29 Temmuz 2012 Pazar
bilmiyorum!..
seni aklımda ne kadar güzel kalmaya zorlasamda, sen öyle bir şey yapıyorsun ki, attıgım bütün adımları geri sarıyorsun.. aklımdan zorum ne de hala seni güzel görmeye çabalıyorum bilmiyorum, ama bu sevgi degil, olmamalı, olamaz.. buna eminim ya da emin olmak istiyorum.. bilmiyorum! ben artık ne dogru ne yanlış onu da bilmiyorum. ben artık sen kimsin ben neyim, ne istiyorum, ne olucam bunları da bilmiyorum.. bilmek isteyip istemedigimi de bilmiyorum.. yok olmak, yaşamamış olmak istiyorum, belki bunu da istemiyorum, onu da bilmiyorum...
28 Temmuz 2012 Cumartesi
o gece!
kalbimi söküp atabilme şansım olsa keşke, beyimi silebilme.. o kadar acıyor ki canım, ufak bi tetikleme yetebiliyor.. şifresini biliyorum, kızla konuşmalarını okuyorum. "verdigin bileklik kolumda hala bana o geceyi hatırlatıyor, uyuma varlıgın iyi geliyor" yazmış kız engin çıktıgında, okudum ve sildim. o gece! ona dokundugu gece.. seviştikleri ve uyudukları gece! allahım, yanımda uyuyor bu adam hala.. beni sevmiyor, başkalarıyla oldu ve pişmanlık duymadı.. gidiyorum ve üzülmüyor, gitme demiyor.. bu adamla uyuyorum hala ve hala canım acıyabiliyor. ve canımın acısını anlatamıyorum bile çünkü bu ona sadece saçmalık olarak geliyor.. allahım bendeki sevgiyi al ona ver lütfen. içimdeki bu yangını dindir. ölmeyi bile istiyorum artık. o kadar çaresizim ki.. o kadar çok acıyorum ki.. nefessiz kalıyorum sanki, yetmiyor.. gözümden yaş akamıyor bile, bögüre bögüre aglamak istiyorum ama hiçbi faydası olmayacagını biliyorum. içimdekileri gözyaşlarımla silebilecek miyim, hayır.. istedigime kavuşabilecek miyim, hayır.. peki eski kovboyu geri getirebilecek miyim!!!.. gözyaşlarımı sil tanrım, al içimdekileri..
27 Temmuz 2012 Cuma
mal olmak bu olsa gerek..
camışın kız arkadaşı mail atmış yine, kız bana aşık oldu sanırım a.q!
"susup köşene cekilmesini ha şöyle öğren bakıyımm sevgilin görmesin diye ordan burdan mesajlar aramalar falan bir ara huzursuz etmeyi başardın ama MUTLU SON ! :)
yakında nişanımız var tüm sevenlerimizi bu özel günümüzde bekleriz :D
hahaha amacına varamadın hahahha :D
fenaaa mutluyumm"
ya rab, salaklık böyle bi şey olsa gerek, bundan mutluluk duyuyor karı.. amacım neymiş ki bende bileydim eyiydi.. :)) ben burda kovboy diye inliyorum, karının dedigine bak.. evlenirseniz ekime, evlenmezseniz tikime kadar..
bende cevap olarak bi mail attım ama sanırım fazla abarttım. daha kısa kesip, açıklamaya yer vermeseydim daha hoş olurdu. hem kudurtayım, hem de salak artık hakkımda yanlış düşünmesin diye çaba harcadım, abartı oldu biraz.. sadece göt edip bırakmalıydım aslında..
