21 Mayıs 2013 Salı

sus, bir şey söyleme, müziği hisset ruhunun derinliklerinde

bir şeyleri hep kendi elimizle kaybediyoruz aslında. aceleciliğimizden, vurdumduymazlığımızdan, sonunu düşünmediğimizden... hep istiyoruz, hep çoğunu, daha fazlasını, en mükemmelini istiyoruz ama bunun için ne kadar çaba sarf ediyoruz belirsiz.
 de çaba sarf etmekten, isteyip isteyip ulaşamamaktan, hep melankolik bir edada salınıp durmaktan, kimsesizlikten en çok ne yapacağımı bilmemekten ötürü tasalanıyorum. düşünmek istemiyorum aslında ben, formüller uygulamak istemiyorum, stratejiler üretip karşı stratejileri çürütme çabasına girmek istemiyorum. ben yaşamak istiyorum. o sevdiğim insanlara sarıldığım hazla, huzurla dolu bir göğüsle sonsuza kadar tebessümlü suratımla... sonsuz hatta uçsuz diyarlara gidebilmek istiyorum bir göğüs göğsümde atarken. kalp atışlarımızın senkronizesinden dünyanın uğultusunu fark etmemek, düşünmemek istiyorum.
 onun bende bütünleştiğini bilip aklından geçenleri sorgulamadan huzurla kollarımda uyumasını istiyorum. o noktada kilitlenip, o noktada dondurulup, uçsuz bucaksız sonsuzluğa, yokluğa ulaşmak istiyorum.. evet tam anlamıyla bunu istiyorum. kalbimin acıyıp durmasından aldığım hazzın yerini sessiz bir huzurun kaplamasını istiyorum. huzur, sessiz bir huzur..

17 Mayıs 2013 Cuma

sıkıntı

neyin dogru neyin yanlış olduğunu çözemez oldum. kimliğimi tamamiyle yitirdim. çok gülüyorum ki ben kendi halinde asık suratlı bir insan iken herkesle konuşuyorum. herkesle konuşmayı bırak çok mutlu çok güleç çok neşeli falan görünüyorum.. ha bi de orospu gibi göründüğümü de belirtmeliyim. tabi insanlar yaşamıma dair bi fikir sahibi degiller, kişiligime, onuruma, incinmiş gururuma.. menfaat çıkar ve dedikodu peşindeler.. görünen et parçasının altında yatan ruhum hiç kimseyi ilgilendirmiyor. evet sophia nın kalçaları, gögüsleri, verir hacı bu.. yaklaşık 9 aydır memleketteyim ve yüzbinlerce insan çıktı karşıma, çogunu azarladım, denemeye çalıştım tiksindim, dalga geçtim, egledim.. ayrılık acımı bi nebze kurtardım ve yeniden birilerine ilgi duyabilecegimi hissettigim an yine bu engelle karşılaştım.. ben sevilesi bi insan degilim. ben sadece cinsel olarak görülen bi insanım. "çekici" imiş.. koduğumun çekiciligi.. "güzel" miş.. koduğumun güzelliği.. bazen suratıma kezzap döküp alt tarafımı da diksem mii dedigim bile oluyor. o zaman mutlu olur muyum acaba? o zaman insanlar bedenimden önce ruhumu görmeyi başarırlar mı?kodugumun kovboyu da halen şifresini degiştirmedi, halen takip ediyorum zaten tuz birer niyetine.. ama artık eskisi kadar canımı acıtmayı başaramıyor. sanırım ondan yana iyileşiyorum. ama sonuç olarak halen yalnızım. 26 yaşına gelmiş bir kız kurusuyum. kpss ye hazırlanıyorum, dershaneye gidiyorum. orda kantinci amca var, yaşı büyük tonton bi amca.. yakın arkadaşım maki ve ben yapışık ikiz gibiyiz dershanede. geçen gün muhabbet ederken bize şey dedi "sizin ikinize baktıklarında erkekler farklı farklı yanlarına hitap edersiniz" meraklandım sordum nasıl abii diye. maki ye döndü sen dedi içindeki çocuğa hitap edersin, çocuk yanını çıkarırsın bana döndü senin de dudaklarından öpmek ister her erkek... sokayım abi dicektim. sokayım ben kendime...