten kılımı kendim kıpırdatamadım. "istersen kıpırda, yanlış dikerim, götüm gibi olursun"..
Meger ocagı kapatmaya çalışırken ben uçmuşum, kafayı tezgaha çarpmışım, kafa sekmiş ordan diger yana dönmüş ve çekmecenin açma kolunu kırıp ordan çıkan çiviyle çeneyi yarmışım..
Kimim ki?
Ömrümü baştan sona anlatmaya kalksam yaşadığım gün kadar yazmam gerekir sanırsam. Acıklı kısımları es geçmek istiyorum, gerekli olanları da aralara serpiştiririm artık. Acıların çocuğuyum modunda yaşıyorum zaten, şurda üç kuruşluk zevkimiz var buraya kazıyarak iyice noterden tasdikletmeyeyim, yeter, unutayım onları bi zahmet.
Kendimden bahsedeyim biraz, dediğim gibi ailenin küçüğüyüm, şımarığım biraz, götüm zamanında kalkıktı ama iyice yerlere indirdiler sagolsunlar. Güzel olmasına hala güzelim ama işte iç çöküntüleri sayesinde güzelliğimi göremiyorum artık. Arada kör topal olduğumu falan da sanıyorum ama çevremdekiler aynaya bakmaya zorluyorlar beni. Evet, güzel bir kızım, özene bezene yaratmış beni tanrım. Çenemde salya akar gibi bi dikiş izim var ama gözüm gibi baktıgım için artık pek farkedilmiyor. (Hikayesini de bi ara anlatırım.) Zayıf, ideal boyda, taş gibi hatunum. Gözlerim hele, görenin dibi düşüyor.. Bu aralar epilasyon sebebiyle alamadığım için biraz bıyıklı dolanıyorum ama onu da elimden geldiğince kesip biçmeye çabalıyorum. Arkadaş, bildiğin pala gibiyim 8 aydır, bir gelişme de yok, dökülmüyor anasını sattığımın bıyığı.
Bacaklarımı beğenmiyorum bi tek, incecik, bir de yamuklar. Öyle olmadığını söylüyorlar ama inanmam, kör müyüm arkadaş!
Katır inadı var bir de bende. İstediğim olana kadar her yolu denerim, pes etmek yok! (nefret ediyorum bu huyumdan)
Oluşum evresi..
Yapacak bir şeyim yok. Odaya kitlemiş bulunmaktayım kendimi. Elimde bir telefon ve gecenin bir yarısı! Oturup bir başlangıç yapayım bari.. Hayatımın özeti, daha dogrusu özetin başlangıcı.. Nereye kadar giderse artık...
Yılların ardından, delik prezervatif sonucu, kaza eseri oluşmuş ve aldırılmaya ramak kala belki erkek olur umuduyla hayatta kalmasına karar verilmiş istenmeyen evlat..
Erkek çocukları olmadığından da değil ha, nedir bu erkek sevdası onu anlamış değilim. Ulan biz kadınlar üzerinde kurulmuş bu dünya, her boku yapan bizleriz, doğuran, besleyen, şevkat gösteren, iki yakalarını bir araya getiren, her şeyi düzene sokan, vs.. ama öyle zihniyette insanlarız ki halen erkek erkek diye ölüyoruz. Bir ton çocuk yapmışsınız, maşallah annem makina gibi işlemiş, babamda futbol takımı kurmaya niyetliymiş, tam huzura kavuşmuşsunuz, büyütmüşsünüz çocukları, daha neyinize sizin bir erkek daha! Aldırın gitsin anasını satayım..
Neyse, işte erkek olurum ümidiyle canına kıyılmaktan vazgeçilerekten beklenmeye başlanmış. Tabi o zamanlar teknoloji şimdiki gibi değil, bizimkiler de fakir, ultrason falan ı-ıhh, doğana kadar erkek olarak sevilmişim ana karnında. Tabi çıka çıka dana yavrusu gibi bir kız çıkmış, apışıp kalmışlar. Dana yavrusu dedim de bildigin "nur topu" tabiri benim için söylenmiş vallahi. Nur kısmını bilemicem ama bildigin top gibi, besili çıkmışım. Hatta çıkamamışım da zorla, kadıncagızın üstünde tepine tepine çıkarmışlar beni.
Tabi kız olduğumu öğrenince suratıma bile bakmadan terketmiş orayı bizim peder. Adanan adaklar falan da kesilmemiş tabii.. Kız lan bu, pört, ne gerek var, aman çükü yok bunun.. Bir hafta geçmiş, peder rüyasında bir koç görmüş, asılı, kesilecek, ama bir sorun var, kafası benim kafa.. Uyanır uyanmaz ilk iş gidip kesmiş kurbanı. Yaaa, nabeerr, böyle kesersin işte, çüküm yok ama bende sevimliyim yani, kandan, candan, sendenim..
Derken söylememe gerek yok sanırsam en sevdiği çocuk haline geldim, sevimliligimle. Yanından ayırmazdı hiç beni..
Büyüdüm büyüdüm büyüdüm.. Fazla detaya inmeyeceğim, bahsetmek istemiyorum aile fasıllarından fazlaca, 9 yaşıma geldim ve bir gece kaybettim babamı, ve.. Son işte. Yani acıların döneminin başlangıcı.. Bu kısımları da es geçmek istiyorum, mümkünse hatırlamayayım bile direk büyümüş olayım, hatta hafıza silme işlemi falan yaptırayım da boşluk olsun, cidden istiyorum bunu..
Nefret kusmak.
Daha güzel bir başlangıç yapmış olmayı isterdim lakin elim ayağım zangır zangır titriyor ve içimdeki laneti bir yere kusmam gerektiğini biliyorum.Senden nefret ediyorum pislik herif! Çocuklugumun katili, hayatımdaki kara delik, belkide gelecegimi çoktan çürütmüş, allak bullak psikolojimle beni ortalığa salmış pislik yaratık! Senden iğreniyorum!!!
Allahım, beni bunca sınamanın vardır elbet sebebi ama lütfen, nolur, yalvarıyorum artık yeter..
Kaydol:
Yorumlar (Atom)