"yemin ederim malsın :)
böyle bir şeyden mutluluk duyabiliyorsun ya ne diyeyim zavallıcık :)
benim götümü kaldırmaktan başka bi şey yapmıyorsun inan. sayende kendimi baya bi şey sandım..keşke seni de görebilsem. bu kadar zavallı, ucube insan neye benziyor merak ediyorum. bu kadar düşürme kendini ya, vallaha düşürme, aciz olma, güçlü ol azıcık.. sen beni düşünmekten mutlu da olamazsın evlensende :D
eline baktıkça beni hatırlarsın, naptı sildirdi mi dövmeyi :)))
anlamadıgın şey şu ki sevgilin daha yılbaşında bana senin için ölüyorum yazmıştı, pardon nişanlın diyeyim.. sen var mıydın o dönem bilemiyorum, ama halen mesajını silmedim duruyor, her türlü kanıt var yani ;)
ve ben o mesajına güvenerek onu aradım.. ve senden de haberim yoktu.. ve tek derdimde benimkini kıskandırmaktı :)
sen neyin derdindesin ? bunu bi anlasam.. adam benim peşimde koşuyordu, ben degill!! sok aklına şunu :)
inan bana camışı isteseydim seni bile öldürürdüm o kapasitede bi insanım. sen gibi car car edip kendimi küçültmem :)
camış sana ne diyor bilmiyorum ama sen onu halen tanımamışsın, yazık sana :)
ve o küçük beynine sok, ben üniversite mezunuyum, egitimliyim, güzel bi gelecegim var, güzelim ve sünniyim.. camış gibi beş parasız adamlarla gelecegime gölge düşürmem. :)
ayrıca alevi o, görüşlerimiz ayrı..(burda alevileri kötülemiyorum yanlış anlaşılma olmasın, görüş farkından bahsediyorum..parantez kısmı kıza attıgım mailde yok tabiki de) hay yarabbi, eglenceli kızsın vesselam, iyi eglendiriyorsun beni. inan çok gülüyorum sana :)
)) ara ara yaz, özletme kendini :)
sana cevap vermemin tek sebebi de bu zaten :)
ilk başlarda ciddi ciddi sana bişiler anlatmaya çalışıyordum lakin kapasite sıfır oldugundan, gül geç yapıyorum artık :)) ilahi ya, vallahi güldürdün beni..
"susup köşene cekilmesini ha şöyle öğren bakıyımm sevgilin görmesin diye ordan burdan mesajlar aramalar falan bir ara huzursuz etmeyi başardın ama MUTLU SON ! :)
ya rab, salaklık böyle bi şey olsa gerek, bundan mutluluk duyuyor karı.. amacım neymiş ki bende bileydim eyiydi.. :)) ben burda kovboy diye inliyorum, karının dedigine bak.. evlenirseniz ekime, evlenmezseniz tikime kadar..
bende cevap olarak bi mail attım ama sanırım fazla abarttım. daha kısa kesip, açıklamaya yer vermeseydim daha hoş olurdu. hem kudurtayım, hem de salak artık hakkımda yanlış düşünmesin diye çaba harcadım, abartı oldu biraz.. sadece göt edip bırakmalıydım aslında..
"yemin ederim malsın :)
anlamadıgın şey şu ki sevgilin daha yılbaşında bana senin için ölüyorum yazmıştı, pardon nişanlın diyeyim.. sen var mıydın o dönem bilemiyorum, ama halen mesajını silmedim duruyor, her türlü kanıt var yani ;)
26 Temmuz 2012 Perşembe
ya şundadır ya bunda...
şimdi ciddi olarak bi çavo var, bi de mamut. mamut, facebook sayesinde buldugum ilkokul arkadaşım oluyor. kardeşim derdik biz bunla birbirimize, camıştan ayrıldıgımda da çok destegini görmüşümdür. her sıkıntımda hep destek olmuş iyi bi insandır kendisi.. bunun ilkokul 3. sınıftayken annesi vefat etmişti. sınıfa geldiler aldılar falan, sonradan ögrendik ki asmış kendini annesi.. yani duygusal bi çocuk, aynı zamanda çok iyi.. tip olarak, ımm kısa boylu, çok çirkin degil lakin çok yakışıklı da sayılmaz.. neyse yie konuşuyorduk benim dert tasa mevzularından, ben görücü usulü evlenecegimi söyledim, bu da benle evlensene dedi, sakayla başlaren bi baktık biz ciddi ciddi evlenmeye karar vermişiz..evlencez falan diye muhabbet ediyoruz da kimse benim evlenecegime inanmıyor be arkadaş. hani insana kırk kere söylersen bi şeyi, olur! kırk insandan da aynı tepkiyi aldım ya, kimse ciddiye almıyor beni, neredeyse bende ciddiye almamaya başlayacagım kendimi.. hoş ciddiye de almıyorum sanırım. davulun sesi uzaktan hoş geliyor sadece. ciddiye bi binse benim etekler tutuşur.. birazda kovboya kaybettin lan beni havası yaratmak heral niyetim..
neyse, gelelim çavo ya, onunla da denizde tanıştık. ben çevreye "uu beybi" "cıvır cıvır, gel yamacıma" diyerek bakarkene 2 cıvır arkamıza yanaştı, alllaaahhh dedik, tabi hepsi benim diye atıldım ben. neyse denize giricekken seslendi bu çavo, eşyalara ben bakarım siz çıkınca da size veririm ben girerim dedi. iyi hoş dedik, ama böyle bildigin havalıyız "cıvırlarrrr gelin lan" diyen kızlar yok, gayet şaşırmış, aa aa biz namuslu ızlarız, bizle sadece eşya bakma konusunda muhabbet edebilirsiniz edasındayız. neyse girdik çıktık falan, onlar emanet etti, arabanın anahtarıı ve üstünde yazan "volvo" yazısını görmemizle beraber gözlerimizde dolar işaretleri belirdi. çeşmeye giderken otobüste de "arabalı birini bulalım da dönüşü beleşe getirelim" dediydim. dilek kapım açıkmış keşke dogru düzgün bi dilege harcasaydım hakkımı anasını satayım. zengin olmayı dileyebilirdim ya da ne bilim kovboy kör kütük aşık olsun, beni unutamasın, aşkımdan yanıp tutuşsun falan diye hakkımı düzgü dileklere kullanabilirdim.. neyse kısmet dönüşü beleşe getirmeyeymiş. bir iki emanet derken bu denize girecek, eşyaları bıraktı, yarım agızla "sende gelsene" dedi kaçtı. bi süre kaldım ben öyle yerimde, süzgeçte geçirmeye çalıştım baktım olmadı, döndüm sinege "bana mı dedi lan bu, ne dedi? noluyo lan" derken şöyle aradan zaman geçti koştum gittim. tabi onun çagırmasıyla gitmemiş edasındayım. gözde görmüyo benim zaten, bodoslama yürüyorum, hadi lan çık karşıma diye dua ederk. derken lönk diye çıktı karşıma, başladı konuşmaya.. neyle geldiniz sizi bırakalım dönerken, yemek yediniz mi beraber yiyelim.. falan fıstık çıktık denizden. dönüş saati geldi, davet ettiler beraber dönmeye karar verildi ve döndüükkk... belli herif baya bi zengin, belli bana ilgisi var.. hadi numaranı ver, numaramı iste falan derken indik arabadan, el sıkıştık, "gitti canım paracıklar, lan a.q bu muydu yani, istemicen mi lan numaramı, gidiyom lan hayvan" derken tam döndüm boynum bükük gidiyorum "seninle konuşgjkgşjkgjlghlj..." yine döndü gitti a.q, yine beyin amcıklaması yaşadım bi süre, ne dedi lan bu diye sinege baktım o bana baktı.. döndüm ben mi, efendimm? evet sen dedi.. gittim, numaramı istedi falan filan işte.. sonra da dışarı çagırdı ertesi gün. bildigin kırooo, çavoo ve benzeri bütün laflar.. şimdi ben hangisini seçmeliyim a.q!
neyse, gelelim çavo ya, onunla da denizde tanıştık. ben çevreye "uu beybi" "cıvır cıvır, gel yamacıma" diyerek bakarkene 2 cıvır arkamıza yanaştı, alllaaahhh dedik, tabi hepsi benim diye atıldım ben. neyse denize giricekken seslendi bu çavo, eşyalara ben bakarım siz çıkınca da size veririm ben girerim dedi. iyi hoş dedik, ama böyle bildigin havalıyız "cıvırlarrrr gelin lan" diyen kızlar yok, gayet şaşırmış, aa aa biz namuslu ızlarız, bizle sadece eşya bakma konusunda muhabbet edebilirsiniz edasındayız. neyse girdik çıktık falan, onlar emanet etti, arabanın anahtarıı ve üstünde yazan "volvo" yazısını görmemizle beraber gözlerimizde dolar işaretleri belirdi. çeşmeye giderken otobüste de "arabalı birini bulalım da dönüşü beleşe getirelim" dediydim. dilek kapım açıkmış keşke dogru düzgün bi dilege harcasaydım hakkımı anasını satayım. zengin olmayı dileyebilirdim ya da ne bilim kovboy kör kütük aşık olsun, beni unutamasın, aşkımdan yanıp tutuşsun falan diye hakkımı düzgü dileklere kullanabilirdim.. neyse kısmet dönüşü beleşe getirmeyeymiş. bir iki emanet derken bu denize girecek, eşyaları bıraktı, yarım agızla "sende gelsene" dedi kaçtı. bi süre kaldım ben öyle yerimde, süzgeçte geçirmeye çalıştım baktım olmadı, döndüm sinege "bana mı dedi lan bu, ne dedi? noluyo lan" derken şöyle aradan zaman geçti koştum gittim. tabi onun çagırmasıyla gitmemiş edasındayım. gözde görmüyo benim zaten, bodoslama yürüyorum, hadi lan çık karşıma diye dua ederk. derken lönk diye çıktı karşıma, başladı konuşmaya.. neyle geldiniz sizi bırakalım dönerken, yemek yediniz mi beraber yiyelim.. falan fıstık çıktık denizden. dönüş saati geldi, davet ettiler beraber dönmeye karar verildi ve döndüükkk... belli herif baya bi zengin, belli bana ilgisi var.. hadi numaranı ver, numaramı iste falan derken indik arabadan, el sıkıştık, "gitti canım paracıklar, lan a.q bu muydu yani, istemicen mi lan numaramı, gidiyom lan hayvan" derken tam döndüm boynum bükük gidiyorum "seninle konuşgjkgşjkgjlghlj..." yine döndü gitti a.q, yine beyin amcıklaması yaşadım bi süre, ne dedi lan bu diye sinege baktım o bana baktı.. döndüm ben mi, efendimm? evet sen dedi.. gittim, numaramı istedi falan filan işte.. sonra da dışarı çagırdı ertesi gün. bildigin kırooo, çavoo ve benzeri bütün laflar.. şimdi ben hangisini seçmeliyim a.q!
25 Temmuz 2012 Çarşamba
ayrılıgın evreleri 3
ayrılıgın ilk evresi, inanmama dedik. o evrede ayrılıgı kabullenmemiş oluyorsunuz, şaka, rüya falan sanıyorsunuz. geri barışacaksınız hopp eskisi gibi olacaksınız gibi hayalleriniz var bu dönemde..
sonra ikinci evreye geçiyorsunuz. böyle bi sosyalleşme, bi kahkaha atma, bi insanlarla muhabbet etme dönemi. bu sosyal dönemde önünüze gelene mavi boncuklarınızdan teker teker dagıtmaya başlıyorsunuz. sokakta yürürken bile gördügünüz her er cinsi potansiyel sevgili adayınız oluyor. "hepsinin amına koyucam lan" gibi abzürt düşüncelerle her yana gülücük saçıyorsunuz.. (korkmayın. öyle bi şey yapamayacaksınız. bi orospu çocuguna denk geleceksiniz ve o sizinkine koyacak, emin olabilirsiniz)
sonra 3. evreye geçiyoruz, ipi çözülmüş danaya dönme dönemi oluyor bu dönem. bu dönemde bi ton aday toplamış oluyorsunuz, hepsiyle fingirdiyorsunuz sürekli telefona mesajlar yagıyor falan, onunla bununla görüşüyorsunuz. bi bok falan sanıyorsunuz kendinizi..
sonrasında 4. evreye atlıyorusunuz. bu dönem agresif dönem oluyor. hepsine sinir olmaya başlıyorsunuz. hepsinde onu arıyorsunuz ama bulamıyorsunuz. hepsi ucube gibi görünüyor gözünüze. isyanlara başlıyorsunuz. ben sevemicemmm, sevemicemmm.. götüm gibi bunlarrr, istemiyorum bunları... diyerek yırtıyorsunuz kendinizi. size eskisinin tek mesaj atması bile dünyayı bahşedecekken, onlardan gelen gülü kıvırıp götlerine sokasınız geliyor. arkadaşlarınızdan çıkarıyorsunuz hırsınızı. herkesi azarlamaya başlıyorsunuz.
işte şuan tamda bu dönemdeyim..en acısı da kovboyla hala aynı evdeyim. bi de her şey çok iyiymiş gibi, normaliz. mutluyuz falan.. ama ben gidicem. o karılarla yattı. ben bi başkasına evlilik vaadi verip, yandan bi başkasıyla da fingirdemeye başladım falan..
bu arada geçen gün, ımmm 22 temmuzda sinekle denize gittik, çeşmeye. orda zengin oldugunu umdugum bi herifle tanıştım. arabası falan var, ama bildigin çavoooo.. kırmançii... bu kırmançinin adı, çavo olsun. evlilik vaadi verdigim ilkokul arkadaşımın adı da mamut olsun.
evrelere devam edebilirim, adım gibi biliyorum lakin sıcagı sıcagına, evreleri atladıkça yazma taraftarıyım.. o sebepten şimdilik bu kadarı yeterli..
sonra ikinci evreye geçiyorsunuz. böyle bi sosyalleşme, bi kahkaha atma, bi insanlarla muhabbet etme dönemi. bu sosyal dönemde önünüze gelene mavi boncuklarınızdan teker teker dagıtmaya başlıyorsunuz. sokakta yürürken bile gördügünüz her er cinsi potansiyel sevgili adayınız oluyor. "hepsinin amına koyucam lan" gibi abzürt düşüncelerle her yana gülücük saçıyorsunuz.. (korkmayın. öyle bi şey yapamayacaksınız. bi orospu çocuguna denk geleceksiniz ve o sizinkine koyacak, emin olabilirsiniz)
sonra 3. evreye geçiyoruz, ipi çözülmüş danaya dönme dönemi oluyor bu dönem. bu dönemde bi ton aday toplamış oluyorsunuz, hepsiyle fingirdiyorsunuz sürekli telefona mesajlar yagıyor falan, onunla bununla görüşüyorsunuz. bi bok falan sanıyorsunuz kendinizi..
sonrasında 4. evreye atlıyorusunuz. bu dönem agresif dönem oluyor. hepsine sinir olmaya başlıyorsunuz. hepsinde onu arıyorsunuz ama bulamıyorsunuz. hepsi ucube gibi görünüyor gözünüze. isyanlara başlıyorsunuz. ben sevemicemmm, sevemicemmm.. götüm gibi bunlarrr, istemiyorum bunları... diyerek yırtıyorsunuz kendinizi. size eskisinin tek mesaj atması bile dünyayı bahşedecekken, onlardan gelen gülü kıvırıp götlerine sokasınız geliyor. arkadaşlarınızdan çıkarıyorsunuz hırsınızı. herkesi azarlamaya başlıyorsunuz.
işte şuan tamda bu dönemdeyim..en acısı da kovboyla hala aynı evdeyim. bi de her şey çok iyiymiş gibi, normaliz. mutluyuz falan.. ama ben gidicem. o karılarla yattı. ben bi başkasına evlilik vaadi verip, yandan bi başkasıyla da fingirdemeye başladım falan..
bu arada geçen gün, ımmm 22 temmuzda sinekle denize gittik, çeşmeye. orda zengin oldugunu umdugum bi herifle tanıştım. arabası falan var, ama bildigin çavoooo.. kırmançii... bu kırmançinin adı, çavo olsun. evlilik vaadi verdigim ilkokul arkadaşımın adı da mamut olsun.
evrelere devam edebilirim, adım gibi biliyorum lakin sıcagı sıcagına, evreleri atladıkça yazma taraftarıyım.. o sebepten şimdilik bu kadarı yeterli..
13 Temmuz 2012 Cuma
ayrılıgın ilk evreleri 2
dün gece yine karılarla barakadaydı.. sabaha karşı 5 gibi aradım, karılarla oldugunu söyledi açık açık, geçenkiler mi dedim, hayır dedi.. ianamıyorum ya. şu hale inanamıyorum. üzülemiyorum, aglayamıyorum bile. daha bi gün önce benimleydi. bana bi ton laf söylediydi.. salak gibi ben yine yumuşadıydım ve ertesi gün.. allahım bu kadar büyük ne günah işlemiş olabilirim ben!
12 Temmuz 2012 Perşembe
ayrılıgın ilk evresi, "inanmama!"
terkediyorum izmir'i. evet, ben, asla ve asla bu evden gidemeyecegimi düşündügüm ve düşündügünüz ben gidiyorum. halen inanmıyorum. halen bişi olucakmış ben gitmeyecekmişim gibi geliyor.. eşyalarımın bi kısmını yolladım. hatta kovboy kendine ev arkadaşı bile buldu.. ama halaa, sanki, gitmicem.. sanırım eve vardıgım an dank edicek. kaç gün, kaç saat, kaç yıl aglarım bilmiyorum. nasıl kabullenirim, nasıl ederim hiç fikrim yok.. allahım bana dogru yolda ilerleme azmi ver. hakkımda hayırlı olanı gönlümde razı eyle. benim sevgimi al, ona ver. üzüntümü al, yerlere ser.. allahım, sen istedikten sonra yerle gök yer degiştirir, sen iste yeterki.. lütfen elimden tut..
ablam ankaradan iş bakıyor, en iyi erkek arkadaşımla kaderimize küsüp evlenme kararı aldık. içimizi dışımızı biliyoruz, özümüzde iyiyiz, elalem üzüyor, çocuk istiyoruz, sözleşmeli evlilik..
saçmalıyor muyum, bilmiyorum. ama kurtulmak için çırpınıyorum işte. elimden fazlası da gelmiyor. mantıkla hareket etmeliyim. artık kalbimin kapısını kapatmalıyım, ona söz hakkı vermemeliyim. sıçtıgımın kalbi nerde bok varsa ona saplanıyor. yok sana bi daha söz, bok ye sen!
6 Temmuz 2012 Cuma
kovboya mektup..
kendimi kandıracak bir bahane bile bulamıyorum kovboy, bahanelerimi bile çürüttün. önceleri ne yaparsan seni bi yerde haklı buluyordum. hep kendimi suçluyordum.şimdiyse şöyle bir geçmişe baktıgımda senin için düşündügüm her şeyin ne kadar yanlış oldugunu görüyorum
gözlerinde acı görürdüm. gerçekten acı çektigini sanırdım. acı çekmeni de tek sebebe baglardım, "beni istiyor, seviyor ama kabullenemiyor.. ben ona yanlış yapmazsam, ona kendimi tanıtırsam, içimdeki beni görürse fikri degişir, bana güvenir, gözlerindeki acı geçer" dedim hep kendi kendime.
sana bi kere sormuştum, gitmemi gerçekten istiyor musun diye. sende demiştin ki, "sana git desemde gitme, gerçekten istedigin için kaldıgını bileyim.." ben bi tek bu söze bakarak diger bütün söylediklerini duymazdan geldim. gitmemi istemiyor, ama mecburiyetten kalmamdan korkuyor, ondan sıkılıp sıkılmadıgımı, gerçekten yanında kalmayı isteyip istemedigimi görmek duymak bilmek istiyor diyordum kendime. ne kadar safım degil mi..
sana umut vermedim, sana söz vermedim, seni sevdigimi söylemedim diyorsun hep. bana sarıldıgında o kadar sahiciydin ki ben bu sebepten söylediklerini duymuyor sadece yaptıklarına bakıyordum. ama sen herkese aynılarını yapıyormuşsun.. düşünüyorum ona da sarılışını, sarılıp uyuyuşunu, koklayıp bana dediklerini diyişii, önemseyişini ve o zavallı kızın da benim gibi bunları sahici sanışını.. bana sarılman bile benim için bi umuttu. kendimi özel sanmamı sagladı..
ben yoktum ihtiyacını gidermek için yaptı bile diyemiyorum. çünkü sen onu hayatında tutmaya devam ediyordun ve edecektin.bi aralar demiştin ki, aldatırsam bile sen içimde özel kalırsın, senin yerin ayrı olur, içimle aldatmam, o sadece o iş için olur, sadece bir günlük, aynı kişiyle devamı gelmez, içimdeki hayvanı dindirmek için olur diye.. içinde de dışında da özel kalamamışım. beni kaybetmemek için degil de onu kaybetmemek için çaba harcadın o gün.
kendimi onca zamandır suçladıgım için içim acıyor. yeni tanıştıgın bir kız için beni kaybetmeyi göze alarak "hepinizi seviyorum" diyecek kadar önemsiz oldugumu görmek, benim sandıgım her şeyin bi başkasının oldugunu düşünmek, sandıgım kişi olmadıgını görmek, yaptıgın her şeyin taktik, numara, oyun oldugunu ögrenmek, vs vs.. hepsi içimi acıtıyor.
ben sana sarılıp uyumayı özlerken, senin başkalarıyla uyudugunu bilmek!!!
içimdeki acıyı anlamanı beklemiyorum senden. hatta öyle bi karakterdeymişsin ki, sen benim acımla dalga geçersin anca. boş bunlar senin için.. ama benim için degiller. söylemezsem bunları içim çürüyecek, beynim kazınacak. dalga geçecegini, önemsemeyecegini, bunların senin için boş şeyler oldugunu bile bile yazıyorum. felsefe yapmaya çabalama o sebepten..
bi film izlemiştik senle, adam karısını karısından çirkin bi kadınla aldatıyordu. çirkin kadın adamın karısını görünce mahvolmuştu kendinden güzel diye.. sende bana sormuştun, senden güzel olursa mı çirkin olursa mı daha çok canın acır diye. bende demiştim ki, "benden çirkin olursa.."
güzel olursa eger, "o benden güzel, bu sebepten yaptı" diyebilecekken, çirkinken "demek bu kadar berbatım" hissi uyanır insanda. keşke benden güzelini bulsaydın engin. daha az acırdı belki canım..
5 Temmuz 2012 Perşembe
bu kadarını da hakettim mi ki bilmiyorum..
rüyamda bile kızı gördüm. tam hatırlamıyorum ama hatırladıgım şu, kızın yanında arkası dönük bi erkek var, ben kovboy sanıyorum onu, bir dönüyor ki camış çıkıyor.. noluyo lan diyorum, noluyor! kim bu kız, hem kovboyu hem camışı elden geçiriyor. yuh diyorum, komplo mu lan bu diye koşturuyorum arkalarından.. onlarsa yürüyüp gidiyor.. ikisinin de beni aldatmış oldugunun kanıtı oluyor sanırım bu..
az önce ne yapacagıma dair tamamen karar verdim. büyük eşyalarımı memlekete yollayacagım kovboya göstertmeden. ablam da bana x şehrinde iş bakıştırcak, o olmazsa y şehrine gidicem.(az sonra şehirlerin adını neden yazmadıgımı anlayacaksınız) hiç haber vermeden, belli etmeden. son gün beraber uyuyalım dicem, o bilmicek son gecemiz oldugunu. sabahında yolcu edicem onu o bilmicek son görüşü oldugunu. gidicem.. numaramı,her şeyimi yok edip gidicem. bu blogun adresini de ona bırakıcam. okusun.. nereye gittigime dair hiçbi fikri olmasın. off, vermesem mi ki.. şimdi bunu okursa yaptıgım gidişin etkisi azalır sanki, artar mı yoksa?! bilmiyorum. düşüncem bu konuda biraz daha..
gidicem burdan, kesin kararlıyım. dokunamam ona, aglarım, midem bulanır. unutamam.. görüntüler dönüyor zaten gözümün önünde, geçmez ki, geçemez.. zaten sonu yoktu. kurtuluşum oldu belki de.
az önce ne yapacagıma dair tamamen karar verdim. büyük eşyalarımı memlekete yollayacagım kovboya göstertmeden. ablam da bana x şehrinde iş bakıştırcak, o olmazsa y şehrine gidicem.(az sonra şehirlerin adını neden yazmadıgımı anlayacaksınız) hiç haber vermeden, belli etmeden. son gün beraber uyuyalım dicem, o bilmicek son gecemiz oldugunu. sabahında yolcu edicem onu o bilmicek son görüşü oldugunu. gidicem.. numaramı,her şeyimi yok edip gidicem. bu blogun adresini de ona bırakıcam. okusun.. nereye gittigime dair hiçbi fikri olmasın. off, vermesem mi ki.. şimdi bunu okursa yaptıgım gidişin etkisi azalır sanki, artar mı yoksa?! bilmiyorum. düşüncem bu konuda biraz daha..
gidicem burdan, kesin kararlıyım. dokunamam ona, aglarım, midem bulanır. unutamam.. görüntüler dönüyor zaten gözümün önünde, geçmez ki, geçemez.. zaten sonu yoktu. kurtuluşum oldu belki de.
izmir fahişesi!
kovboy ben memlekete gittigimde biriyle yatmış! yüzüne bile bakmıyorum. bitti..
eger ki orospu isteyen varsa izmirde, kızın adını verebilirim. gidin sikin orospuyu. amın karısı ilk günden koynuna girmiş ve utanmadan da itiraf ediyor bunu! verici yani. alıcı varsa isim soyisin ulaşım falan her bilgisi ulaştırılır. itinayla!!
Kaydol:
Yorumlar (Atom)

